28/04/2010 - 10:00
Eskiden, dinden önce büyü varmış ve bir şeyler açıklanamıyorsa, bu durumu, büyü yapıldığına inanan insanlar ile bu büyüyü “yapan” insanlar sahiplenirmiş. Eğer ki kişiye herhangi bir zarar vermeyen bir büyü söz konusuysa da; bu durum büyür büyür yayılır, dinden imandan çıkarmış.
Benim de ancak bir kısmına şahit olabildiğim geleneksel medyanın popülerliği ve yaygınlaşması döneminden sonra; büyü misali ortaya sosyal medya diye bir kavram çıkmış. Bu sosyal medya kavramı da günü boşverin, saatler geçtikçe büyümeye ve insan hayatını tırmalamaya başlamış.
Bu bir masal değil. Hikaye zarflarını kullanarak devam etmeyeceğim. İşin profesyonel sözcüsüymüşüm ya da sadece betimlemelerle konuşmayı sonlandıracakmışım gibi bir niyetim de yok. Entropik konuşmalar ardından, aklıma gelen terimleri listeledikten sonra, ortada bir anlam ve kavram karmaşası yaşandığına karar verdim.
Sürekli bir tezatlık ya da karşılaştırma yaşattığımız bu sosyallikte, gerçekten de bazı şeyler statik, bazı şeyler dinamik iken, bir yandan da tektipleştirmenin yaşandığı mecralarda da özelleşmeye çalışmak.. İşte bu kadar karışık bir durumla karşı karşıyayız. Büyü bile daha somut kalıyor değil mi? En azından bir yerden sonra kitlenip, cevap aramak yerine cadıyı suda boğmak yetiyor.
Kendimizi suya atmadan, sudan izlesek?
Şimdi, takip etmek ana amacımız belli ki. Ama bir şeyleri takip etmek yanında, takip edilmekten hoşlanan kişiler olarak, fikrimizin %40 ila %60lık bir kısmını bu konuda meşgul ettiğimizi düşünüyorum. Hatta sosyal mecralarda geçirilen süreden yana yakıla söz edildiğinde; son sürat yorumları ve sıkıntıları sıraladığımız o zamanlardan daha çok, o mecralardan “artık ayrılacağımıza” karar vererek vakit harcıyor olabilir miyiz?
Olmayan ya da döneme uymayan durumlara sadece politik sebeplerde şahit olmuyoruz anlaşılacağı gibi. En sevilen ve bizden önceki nesillerin de “tercih hakkı olsa hiç düşünmeden sahip çıkacağı” hatta “kullana kullana sıkılacağı” bir devirdeyiz. Sosyal devir.
Peki ya bu sosyalliğe dayanamaz da sağa sola sallanır, ya devrilirsek?
İşte burada takipçiliği kafamıza yerleştirerek devam etmek istiyorum. Takip etmek artık bir yerden sonra avcılık kavramını da ortaya koyuyor. Özellikle bloglar üzerinden giderek “avcı” ünvanını alabilecek spesifik kişiler bulmayı zor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. “İleri” tuşuna basıyormuş da , ne tesadüftür ki hep onu görüyormuşuz gibi, o kişinin birçok blogda izleyici olduğunu fark edebiliyoruz.
Ya da sosyal ağlarda önüne çıkan her grup veya etkinliğe el atan sosyal varlıklardan birçoğu da sizin listenizde mutlululukla yer etmiş oluyor.
Bu kişiler siz de olabilirsiniz tabi. Hem karşıdan hem de kendi gözlerinizden bakalım bu duruma.
Ansiklopedi devrinden sonra hayatta “hammadde” kıvamı dışında “işlenmiş ve basitleştirilmiş” olarak görebileceğimiz birçok kaynağa erişmede kullandığımız sosyal medya, aslında bizim kendimizde bulunan kredimizi de harcadığımız bir ortam. Kullanmayı bilene diyerek kestirip atmak da var. Aynı zamanda faydasını göre göre devam ettirmektense “zamane gençliğiyiz” diyenlerin sözlerini de çarşı pazar duyuyoruz.
Çok çeşitli etnografilerin takip edildiği sosyal medya; ipucu ve yönlendirmelere kulak verildiğinde, yetkili ve “işte bu” denilen sayfaların takibiyle birleştiğinde sizi sizden alıp başka diyarlara götürüp, işte o zaman bulunduğunuz mekan ve statüyü iş,ev yerine harikalar diyarı yapabiliyor. Bu konuda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Yoksa biz; tabii ki evinde “ctrl f5” insanı iken, zaten kendince harikalar yarattığından bahseden arkadaşlardan bir gram şüphelenmemekteyiz.
Dinden girdik, büyüden çıktık. Bir sahil boyu herkesi ve her şeyi takip ettik, sosyal medyada harcadığımız kredimizi hesapladık ve karşımıza çıkan tablodan sanırım artık geleneksel bir veri oluşturamayacağımızı anladık. İşin aslı şu ki, bu sosyalliğe dayanamaz da sağa sola sallanır, ya devrilirsek diye ilk başta sorduk ya. Peki sağa sola sallanırken devrilmesek bile, ya devrileceğimizi yazan bir takipçimiz varsa ve biz bunu takip edememişsek?









(7 kere puan verilmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,86 )
![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
POPÜLER YAZILAR