16/02/2010 - 13:33
Japonya’da 1914 yılında kurulan Ulusal Tasarım Konseyi’ne sadece özel şirketler değil, aynı zamanda devlet de destek vermişti. Aradan geçen 96 yılda Japonya topraklarına iki tane atom bombası bile atıldı. Sadece maddi değil, aynı zamanda yaratıcı beyinlerin de manevi zarara uğradığı 2. Dünya Savaşı sonrasında ise, Japonya, tasarım sayesinde bugünkü seviyesine geldi.
Teknoloji, bilim, havacılık, uzay ve birçok alanda önde gelen insanlar yetiştirirken, Dünya’nın en önemli markaları da Japonya’dan çıkmıştır.
Gelelim Türkiye’ye.
Geçen sene ilk defa yürürlüğe giren Ulusal Tasarım Konseyi Kararları ile, nihayet bizim de bir Tasarım Konseyimiz (!) var. Tasarımcının ne olduğunu bilmeyen tüm bünyeler için, bir yandan Grafikerler Meslek Kuruluşu (GMK) bir yandan Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (ETMK), bir diğer yandan ise Moda Tasarımcıları Derneği (MTD) var. Meslek Kuruluşu, Grafikerlik, Endüstriyel Tasarımcılık… O kadar uzak görünüyor ki bizim ülkemizdeki kavramlar birbirlerine.
Demek istediğim:
Tasarım, farklı disiplinlerden oluşan bir yapı. Hemen disipliner bir yapı olduğunu çıkarmayın bu söylediğimden. Tasarım, sadece Grafik Tasarım değil, aynı zamanda Otomotiv Tasarımı, aynı zamanda Bilgi Tasarımı, Bina Tasarımı, Sergi ve Vitrin Tasarımı, Deneyim Tasarımı, Mağaza Tasarımı, Çalışma Ortamı Tasarımı, Paketleme Tasarımı, Ürün Tasarımı ve Etkileşimli Tasarım. İşte tasarım, aslında bu farklı disiplinlerden oluşuyor. (kaynak: http://www.designersnetwork.co.uk)
Yani Türkiye’de tek başına “Tasarımcı” deyimini kullanmanın alemi yok, çünkü öyle biri yok (Faruk Akın dışında sanırım, çünkü kendisi Dünya’nın 190 büyük tasarımcısından biri olarak gösterilir).
Grafik tasarımcı. Sadece web sitesi mi yapıyor? Ya da bir broşür ya da dergi tasarlıyor?
Dünyada Grafik Tasarımcı titrinin anlamı, müellif olma durumudur. Yani, fikrini geliştirir, tasarımını planlar, yapar, uygulanabilirliğini ölçer, pazarlama stratejisini geliştirir, satar ve danışmanlığını yapar.
Yani, ismi çok duyulmuş bir reklam ajansındaki bir Sanat Yönetmeni’ni ele alalım. Fikrini bulur. Photoshop da tasarımını yapar. Kod yazar mı? Uygulanabilirlik ölçer mi? Strateji geliştirebilir mi ya da geliştirir mi? Pazarlamasını yapabilir mi ya da fikir verebilir mi?
Bize kalsa, herkes “logo” yapar. Kime sorsan tasarımcı. Gece dışarı çıkarsın, The Hall’a gidersin, Otto’ya ya da Public’e gidersin. Biri ile tanışırsın ve ne iş yaptığını sorarsın. Tasarımcıdır.
Bu örnekleri veriyorum, çünkü konumuza geri dönmek istiyorum. Türkiye’de Tasarım Danışma Konseyi.
Türk Tasarım Danışma Konseyi’nin ilk toplantısına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, YÖK, TÜBİTAK, TÜSİAD, TOBB, TPE, KOSGEB, TESK, TİM, TÜRMOB, Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu Derneği, Grafikerler Meslek Kuruluşu Derneği ve Moda Tasarımcıları Derneği’nden temsilciler katıldı. Peki bu insanlardan, temsilcilerden kaç tanesi Tasarım konusunda kalifiyeydi?
Bir kere, sadece Grafikerler Meslek Kuruluşu’na dönsek bile (bugün itibariyle web sitesi çalışmıyor ve beni bu yazıyı yazmaya iten mesele de o çalışmayan web sitesi) Grafiker ile Tasarımcının ayırdına varamamıştır bir Meslek Kuruluşu olmasına rağmen. Grafiker, operatör demektir. Söyleneni yapandır. “Flash of Genius”a sahip değildir. Grafik Tasarımcı ise bilinçaltı ya da ilahi bir şekilde (herkes aynı fikirde değil bu konuda) “ilham”ı yakalayıp “yeni”yi yapandır.
Bu yüzden de ülkemizde tasarım henüz anlaşılamamıştır ve dünya standardında tek bir tasarımcı çıkarabilmişizdir.
Türkiye’de Tasarım ve Değerlendirmesi
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
merhaba,
ben Ingiltere’de dizayn ve marka yönetimi masterı yapıyorum.
Türkiye’nin tasarım alanındaki eksikliği ve uzun vadeli bir stratejiyle Türkiye’ye ulusal dizayn politikası ve devlet tarafından maddi olarak desteklenen bir dizayn kuruluşu (design council-ingiltere) açma konusunda tez yazıyorum.
Bu tezi ingiltere, finlandiya ve güney kore ülkeleriyle karşılaştırmalı olarak yapıyorum ama sorunum Türkiye ve tasarım konusunda çok fazla bilgi bulamıyorum, hatta hiç bulamıyorum. eee çokkk güzel yazmışsın, aynen bu tarz daha detaylı bilgiler yazmam gerekiyor ama bir blog’dan alıntı yapamadığım için, acaba bu konu üzerinde bilgi bulabilceğim kitap, profesyonel bir kişi falan … ayy lütfenn yardım….!!!
Beğendiniz mi?
0
0
Elif merhaba
Öncelikle geç cevabım için üzgünüm, ancak maalesef çok yoğundum bu dönemde. Şimdi cevap yazabiliyorum.
Son birkaç senedir aynı konuyu ben de düşünüyorum. Türkiye’deki Ulusal Tasarım Konseyi’nden bahsettim yukarıda, ancak aktif bir çalışmaya sahip olmadıkları aşikar. Senede iki kere toplanmak gibi bir mottoları var sanırım ancak ne hükümet ne devlet düzeyinde bir etkinlikleri olduğunu göremedim açıkçası.
Türkiye’den Multi-Disciplinary Designer çıkar mı? Bahsettiğim Faruk Akın var. Ancak bir başkası gelmiyor aklıma. Türkiye ve Tasarım alanında yazılmış bir kitap ise maalesef yok, ben de hala zaman zaman bakarım bu konuya.
Belki buradan sorabilirsin, elimden geldiği kadar yardımcı olurum.
Beğendiniz mi?
0
0
çok teşekkür ederim ilgilendiğiniz için..
evet malesef çok sınırlı bilgiye ulaşabiliyorum ki bu tezimin çok yavaş ilerlemesine sebep oluyor.
umarım başarılı bir tez ve strateji sunabilirim, böylece bundan sonra en azından ulaşılabilicek bir bilgi olur =)
tekrar teşekkür ederim
Beğendiniz mi?
0
0
Söylediğim gibi, elimden gelen yardımı yapabilirim.
Buradan birilerine de yönlendirebilirim.
gunerfatih [at] gmail.com adresinden bana ulaşabilirsin.
Sevgiler.
Beğendiniz mi?
0
0
Türkiye’de hangi alanla ilgili “gerçekten” bir iş yapıyoruz ki? Endüstri Mühendisi öğrencisiyim, kaç tane “gerçek” endüstri mühendisi çıkmış bizden, dünyada bir fark yapmış, bilim dalında yeni bir ufuk açmış?
Tasarım Konseyi’ndeki kaç kişinin kalifiye olduğunu sormuşsunuz. Aynı soruyu ben de kendime defalarca sordum. Nanoteknoloji ile ilgileniyorum. Türkiye’nin nanoteknoloji stratejisini ya da bilim stratejilerini belirleyen kaç kişi dünyadaki olaylardan haberdar? 2023 stratejilerimizin kalitesi ortada, bir de yazılalı kaç yıl oldu, hâlâ güncellenmediler.
Türkiye olarak gerçek uzman sayımızı her alanda artırmalıyız.
Blog için teşekkürler.
Beğendiniz mi?
0
0
Merhaba nanotürkiye;
Az önce blogunuzu inceledim ve çok beğendim. Bu blogu 2008′den beri ayakta tutabilmeniz ve bu konuda kararlı davranmanız çok etkileyici.
Yapıcı olmalıyız ve çok çalışmalıyız diye düşünüyorum. Bizden de uzman çıkar, biz arka mahallenin çocukları değiliz ki. Türkiye’nin jeopolitik konumu ve sosyal yerleşimi, neredeyse her bilim dalı için incelemesi ayrı zevkli bir konu. Sadece vizyonumuz eksik.
Vizyon çok önemli, bu da siyaset ile ilgili oluyor ki, sanırım bu konuda yorum yapmamalıyım. Ancak çok umutluyum. Avrupa’nın en genç nüfusuna sahibiz ve hala kendime ve yaşıtlarıma güveniyorum. Aynı şekilde siz ve devşirebildiğiniz belki 3 belki 5 kişi bile, öyle bir “nokta” koyacak ki tarihe, o noktayı Türklerin koyduğunu söyleyecekler.
Düşüncelerim bunlar.
Çok teşekkür ederim ilginiz için.
Beğendiniz mi?
0
0
Fatih bey, blogumu ziyaret ettiğiniz ve beğendiğiniz için teşekkür ederim. İki yıldır düzenli olarak yazmaya çalışıyorum, ve daha önceki yazınızda dediğiniz gibi blog yazmanın çok faydasını gördüm. Kararlılıkla yazmaya da devam edeceğim.
Yapıcı olmalıyız, hep öyle olmaya çalışıyorum. Çalışırsak bizler de başarırız. Fakat “Nasıl çözülecek bunca problem?” diye düşünüyor insan.
Beğendiniz mi?
0
0
Nanotürkiye, blog yazarak kesinlikle çok iyi bir iş yapıyorsun.
“Networking” konusu ile ilgili bir yazı geliyor, yolda. İşte ciddi anlamda efor harcayıp yazdığımız bu bloglar, bize “network” anlamında çok şey kazandırıyor. Bloguna abone de oldum acilen, çünkü nano-teknoloji ilgimi çeken bir konu olmasının ötesinde, pazarlamaya da fazlasıyla uygulanabilir bir bilim dalı. Bu yüzden eğer blogunu okursam, belki aklıma bir fikir gelecektir diye düşünüyorum. Vice versa.
Bu problemler çözülecek ayrıca. Zaman değişiyor. Obama’nın nasıl kazandığını hatırlamalı: “Yes, we can”.
Beğendiniz mi?
0
0
Merhaba,
Tezim için Türk Tasarım Konseyi ile ilgili araştırma yaparken sayfanıza denk geldim. Sorguladığınız konuları birçok insan paylaşıyor gerçekten. Yeterince etkili olacak mı, danışmanlık düzeyinde ne kadar güce sahip olacak bu konsey, şu anda sanırım herkesin aklından geçenler aynı sorular.
Gülay Hasdoğan konseyin ETMK ile ilgili bölümüne ilişkin bir yazı yazmıştı, paylaşmakta fayda görüyorum.
http://etmk.org.tr/blog/genel/turk-tasarim-danisma-konseyine-mesleki-orgutlenme-/
İyi çalışmalar dilerim.
Beğendiniz mi?
0
0
Bana ne iş yapıyorsun dediklerinde ben tasarımcıyım diyorum.
düşünüyor ve tasarıyorum (iş, model, takı, logo, ürün).
görsel işler ile uğraştığımız için yazınsal bir şey ortaya koymuyoruz.
- rengi mavi yapalım 45 derecelik açıyı ver ama çizgiler 90 derece olsun şu resmi dekupe edelim
tamam onuda çizgilere paralel koyalım, sloganı dik yaz, siyah güzel…
sıradan kimseler baktığını da bu tasarım çok güzel gözüküyor, bilinçli yapıldı her aşaması,
ama sosyopsikolojik olarak tahlillerini yazılı metinler halinde yapmıyoruz.
işimizi pazarlarken anlatıyoruz bu rengi bundan kullandık, eğimler bunu çağrıştırıyor…
ama o kadar.
ortak dil oluşturmanın temeli KAVRAMSAL ÇERÇEVElerden geçiyor, Faruk Akın’ın bu konuda disipliner bir çalışması var mı? (varsa bilmiyorum), hiç olmazsa yaptığı işlerin incelemelerini yayınladığı bir mecra, alan.
İyi bir tespit yapmışsınız, ben bu yazılar üzerine yazmaya başlıyorum inşallah.
Beğendiniz mi?
0
0