Bu kadar iddialı bir başlıktan sonra, 2-3 haftadır aklımda evirip çevirdiğim bu terimi nihayet yazıya dökebilirim. Ancak bu yeni ve Sosyal Medya’ya yakın zamanda damgasını vuracak terimi açıklamak için, biraz da sanattan bahsetmeliyim.
Sanatta ‘Barok’ ve ‘Rokoko’ dönemlerine kısa bakış
16. yüzyılda başladığı düşünülen ‘Barok’ sanat akımı, akıma tabi olan kişilerin resim, müzik ve heykel alanlarında ürünler vermelerini sağlamıştır. Abartılı hareket duygusu ve net gözüken detayları ile dönemin müzik ve edebiyatında da kendini gösterir.
‘Rokoko’ ise Barok stilinden sonra sanat akımlarına verilen addır. 17. yüzyılın ortalarına doğru Barok stilinde kullanılan doğru çizgilerden meydana getirilen süslemeye karşı tepki olarak doğmuş olan ve barok stilin hatları gibi eğri büğrü çizgili motiflerden ibaret olup Baroktan daha ince ve şekillerinin kıvrımları daha zarif bir stildir. (kaynak: wikipedia)
Yukarıdaki genel bilgiler ile Dünyadaki Sosyal Medya olgusunu birleştirelim şimdi de.
Sosyal Medya terimi (hep terim diyorum ve bunu sonuna kadar savunacağım) iletişim teorisine ve internetin yaygınlaşma dönemine göre henüz yeni bir terim. Sosyal Medya’ya dair üretilmiş olan kavramlar, bilgiler ve stratejiler de aynı şekilde yeni. Bu kimi kavram/strateji/bilgiler ya yeni deneniyor ya da teoride kalıyor. Gerçek anlamda ‘oturmuş’ olan kavram ya da stratejiler, üretilen teorilere göre çok az.
Tabi kavram, strateji ya da bilgiden ne kastettiğimi de anlatmalıyım.
Sosyal Medya kavramı olarak ‘Search Engine Marketing’ olgusunu örnek verebiliriz. Başarılı uygulamalarından biri ise hepimizin aşina olduğu “Google Adsense” olabilir (Google Adsense, aynı zamanda bir strateji olarak da incelenebilir). Sosyal Medya’ya dair bilgilere gelince de, terimin ta kendisi ile neredeyse özdeşleşmiş olan kişilerin yazdığı yazılar örnek verilebilir. (David Meerman Scott, Brian Solis, v.s..)
Yazının devamında bahsedeceğim olgular, gözünüzde görseller canlandırmanız için değil. Elbette bir resimdeki hareketten kastım hareketin görselliği değil, insan aklının yüklediği ‘kavramsal’ bir hareket.
Dönelim ‘Neo-Klasik Sosyal Medya’ konusuna.
Sosyal Medya teriminin ve ona dair olan kavramların yeni olması, sanattaki Barok stili ile neredeyse özdeş ilerlemektedir. Sosyal Medya da aynen Barok gibi, bir “Reformasyon” sonucu ortaya çıkmıştır. Çünkü Barok, prenslerin güçlerini din ile birleştirmesinin yol açtığı Reformasyon’dan, Sosyal Medya ise aynı şekilde medya kartellerinin “tek yönlü” iletişiminden doğmuştur. İkisinin de ortak noktası “güce karşı olmaları” ve “toplumsal düzlemde ortaya çıkmaları”dır.
Sosyal Medya da aynı Barok gibi, içerik üretimindeki abartılı davranışlarıyla dikkatimizi çekmektedir. Net gözükmeye çalışmıştır, ancak nispetle yeni olduğundan dolayı netliği yakalayamamış ve bu yüzden de Sosyal Medya uzmanları sadece teoriler üretebilmiştir, yapılan çalışmalar ya da en basit haliyle kampanyalar, deneme yanılma ile başarılı olmuştur.
Sosyal Medya’nın Rokoko döneminde ise, aynen Rokoko’nun Barok’a olan tepkisi gibi, Sosyal Medya’nın Barok dönemine yumruk gibi bir etki görüyoruz. Taşlar yeniden düzenleniyor ve aslında Sosyal Medya’nın sert değil, kaygan bir kavram olabildiği gözleniyor.
Markaların Sosyal Medya’da yaptığı kampanyalar bir anda markayı gündeme taşıyabiliyor ya da markayı yerin dibine sokabiliyor. Aynı şekilde kendisi paradoksal bir içerik taşıyan ve henüz yeterince anlaşılamamış Viral Pazarlama kampanyaları da deneme yanılma yöntemleri ile başarılı ya da başarısız olabiliyor. (Viral Pazarlamanın paradoksal etkilerini daha sonra yazacağım, bekleyin)
Yani Sosyal Medya’nın aldığı ivme ve eğim, aslında bir anlamda 16 ve 18. yüzyıl sanat akımları ile birebir ilerliyor. Bunun sonucunda ise, kaçınılmaz olarak Sosyal Medya’nın Neo-Klasik devri gelmeli.
Neo-Klasik Sosyal Medya
Neo-Klasik sanat akımı, antik çağdaki sembolizmi yeniden diriltme amacı taşır. Elit olanın sembol olduğunu varsaymıştır ve Barok ve Rokoko’daki taşkın süslemelere tepki olarak sembollerden yararlanmıştır.
Sosyal Medya’nın Neo-Klasik dönemi ise (ki resmi olarak o döneme girmiş bulunmaktayız) Sosyal Medya uzmanlarının daha net olacağı, kampanyaların da strateji, anlaşılabilirlik ve uygulanabilirlik gibi meselelere dayalı yapılacağına işaret etmektedir. Yani, Sosyal Medya Uzmanlığı olgusunun daha net yerleşeceği ve markaların da bunun farkını anlayabileceği bir dönemden bahsediyorum. Aynı şekilde ajansların yaptığı Sosyal Medya kampanyalarının önceliği, sadece başarı ve farklılık değil aynı zamanda strateji ve toplumsal uygulanabilirlik olacaktır.
Toplumsal farkındalık meselesi bence önemli, o yüzden burada bir parantez açmakta yarar görüyorum. Herhangi bir markanın, bugün Sosyal Medya’da yaptığı bir kampanyada, “ileriye dönüklük” ya da “uygulanabilirlik” göremiyorum. En azından Türkiye’de göremiyorum. Çünkü yapılan kampanyalara baktığımızda, markanın vermek istediği mesajdan ziyade, medyada, ya tasarımı ile ya kampanyanın fikri ile ya da marka ile alakası olmayan başka bir özelliğiyle bahsediliyor. Oysa Sosyal Medya kampanyalarının amacı, markanın vermek istediği mesaj, güven duygusu, edindiği sosyal sorumluluk ya da adını sizin koyabileceğiniz herhangi bir mesele olmalı. En azından bu benim düşüncem, kimseyi bağlamıyor elbette.
Sosyal Medya’nın girmiş olduğu bu Neo-Klasik dönem, beraberinde bir de “elitleşmeyi” getiriyor. Çünkü elini sallasan birileri Sosyal Medya’dan bahsediyor ya da Sosyal Medya Uzmanı olmuş memleketimde. Bilmeden satmaya benziyor. Markanın bu konudaki duyarlılığı ise neredeyse yok, zaten bu yüzden Sosyal Medya ya da Sosyal Medya Takibi olguları yanlış anlaşılıyor. Sanattaki Neo-Klasik dönemde nasıl bir netleşme varsa, Sosyal Medya’nın Neo-Klasik dönemi de aynı şekilde (her kampanya aslında bir de deney olduğu için) Sosyal Medya’da sınırların daha net çizilecek olduğunu gösteriyor.
Daha fazla sıkıp konuyu da dağıtmamak için şimdilik burada bırakıyorum, ancak sanırım anlatmak istediğim konuların sınırını çizdim. Zaten yukarıda yazdığım her şeyi, devam eden yazılarımda detaylı olarak açacağım tartışmaya. Şimdilik, terimimizi üstünden biraz anlatmaktı niyetim. Uygulama alanlarını ise daha sonra yazacağım.
Neden böyle iddialı bir başlık yazdığım bir sonraki yazımda açıklayacağım.