11/02/2010 - 17:10
“Viral pazarlama, dijital ortamdaki bir ürün ya da mesajın tüketici ya da ilgi sahibi kullanıcı tarafından sosyal çevresindeki diğer potansiyel tüketici ya da kullanıcılara gönderilmesi şeklinde oluşan iletişim ve yayılmadır.”
Bu tek cümlelik açıklamadan daha büyük bir iletişim şekli aslında. Çünkü artık viral pazarlama, sadece gerçek ürünlerden, mesajlardan ya da hikayelerden değil, ‘yeniden canlandırılmış’ görüntüler, mesajlar ve hikayelerden de yararlanabiliyor. Peki bu ne demek?
Yazıda tek örnek üzerinden gideceğim ancak diğer örneklere uygulanabilirliği de mutlaka bulunmakta.
Geçen yılın en ses getiren viral kampanyası, gittigidiyor.com’un “Fulya’dan eski sevgiliye kapak olsun” videosu ve onun getirdikleriydi. Videoda, eski sevgilisinin kendisini en yakın arkadaşıyla aldattığını söyleyen Fulya, eski sevgilisinin eşyalarını gittigidiyor.com’dan satışa çıkardığını söylemişti ve haber bültenlerine dahi konu olan kampanya başlamış oldu.
Kuşkusuz çok başarılıydı – ancak markaya olumlu-olumsuz getirilerini de umarım bir gün yazacağım – insanlar ‘spoof’ larını yaptılar, çok konuşuldu, tartışıldı.
Fulya’yı sinirli gördüğümüz videonun en önemli yanı, bizi inandırmasıydı. “Aldatılmış sevgili”yi simüle ediyordu sözde, ancak “-mış gibi” de yapıyor olabilirdi pekala. Biraz karışık geldiğinin farkındayım, ancak açıklamaya devam ediyorum: “bir hasta düşünün. Hastay’mış gibi’ yapan kişi, yatağa uzanıp bizi hasta olduğuna ‘inandırmaya çalışır’. Ancak bir hastalığı simüle eden kişi ise kendinde bu hastalığa ait semptomlar görülen kişidir.”
Yani, ‘-mış gibi’ yapmakla, simüle etmek farklı şeylerdir. Peki, Fulya’yı gördüğümüz videoda, Fulya ‘-mış gibi’ mi yapmaktaydı, yoksa ‘simüle’ mi etmekteydi. İkisi de değil. Fulya rol yapmaktaydı. Peki, bizi nasıl kendine inandırdı?
Bu soruyu şimdilik cevapsız bırakıp, konumuza geri dönelim.
İnterneti bizden önce keşfeden tüm ülkelerde, reklam ve pazarlamanın önemi 50 yıl önce anlaşılmıştı. Öyle ki: eski Amerikan başkanlarından Richard Nixon, Watergate skandalından sonra, televizyon programlarındaki “close-up” yüz çekimlerin, yüzdeki mimikler dolayısıyla (expression) ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştı Frost’a. Yüzdeki mimikler o kadar önemliydi ki, insanlar bir görüntünün üstünden yıllar da geçse hatırlamaktaydı.
Bizimki gibi reklam ve pazarlamayı sonradan keşfeden ülkelerde ise, televizyonun ne demek olduğu hala tam anlamıyla anlaşılamamaktadır. Çünkü ‘gerçek’ bir mecra ve iletişim şekli olarak televizyon (ki Youtube ile birlikte artık internet de), kitleleri basit anlamdan karmaşık anlamlara kadar manipüle edebilmektedir. Diğer ülkelerin yaptığı, yukarıda bahsettiğim ‘yeniden canlandırma’ olayının önemine ve ‘imaj’ın bir gösterge ya da anlamın yerini alabileceğine iyi niyetle inanmaktır.
Buraya kadar, umarım herşey yolundadır. Çünkü şimdi biraz daha karmaşıklaşıyor.
Sosyal medyayı bu denklemin içine aldığımızda, sosyal medyanın ne anlama geldiğini de sorgulamamız gerekir. Sosyal medya nedir?
Sosyal medya bir deyimdir, insanların kullandığı, hiçbirşey ifade etmeyen bir deyim. Hatta sosyal medya bir kavram bile değildir. Hiçbirşey değildir.
Neyse ki sosyal medya ne anlama gelmektedir sorusunu sormadım. Nedir sorusunu sordum ve hiçbirşey değildir şeklinde cevapladım. Ispatlayalım.
Sinematografı icat eden mucit kardeşler bu icadın ne işe yarayabileceği ya da aradan elli ya da yüzyıl kadar bir süre geçtikten sonra bu aracın nasıl bir toplumsal, kültürel, ekonomik ve politik anlam, içerik ve işleve sahip olabileceği konusunda en ufak bir fikre sahip değillerdi.
Çıkarabileceğimiz sonuç, sosyal medya ne anlama gelmektedir diye açıklayabilsek de, bundan nasıl yararlanabileceğimiz konusunda – her ne kadar çok iyi bildiğimizi düşünsek de – henüz neredeyse hiçbirşey bilmemekteyiz. Bu yüzden de sosyal medya ne anlama gelmektedir sorusu henüz cevaplanamaz.
Dönelim hemen Fulya’ya. “Deliyi bu kadar iyi taklit edebilen herhalde gerçekten delidir” sözünden hareketle, Fulya’nın bizi kendisine inandırmış olmasından dolayı, aldatılanlar olarak kendimizi ona yakın hissettik, ya da aldatılmayanlara dönersek, onlar da bu aldatılmak düşüncesini sevmedikleri için kendilerini Fulya’ya yakın hissettiler. Buradan benim de aldatıldığım anlamını çıkarmakta serbestsiniz.
Oysa günümüzde, Fulya’nın yaptığı rol, kitle iletişim araçları sayesinde gerçeğin yerini almıştır. Farkına varmamız gereken şey, aslında Fulya’nın aldatıldığı gerçeği değil, Fulya’nın aldatılmışlığı gerçeğinin aldatma müessesinin yerine geçmiş olmasıdır. Peki gittigidiyor.com bu sırada ne olmuştur, sadece bir gösterge, küçük bir detay, bir arının sokması ya da damağımızdaki ufak çizik. Dövüş Kulübü’nde Jack’in de söylediği gibi: “Marla, damağımdaki küçük çizik, dilimle oynamasam hemen geçer. Ama oynuyorum, duramıyorum”. Burada Marla, gittigidiyor.com anlamına gelmektedir. Peki öyleyse, Fulya’nın viral videosunun yaptığı etki Fulya’nın aldatılmış olduğu gerçeğini topluma göstermiş olması ise, gittigidiyor.com başarılı bir kampanyaya nasıl imza atmıştır?
Çünkü gittigidiyor.com, Fulya’nın bahsini ettiği eski sevgilisinin eşyaları için bir pazarlama mecrası olmuştur. Yani gittigidiyor.com bir mesaj, bir hikaye ya da bir ürün haline gelmiştir.
Simülasyon da zaten buradadır. Gittigidiyor.com, konu olması gerekirken mesaj haline geldi ise, aldatılmışlık olgusu da insanları birleştiren bir kurum halini almıştır. Çünkü videoyu milyonlarca insanın izlediğini biliyoruz. Yorumları, yazılanları, haberleri hepimiz biliyoruz ve biz de yorumladık, katılımcısı olduk. Aynen Amerika’da “sokaklarda birbirinin yüzüne bakamayan insanlar için yüzyüze bakma enstitüleri” kurulduğu gibi, “birbirine dokunamayan insanların ‘contactotherapie’ye başlamış oldukları” gibi ya da yürümeyi unutanlar için “jogging”in keşfedildiği gibi.
Viral pazarlama olarak yararlanılan bu “Fulya’dan eski sevgiliye kapak” örneğinde olduğu gibi, bir hikaye, aslında “yeniden canlandırıldı”. Varolmayan bir hikaye, var‘-mış gibi’ gösterildi ve bir mesaj verilip ortaya bir ürün kondu, insanlar konuşturuldu.
Eskiden skandallar gizlenmeye çalışılırdı; günümüzde ise tam tersine yaşanan skandalın bir skandal olduğu gizlenmeye çalışılmaktadır. Öyleyse ‘simüle edilmiş’, ‘yeniden canlandırılmış’ ya da ‘-mış gibi gösterilmiş’ hikayeler, mesajlar veya skandallar, politik anlamda insanların vicdan anlayışlarına göre anlamsız da olsa, toplumsal düzene özgü simgesel şiddetin (görseller bütününün) gerçek şiddete dönüştüğünü göstermektedir. Bu sayede de gittigidiyor.com gerçek bir dönüşümde aracılık yapmıştır. Kampanyası da bu sayede başarılı olmuştur.
Bir okuyucu olarak belki son 5 paragrafı yeniden gözden geçirmek isteyebilirsiniz, ancak yazı şu anda bitti. Sonuca geldik:
Viral pazarlama araçlarının toplumsal anlamda geçirdiği bu dönüşüm, bir reklam kampanyasının başarısını ya da başarısızlığını tam anlamıyla gösterir. Çünkü ‘imge’, ‘gerçek’ haline gelmiştir. Bu sayede de viral pazarlama fikrinden çıkan ürün (yani burada Fulya’nın çektiğini söylediği video) insanlar tarafından ‘kedi videoları’na göre daha fazla yayılmıştır.
Saygılar
Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Viral_marketing
http://danzarrella.com/viral-marketing-glossary
Jean Baudrillard – Simülakrlar ve Simülasyon (çev: Oğuz Adanır) Doğu-Batı Yayınları
Viral Pazarlama, Simülasyon ve Başarı Ölçüsü
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Her ne kadar bütün detaylara katılmasam da (özellikle bold bold yazdığın “Hatta sosyal medya bir kavram bile değildir.” lafına da katılmıyorum. Çünkü ortada milyar dolarlık bir sektörün somut ürünleri bile yer almakta iken, sınırları değişken de olsa, sosyal medya somut bir gerçek olarak var olmakta.) güzel saptamaların olduğu, çok konuşulmuş, ölçütlere göre başarılı/başarısız olan bir ürünü değişik açılardan sorgulayıp kişiye göre yorumlanabilecek bir analiz yapmışsın. İyi de etmişsin.. Takipteyim..
Beğendiniz mi?
0
0
Teşekkür ediyorum Tolgacım bu bloga gelen ilk yorumun için öncelikle.
Sosyal medya nedir sorusunu cevapladım sosyal medyanın hiçbirşey olmadığını söylerken aslında. Sosyal medya ne anlama gelir sorusunun da ucunu açık bıraktım. Ancak, sosyal medya ürünleri nelerdir ya da sosyal medyanın anlam, içerik ve işlevi nedir sorularına hiç girmedim. Bir dahaki yazılarımda daha detaylı yazacağım bu konulardaki fikirlerimi de.
Ayrıca yazıda örnek üzerinden gidip, aslında viral pazarlama ürünlerinin toplumsal anlamdaki etkileri, o kampanyaların başarılarını ölçer demeye çalıştım.
Elbette sosyal medya var, somut ürünleri de var, sınırları da değişken, kimi zaman bağlı.
Bekle bir dahaki yazıları, henüz blogumdaki ilk yazıyla Türkiye’de bu işin eksik yapıldığını söylersem, hiç takipçim olmazki, değil mi?
Beğendiniz mi?
0
0
Tamam tamam, zamanla giydirecen anlaşıldı
Beğendiniz mi?
0
0
çok güzel bir paylaşım tşk.
Beğendiniz mi?
0
0
Paylaşım için tşkler.yararlı bilgiler.
Beğendiniz mi?
0
0