24/03/2010 - 12:07
Dün akşam Eray Endeş ile birlikteydim. Kendisi Bloglama ekibinden olduğu gibi, Blog Ödülleri’ni düzenleyen ekibin de başında. Aynı zamanda NTV’nin Yeni Medya Sorumlusu.
5-6 gün önceden kararlaştırdığımız bu buluşmada hem Bloglama, hem Blog Ödülleri hem de sektörden bahsedecektik. Ancak 3 saate yakın, Cihangir Kahvesi’nde çaylar eşliğinde yaptığımız bu görüşme ile ikimizin de oradan yorgun ama mutlu ayrıldığımız da kesin.
Özellikle Blog Ödülleri ile ilgili bir şeyler yazmak istedim Eray’ın anlattıklarından sonra, kendisine de sordum, bunlar hakkında yazabilir miyim diye. Yazabileceğimi söyledi.
En baştan başlamamız lazım, blogların neden önemli olduğundan.
Bloglar, sadece okuyucularına bir şeyler öğretmekten ziyade, yazarlarına da bir sürü şey öğretiyor, unuttuklarını da hatırlatıyor. Meşgul Sinyali’ni yazarken görebiliyorum bunu, 7-8 sene önce okumuş olduğum kitapları çıkarıp, oradan hatırladığım bölümlerin üstünden geçiyorum ki, yazarken yanlış yapmayayım diye. Ancak bir bakıyorum, daha fazlasını unutmuşum meğerse ve onları da hatırlıyorum.
Blogları sayesinde insanlar iş buluyor. İşte yine kendimden biliyorum örneği, Tick Tock Boom’dan ayrıldığım dönem yazmaya başladığım bu blog sayesinde 6-7 farklı ajanstan görüşme talebi aldım ve bunu değerlendirme halindeyim.
Aynı şekilde blogları sayesinde iş yapıyor insanlar. Kimi freelance tasarımcılar, tuttukları bloglar sayesinde yeni müşteriler ediniyor.
Blogları sayesinde insanlar “networking” yapıyor, zaten en önemli olanı da bu. Herhangi bir blogger etkinliğinde ya da direk sanal âlemde, insanlar birbirleri ile tanışıyor ve fikir alışverişinde bulunuyorlar. Bir etkileşim ve aynı zamanda sektör de ivme kazanıyor.
Şirketler için de ne kadar önemli bir olgu olduğunu “Neden Kurumsal Blog? Nasıl Kurumsal Blog?” yazımızda anlattık keza.
Bloglar aynı zamanda okuyucularına bambaşka bir perspektif kazandıran olgular.
Daha bir sürü ufak ya da büyük kazancından bahsetmeyeceğim. Kimileri için reklam kapısı. İyi içeriği olan bir blogun reklam geliri de iyi ve bloggerlık kimileri için bir meslek.
Blog Ödülleri organizasyonu her sene “feedback”ler ile daha da güzel ivme alan bir oluşum. Ben de zaten 2 sene önceki ilk blog ödüllerinden beri takip halindeyim, ancak bu sene geldiği nokta, gerçekten de takdire şayan. İlk sene 10 kategori varken, geçen sene 14, bu sene ise 17 kategoriye çıkmış durumda. Ancak tabii ki gözden kaçan kategoriler hala var (eğitim ve sinema kategorileri gibi).
Aynı şekilde geçen sene açık oylama varken ve bu manipülasyona açık haldeyken (manipüle edilmişken), bu sene ise ilk seneki gibi kapalı oylama yapılacakmış.
Ben de merakımdan sormuş bulundum, “neden?” diye.
Eray’ın bana samimiyetle açıkladıklarını anlatayım: Geçen sene, oylama açık haldeyken ve SMS ile doğrulama olayı yokken, aynı kişi, mail adresinin sonuna 1-2-3-4-5 gibi rakamlar eklemek suretiyle bir sürü farklı mail adresinden üye olmuş ve kendi bloguna oy vermiş, işler böyle olunca da 6 kişilik bloglama ekibi toplamda 36.000 oyu tek noktadan kontrol ederek (ki 24 saatlerini almış bu) geçersiz olduğu bariz olan oyları silmişler. Bu oy silme işlemi bittiğinde ise, herkes “içinin rahat olduğunu” söylemiş ve güzele bağlanmış konu.
Eray ile konuştuklarım şimdilik yeter (Eray, lütfen kusura bakma).
Eray ile her ne kadar arkadaş olsam da, meselelere objektif bakabilme yetimi kaybetmek gibi bir niyetim yok. Dün akşam ona da söylediğim gibi, Blog Ödülleri’nin site tasarımı, “user experience” anlamında ve tasarım olarak da iyi olmamış dedim. “Doğru Fatih” dedi. Bloglama’nın sayfası da zaten template dedim, “haklısın Fatih” dedi. Bunun üstüne hatta Bloglama’nın sayfasını ben tasarlamak istiyorum dedim, ki 10 Nisan’dan öncesine yetiştireceğime dair de söz verdim. Site yeni tasarımı ile döndüğünde size de buradan haber veririm.
Diyeceğim o ki: ne olursa olsun, Blog Ödülleri ekibinin yapmaya çalıştığı bir şey var ülkemiz için. TV kanallarında bile reklamı çıkan Blog Ödülleri yarışmasının, 3. senesinde geldiği noktada ancak bu kadar profesyonel olabilirdi.
Blog Ödülleri’nin yapmaya çalıştığı (bazen de yapamadığı, profesyonel olsalar da bu konuda amatör ruha sahip insanlar yapıyor bu işi) iş, Türkiye’ye özel ciddi bir blogosfer oluşturmak ve blog yazarlarının sahada biz de varız diyebilmeleri. Nitekim şans değil, o yüzden bir blog yazarı diyebiliyor ki, “2009 yılında ben ödül alanlardan değilim, ancak hala en çok hit Blog Ödülleri sitesinden geliyor siteme”. İşte bu, yapılan işin ne kadar doğru olduğunu gösteren ufacık bir örnek. Daha ne örnekler var, siz zaten biliyorsunuz.
Tüm bunların üzerine nasıl olur da, Türkiye’de tek olduğunu bildiğimiz böylesi bir proje onca eleştiri alır? Gelelim bu sorunun cevabına.
Sosyal Medya Persona’sı olan insanların ikinci karakterleri var. İçten içe “ilkel benlik”lerini ortaya çıkarıyorlar. Varolan egoları ise onları durdurmaya yetmiyor. Çünkü sosyal medya artık insanlara güç verdi ve gücün olduğu yerde “güç için savaş” vardır.
Öyle ki, Eray, hiçbir zaman yayınlamayacağı bir cevap bile yazmış o kırgınlıkla, başkalarının koparmaya çalıştığı küçük kıyametlere cevaben. Bana da okudu.
Hiç kimseye buradan özellikle bir şey demiyorum, ancak Türkiye’ye kazandıracağı böylesi fazla güzellik olan bir proje için yazmayı uygun gördüm.
Sevgiler.
Türkiye’de Blogların Önemi ve Blog Ödülleri
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Yazınız çok güzel; ben de bu konuda [ özellikle kişisel blog konusunda... ] bir yazı yazmak istiyordum ki yazıma iyi bir kaynak bulduğum için mutluyum : ) teşekkürler.
Beğendiniz mi?
0
0
Ben teşekkür ederim efendim ilginiz için, takipte kalın
Beğendiniz mi?
0
0
Merhabalar;
Ben de bir blog yazarıyım.
Blog Ödülleri’ne ilk defa katılıyorum fakat pek umutlu değilim. Neden derseniz, insanlar friendfeed gibi sosyal networklerde aşırı geniş bir çevre edinmişler. Benimse gerek işim, gerek okulum açısından friendfeedde takılma imkanım yok. Yani zorunlu olarak içine kapanık bir blog yazarı sayılırım. Ama şunu söylemeliyim, gerek üslubumla, gerekse tasarımımla (ki blogum blogger üzerindedir) BÖ!2010′da bir yerim olduğunu düşünüyor ve kendime güveniyorum. Tek hoşuma gitmeyen nokta, sanal bir çevrem olmaması. Takdir edersiniz ki reel çevremizde internetle alakası yalnızca facebookla sınırlı insanlar var. Onların bana oy vermesi, deveye hendek atlatmalarından zordur. Sağlık olsun diyelim. Bu arada güzel yazı olmuş…
Beğendiniz mi?
0
0
Merhaba Sezer;
Söylemeliyim ki, sosyal ağlar mutlaka blogunun okunmasına daha da yardım edecektir. Ancak sosyal ağlarda fazla vakit geçiremiyor olman, blogunun degerinin anlaşılmayacağı anlamına gelmez.
Şöyle ki: blog-okuyucu ilişkisi, yazıda da bahsettiğim tutkulu bir ilişki. Ve bu tutkuyu, ancak blogunu güncelleyerek sağlayabilirsin. Şahsen ben, blogumda yazanlarla ilgili olmayan kişileri hedef kitleme dahil edemem. Hedef kitlem belli çünkü. Sen de kendine hedef kitle belirlemelisin ve bu hedef kitleye dair yazılarını her daim güncellemelisin.
Blogunun tanınması, sadece sosyal ağlar yolu ile olmaz ayrıca, arama sonuçlarına bağlı olarak, insanların ağızdan ağıza yapacağı önermelerle ve belki kullanıyorsan Facebook sayesinde bile rahatlıkla olur.
Bu arada bloguna baktım az önce, farkettim ki ben bu bloga daha önce girmiştim, hatırlamıyorum nereden girdim, ancak bloguna baktım. Bak, ben hedef kitlenin içindeymişim
Başarılar dilerim.
Beğendiniz mi?
0
0
“Bu arada bloguna baktım az önce, farkettim ki ben bu bloga daha önce girmiştim, hatırlamıyorum nereden girdim, ancak bloguna baktım. Bak, ben hedef kitlenin içindeymişim
”
Bu son cümle beni mutlu etti gerçekten
Tavsiyeleriniz doğrultusunda hareket etmeye çalışacağım.
Sağolun
Beğendiniz mi?
0
0
Blog Ödülleri’ne bilim blogları kategorisi lâzım bir de.
Beğendiniz mi?
0
0