23/02/2010 - 10:30
*Başarısız Yetenek
Başlığa bakarak “nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyim. Cemal Süreya değil elbette başarısız yetenek olan kişi, Süreya, başarılı yeteneklerden. Açalım konuyu en iyisi.
Konumuz sosyal medya, yani insan. Ve insan, daha önce hiç görmediği en güzel kitabı, en güzel kadını, en güzel çölü gördükten sonra kendi kendine şöyle der: “Yaşamın geri kalan bölümü burada başlıyor”. Yani, başka olan herhangi bir şey, bir kitap, bir kadın ya da bir çöl oluyor. Bu sayede de yeniden yaşamın kendisi oluyor. Kısacası her insan bir yaşam. Ağdalı cümlelerimin tek derdi, insanın yaşam olduğunu anlatana kadar, yaşamın sistem olduğunu anlatmaktı.
Schopenhauer’ın söylediği gibi: “Yetenek başkalarının vuramadığı hedefi vuran nişancı gibidir; dahi ise başkalarının göremediği bir hedefi vuran nişancı”. Yetenek, bir kimsenin herhangi bir şeyi anlama ve yapabilme niteliğidir. Çoğu filozof ve psikologa göre doğuştan gelir.
Ancak her yetenekli insan başarılı olamayabilir. Yetenek, aynı zamanda bilgi ile desteklenmelidir. Burada bilgi, yetenekli olan kişinin “analiz” ve “sentez”lerini doğruya daha da yaklaştıracaktır. Bu yüzden bilgi ile donatılmayan bir yetenek çoğu zaman başarısız olacaktır.
Bu yazımda örnek olarak, çok sevdiğim şair Cemal Süreya’yı seçiyorum. Benim için bir sürü hatırası olmasının yanında, şu dünyada şiirlerini sevdiğim ender şairlerden biri kendisi.
Cemal Süreya, Türk edebiyatının en özgün sanatçılarından biri olmasının yanında hem Maliye Müfettişliği hem de Darphane Müdürlüğü gibi görevlerde de bulunmuş olan bir devlet memurudur. Sadece şiir yazmakla kalmayıp, yön verdiği diğer İkinci Yeni akım şairlerine örnek olsun diye denemeler ve eleştiriler de yazmıştır. Şiirlerini ise zaten birçok insan bilir.
Cemal Süreya’dan bahsetmemin sebebi, Süreya’nın sadece bir yetenek olmadığından ileri geliyor. Süreya, başarılı bir yetenekten hariç, yayınladığı Papirüs isimli dergiyle bir yandan edebiyata yön verip bu anlamda trend belirlerken, bir yandan da diğer şairleri peşinden sürüklemesi ile de vizyonerdir. Bunların tamamı ise, Erzincan’da doğmuş olmasına karşın, Paris’e kadar uzanan yaşam yolculuğundan ileri gelir. Bilgiye her zaman açtır Süreya.
Buraya kadar, eminim ne anlatmak istediğimi anlamışsınızdır. Yetenekli olan kişi, aynı zamanda yenilikçi (yani vizyoner), hem de bilgili ve donanımlı olmalıdır başarılı olmak için.
Süreya örneğini alıp, günümüz Türkiye’sinde, Reklam ve İletişim sektörüne uyarlayalım şimdi. Hatta konumuzu daha da spesifik hale getirip, interaktif ajanslara indirelim.
Elbette ülkemizde dijital pazarlama anlamında çok güzel işlere imza atılıyor her gün ve biz de beğendiğimiz işlere elimizden geldiğince hakkını vermeye çalışıyoruz. Ancak, her işte iyi olan olduğu gibi, kötü olanlar da var. İyi fikirlerin arkasına sığınıp, işletme ya da pazarlama anlamında eline yüzüne bulaştıran da var.
Demek istediğim, her ne kadar fikir üretme zekasına (yaratıcı zeka) sahip olsalar da, bu yaratıcı zeka, bilgi olmadan hiçbir yere varmayacaktır. Örnekleri her gün görüldüğü gibi, silinir, giderler. Bunun “yaşamsal bir elektrikle” fazlaca ilgisi var. Bu yaşamsal elektrik meselesini unutmayın. Az sonra geri döneceğim, ancak önce, Jean Baudrillard diyor ki:
“En güzel şeye rastladığınızda eğer diğer her şey size önemsiz gibi görünebiliyorsa, en kötü kitabı okumuş olmak, en değersiz görünümü görmüş olmak, en çirkin kadına rastlamış olmak gibi tersi durumlarda kaçınılmaz olarak neden aynı şey yapılmıyor? Bir yetkinlik, dolayısıyla da anlamsızın, değersizin, kabanın, bayağılığın mutlaka bir sınırı olmalı, öyle ki bu sınırın ötesinde bile beklenecek hiçbirşey bulunmamalı.
Gerçekte böyle olmuyor. En kötüyü gördükten sonra insan şöyle demiyor: Ey zaman, dur, artık geçme! Hiçliğin esrimesi yok.”
Baudrillard’ın bu anlamda söylemek istediğini ben şu şekilde yorumluyorum: “İyi şeyleri önemsemekten öte, kötü olanları önemsememek gerek, çünkü kötü olanın sınırı yok.”
Yaşamsal yeteneğe tam bu noktada geri dönersek, şimşekleri düşünmenizi isterim. Şimşekler toprağa düştüklerinde, yaşamsal bir elektriği toprağa verirler ve tohum saçarlar etraflarına. Aynı şekilde her kazanın (Çernobil gibi) ya da felaketin (Katrina gibi) enerjisi de uzun yıllar boyunca tohum gibi saçılır (olumsuz anlamda). İşte bu kaza ya da felaketlerin yayılmasınlar diye önlenmesi, şimşeklerin düşüşünün ise düzgünce kontrol edilmesi gerekir. Sosyal Medya Kampanyalarının ana stratejisi de bu olmalıdır. Çünkü her kampanya, olumlu yorumları fazla da olsa, olumsuz yorumlara da sahiptir ve Planlama bunları kontrol etmek için vardır. Doğru yapılmayan planlama ise yayılır ve kötü tohum saçılmış olur.
Bu yüzden de, iyi şeyler hakkında yazı yazmaktansa, kötü olana diğer insanlar, bildikleri dahilde (bildikleri kadar) eleştiride bulunmalı. Nitekim, eğer yanlış gördüğümüz (öyle düşündüğümüz, naçizane) şeyleri düzeltmek (genel yargıya göre, ki bu da insan okumaktan geçer) gibi bir niyetimiz ya da isteğimiz yoksa, yeteneğimiz olsa bile başarısız oluruz.
Kampanyalar hazırlanırken stratejilerinin en önemli yerde olması gerekir. Yoksa kampanya fikri iyi de olsa ya da çalışanlar yetenekli de olsa, pratikte gömülürler.
İşte bağlamak istediğim nokta buydu.
Bu yüzden, ülkemizde, yaratıcı anlamda daha kaliteli işler görmek ve uygulanabilirlik ve devamlılık anlamında da akılda kalıcı, zeka kırıntılarına sahip işler görmek çok daha mutlu edecektir bizi. Kafa açacaktır.
Madem Cemal Süreya’dan örnek verdik, onun güzel şiirlerinden birini de yazımızın sonuna eklemek farz oldu bence. Çok sevdiğim bu şiir, bir yandan içinde bence bir espri de barındırıyor yaratıcı zekaya ve yeteneğe sahip olmayanlar için. Naçizane.
SAN (1957)
kırmızı bir kuştur soluğum
kumral göklerinde saçlarının
seni kucağıma alıyorum
tarifsiz uzuyor bacakların
kırmızı bir at oluyor soluğum
yüzümün yanmasından anlıyorum
yoksuluz gecelerimiz çok kısa
dörtnala sevişmek lazım
Unsuccessful Talent* ve Cemal Süreya
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
merhaba, yazınızı çok beğendim elinize sağlık. bunun dışında belki ilginizi çekebileceğini düşünerek size artshop yayınlarının papirüs’ü ilk sayısından itibaren ilk basılmış şekliyle tekrar bastığını söylemek istedim. eğer edinmek isterseniz mephistoda satılmaktadır.
Beğendiniz mi?
0
0
Kadir bu çok güzel bir haber. İnanılmaz güzel bir haber. Mephisto tam şu an açık olsa, gidip alırım her birini ve yarın sabah yapacağım ilk iş bu olacak. Çok teşekkür ederim.
Beğendiniz mi?
0
0