16/02/2010 - 20:23
Hazır bu aralar pek de popülerken, teori sahiplerine Nobel ödülü dahi kazandıran bu etkiyi, bir de Türkiye’deki Sosyal Medya Takibi yapan şirketlere uygulamak istedim.
Dunning-Kruger Etkisi teorisi, en basit haliyle “cehaletin, gerçek bilginin aksine, kişinin kendine olan güvenini artırdığını” savunur. Yani belli bir konu hakkında bilgisi olmayan kişi, bu konudaki bilgili insanların aksine, o işi yapabileceğine daha fazla inanır ve kendine güveni de buna dayalı olarak artar.
Yukarıdaki bilgiyi, Türkiye’deki Sosyal Medya olgusu ile bağlayalım.
Türkiye’de, maalesef Sosyal Medya ve doğal olarak Sosyal Medya Takibi yanlış algılanmakta. Tabii ki bu benim görüşüm, kimse ile aynı fikirde olma zorunluluğum yok ne de olsa. Bunu açıklayabilmek için önce sosyal medyadan, sonra ise Türkiye’deki gelişiminden söz etmek lazım.
Son 1 senedir, her gün biraz daha fazla duyduğumuz bu “Sosyal Medya” terimi, televizyon, sinema, müzik, kitaplar gibi medya malzemelerinin bize iletilmesi (tek yönlü) döneminin ardından, insanların da dahil olduğu (power to the people) iletişim (çok yönlü) dönemine geçtiğimizde ortaya çıkmış, geleneksel medya araçlarının etkileşime kavuşması gibi de algılayabileceğimiz bir olguyu anlatıyor.
Günümüzde de bu sayede her birey, yayın tekelinden bağımsız kendi içeriğini oluşturabiliyor. Yani sosyal medyanın kilit kelimeleri: iletişim ve içerik.
Aynı zamanda sosyal medya, insanların birbirine daha kolay ulaşabileceği bir mecra sunarken, bir yandan da herkesin içerik üretim prosesine dahil olmasını sağlıyor.
Türkiye’de ise tam anlamıyla değil.
Türkiye’de, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından kapatılan site sayısı 6.000’i geçmişken ve bu sitelerden biri de, Google’dan sonra en çok kullanılan arama motoru Youtube iken, sosyal medyanın varlığından tam anlamıyla söz edilemez diye düşünüyorum. Her ne kadar insanlar Youtube’a girmenin 1001 yolunu bulmuş olsa da ve Youtube’u tam teşekküllü kullanabiliyor olsak da, yasaklı durumda olabilmesi bile içeriğe ve iletişime vurulan bir çekiçtir ve aynı şekilde her içerik üreticisi tarafından manipüle edilmesini sağlar.
Sosyal Medya’nın Türkiye’de yanlış anlaşılmasının sebeplerinden bir diğerini ise ancak sonuçlarından biri ile açıklayabiliriz sanıyorum. Türk kullanıcılar, sosyal medya mecralarını suistimal ediyorlar. Hem sebep hem de sonuç olarak görülebilecek bu olgu da, aynı şekilde Sosyal Medya terimine başka bir anlam yüklüyor. Türk ünlülerin ve gazetecilerin Twitter kullanmaya başlamaları ve sosyal duruşlarını bir anda istemeden kaybetmeleri ya da isteyerek değiştirmeleri de bunun sonuçlardan biri. Yani her sebebin sonucu olduğu gibi, sonuçlarından sonuçları var. İşte bu yüzden de manipülasyon devam ediyor.
“Sosyal Medya”dan, bizim ülkemizde tam anlamıyla söz edilemez. Çünkü Türk kullanıcılar sosyal medya platformlarında neyi paylaşacağını şaşırdı. Açıklayalım:
Influencer olgusu
Türkiye’de “tanrı-yazar” statüsünde popüler kültürün bir parçası olan neredeyse herkesin bir Twitter hesabı var artık. Bu kişilerin her biri de “Influencer” haline geldi sonuç olarak. Diğer kullanıcıların alışkanlıklarını etkileyen bu olgu yüzünden, Twitter’a “günaydın” tweetleyen bir ‘influencer’, takipçilerini de “günaydın” tweetlemeye itiyor. Birbirini her gün iş yerinde ya da haftasonunda gören kullanıcılar, artık Twitter’ı bir paylaşım ortamı olmaktan çıkarıyor ve “instant messaging” formatına sokuyor. Bu yüzden de Sosyal Medya Takibi manipüle oluyor (amiyane örnekler verdiğimin elbette farkındayım, ancak en kolay dilde bu şekilde yazılabilirdi).
Sosyal Medya Takibi yapan şirketlerdeki bu manipülasyon da, uygulamasal anlamda sorunlara ve otomatizasyondaki yetersiz raporlamaya sebep oluyor. Nasıl mı?
Türkiye’de, Sosyal Medya Takibi yaptığını söyleyen şirketlerin çoğu, otomatik sistemler kullanmak yerine, Google, ya da başka belli başlı sosyal medya arama motorlarını kullanıyor. Twitter ve Friendfeed gibi sosyal ağların da API’lerinin açık olması sosyal medyanın, sadece Twitter ve Friendfeed’den ibaret olduğu sonucunu ortaya çıkarıyor. Oysa blogları, forumları, video paylaşım sitelerini ve birçok siteyi takip etmek, bu iş otomatize edilmediği sürece imkansız.
Tüm sorun da burada bir kere daha başlıyor zaten. Sosyal Medya’nın yanlış anlaşılması Sosyal Medya Takibi’ni şirketlerin yanlış yapmasına yol açıyor. Takibi yanlış yapan şirketler de, kurumları, markaları, kişileri Sosyal Medya konusunda yanlış yönlendiriyor. Tam bir kısır döngü söz konusu, çünkü kurumlar, markalar veya kişiler Sosyal Medya’yı etkisiz kullandıklarında da kullanıcı yanlış yönleniyor.
Sosyal Medya Takibi yapan şirketlerin çoğunun, “en iyi biz yapıyoruz” demesi, işte tam da bu yüzden Dunning-Kruger Etkisi yüzünden. Yanlış yönlendirmeler, yanlış sonuçlara ve yanlış raporlamalara yol açıyor. Sosyal Medya’da reaktif ve/veya proaktif müdahaleler de bu yüzden ya etkisiz kalıyor ya da yerini bulmuyor.
Eminim söylemek istediğimi anlamışsınızdır.
Gelelim tüm bunların yol açacağı sonuçlara. Diyorum ki: “Sosyal Medya elitleşecek, yeniden”.
Çünkü insanlar her gün biraz daha fazla diğer hayatlara doyuyor. Cahil olanın, Sosyal Medya ve Persona yazımda da anlattığım gibi bilgiye olan açlığı ortaya çıkacak ve bilgi değer kazanacak, içerik değer kazanacak, yeniden.
Hazır, bloglarımızın kalitesi günden güne artıyor ve forumlar biraz daha fazla insanları sosyal varlıklara çeviriyorken, elitleşmekten daha fazlası da düşünülemezdi.
Ancak bu konudaki düşüncelerimi yarın detaylı olarak yazacağım ve güzel dijital sözlüğümüze bir de terim ekleyeceğim. Yarını bekleyin.
Türkiye’de Sosyal Medya, Dunning-Kruger Etkisi ve Elitleşme
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Yazıyı çok beğendim. Son zamanlarda okuduğum “içi dolu” birkaç yazıdan biriydi. Takipte kalacağım bundan sonra.
Beğendiniz mi?
0
0
Teşekkür ederim Taci. Umarım yarın yayınlayacağım yazımla da bu konunun devamını getireceğim.
Ayrıca ben de sosyalmarka‘yı beğeniyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.
Beğendiniz mi?
0
0
kruger ve dunning 2000 yılında nobel değil “ig nobel” ödülü almışlardır.
Beğendiniz mi?
0
0
Semih çok teşekkür ederim.
Neyse ki yazının genel anlatmak istediği konuyu değiştirmiyor, o yüzden yazının üstünde “edit” yapmayacağım, ancak yorumlarda dikkatli bir okuyucu tarafından düzeltilmiş olması çok güzel.
Sevgiler.
Beğendiniz mi?
0
0