29/04/2010 - 10:00
Çok uluslu şirketler sadece ürünleriyle değil, oluşturdukları yeni kavramlarla da beni daima şaşırtmayı başarmışlardır.
Küreselleşme kavramıyla neredeyse paralel olarak ortaya çıkan bu şirketlerin en büyük ortak özelliği; bulundukları zamanın değerlerine ve trendlerine uygun etkili pazarlama stratejileri üretebilmeleridir.
Kimseye pazarlama dersi vermek niyetinde değilim, zira haddim de değil. Ancak ufak bir örnek vermem gerekirse; hâlihazırda yüzyıllardır saçlarını sabunla yıkayan insanlar, neden şampuanın icadıyla süregelen zaman zarfında saçlarına sabun sürmez oldu? İlk piyasaya sürülen şampuan, insanların saçlarını zamanın sabunlarından daha iyi temizlediği için mi? Yoksa güzel kokusu ve hoş bir görünüme sahip bol köpüğü yüzünden mi? Aslında cevap basit. Tek sebep, doğru pazarlama stratejilerinin uygulanmış olması. Beni şaşırtan nokta tam da bu; 150 yıl önce bu mantıkla hareket edebilen insanlar ve günümüze kadar gelen şirketleri.
Bu şirketlerin, literatüre soktukları en önemli kavramlardan biri belki de “Marka Yönetimi” kavramıdır. Bu, günümüzde büyük itibar gören “Marka Yöneticisi” ünvanını da beraberinde getirmiştir. Çıtır çerez mezunlar, bu şirketlerden birine kapağı atıp da bu ünvana sahip olabilmek için çok çalışırlar. Aslında pek de haksız sayılmazlar. İtibar, para, çevre üçlüsü; bu ünvanla kolayca elde edilebilir.
İyi de nedir bu marka yönetimi, marka yöneticisi? Bir tane marka var, “gel bunu yönet” diyorlar, sen de gidip yönetiyorsun. Bu mudur? Çoğu insanın düşündüğü kadarıyla durum bu. “kolay yoldan para kazanıyorlar, oh” diyen insanlar tanıyorum.
Marka Yönetimi; içinde araştırma & geliştirme, üretim, lojistik ve tedarik zinciri yönetimi, iş geliştirme, pazarlama ve finans gibi çok önemli ana başlıkları bir araya getiren bir kavramdır. Bakıldığında bu başlıkların her biri için üniversitelerde farklı bölümler ve hatta onların da alt bölümleri var. Bir marka yöneticisinin, bu alanların neredeyse hepsinde uzman olmak durumunda olduğunu düşünürsek; kazandıkları paranın pek de “kolay yoldan” olduğunu söyleyemeyeceğim doğrusu.
Yüz yıl öncesiyle günümüzü kıyasladığımızda hem teknolojik, hem kültürel, hem de sosyal açıdan çok büyük farklar olduğunu görüyoruz. Yüz yıl sonrasıyla şu günlerin arasında çok daha büyük bir fark olacağını bilmek için sanırım uzman olmaya gerek yok. Bu farkın tohumlarını atan en büyük icatlardan biri hiç kuşkusuz “internet” ve günümüzdeki evrimleşmiş haliyle web 2.0′dır.
İnternetin sadece mirc’deki sohbet odalarından ibaret olduğunu sandığımız günlerden; arkadaşlarımızın yaşamlarına entegre olabildiğimiz facebook, o anda ne yaptığımızı veya düşündüğümüzü yazabildiğimiz twitter, arkadaşlarımızla anlık etkileşime geçebildiğimiz friendfeed ve anlık lokasyon bilgimizi paylaşabildiğimiz foursquare gibi web 2.0′ın nimetleri olan sosyal ağlardan faydalandığımız günlere gelmemiz çok da uzun sürmedi.
Sosyal ağların kullanımın bu denli yaygınlaşmasıyla birlikte; radyo, televizyon ve gazete gibi “normal” olarak adlandırabileceğimiz medyanın etkisi gün geçtikçe azalıyor. Kişiselliğin en önemli unsur olduğu sosyal ağlar, yeni nesil “köşe yazarları“nı bizlere sunarken; normal medya da, yerini yavaş yavaş “Sosyal Medya“ya bırakmaya ve insanlar, friendfeed’deki herhangi birinin bir ürünle ilgili yaptığı yoruma televizyon reklamlarından daha fazla önem vermeye başlıyor.
Dünya değişiyor ve web 2.0 ile küreselleşme ivmesi gün geçtikçe artıyor. “Marka Yönetimi” yani uluslararası kabul görmüş adıyla “Brand Management” kavramı da kendi alt kollarını yaratıyor. Markalar, artık kendilerini sosyal medyada yönetebilecek uzmanlara ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla çoğu büyük şirket, sosyal medyada bir köşe kapabilmek adına adeta yarışıyorlar. Bazı şirketler ise şimdilik bu değişimi uzaktan izleyerek risk almamayı tercih etseler de asıl riski bu şekilde aldıklarını gözden kaçırıyorlar. Heraklietos’un ünlü sözünü görmezden geldiklerinin henüz farkında değiller: “Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.”
Yeni düzen ile beraber alışılageldik “Brand Manager“ların devri kapanıyor. Yaşasın sosyal medyanın “Brand New Manager“ları!









(6 kere puan verilmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,17 )
![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
POPÜLER YAZILAR