10/05/2010 - 10:00
2004 yılında gösterime giren filmler arasında en beğendiklerimden biri de bence sarsıcı bir konu ve atmosfere sahip “Kelebek Etkisi” (bkz: The Butterfly Effect) idi. “Ashton Cutcher“ın hayat verdiği “Evan” karakterinin bir sebepten dolayı yaşadığı hafıza kayıpları; ona filmin sonunda, hayatında yaptığı en ufak bir değişikliğin bile tüm yaşamını etkileyebileceğini gösteriyordu.
Tabi ki “kelebek etkisi” ilk defa bu filmle ortaya çıkmış bir kavram değil. Bu teori, ilk olarak ünlü bir matematikçi ve meteorolojist olan “Edward Lorenz”in çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. “Kelebek Etkisi” tam olarak nedir diye soracak olursak; “değişken bir sistemdeki en ufak bireysel bir etkinin uzun vadede büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesi” olarak tanımlayabiliriz. Ufak bir örnek verecek olursak; yüzyıllar önce Macar Kraliçesi “Elisabeth von Ungarn” için üretilen parfümün, ozon tabakasının delinmesi ve belki de bildiğimiz haliyle dünyanın sonunu getirebilecek bir takım olaylar zincirinin başlamasına yol açması.

Bu teori, ortaya çıkışı itibariyle olağandışı ve ütopik gibi görünse de (bkz: kaos teorisi), sosyal medyaya uyarladığımızda aslında hiç de öyle olmadığını görüyoruz.
Gelelim “Sosyal Medya Kelebekleri“ne…
Benim sosyal medyada “kelebek” olarak adlandırdığım bir grup var. Bu kelebekler; sosyal medyada herkes tarafından tanınmayan, Twitter’daki takipçi ve Friendfeed’deki abone sayıları çok da fazla olmayan kişiler olarak tanımlanabilir. Gazete veya televizyon gibi normal medya araçları vasıtasıyla sesini duyurmak isteyen bir bireyin, günümüzde işi çok zor. Meclis binasının önünde gösteri yapmak bile artık eskisi kadar “haber” değeri taşımıyor. Ama sosyal medyada durum kesinlikle böyle değil.
Lütfen bu söylediklerimi kimse yanlış anlamasın. Ben de kendi açısından etkisini yaratmaya çalışan kelebeklerden biri olarak nitelendirilebilirim, belki.
Sosyal medya kelebeklerinin çoğunun en büyük zayıflığı, ellerindeki büyük gücün farkında olmamaları. Sosyal ağların en büyük ortaya çıkış amacı “bireysel“liktir. Sosyal medyada herhangi bir konuda “etki” yaratmak isteyen biri için abone veya takipçi sayısı, değişkenlerin sonlarında yer alır. Şunu da diyebilirsiniz; Friendfeed’de bin takipçisi olan birinin girdiği içerik ortalama 40 yorum alırken, yüz takipçisi olan birininki ortalama 5 yorum alıyor. Evet, bin takipçisi olan birinin yaptığı etki tabi ki daha fazla ama burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var; asıl önemli olan “nitelikli etki“yi yaratabilmek.
Sosyal Medyada… Bir fikriniz mi var? O fikrinizi gerçeğe dönüştürebilirsiniz. Yeni bir iş mi arıyorsunuz? O işi bulabilirsiniz. Bir markanın müşteri politikasından mı rahatsızsınız? O markayı değişime zorlayabilirsiniz. Bu ve bunun gibi birçok şeyi gerçekleştirmek için gereken imkanlar, sosyal ağlar yardımı ile normalden çok daha kolay bir şekilde elde edilebilir. Sadece sosyal ağları ve bazı püf noktalarını bilmek gerekiyor, bu da sosyal ağlarda biraz zaman geçirerek ve belki birkaç ufak araştırma yaparak mümkün.
Eğer kelebekler kısa ömürleri yüzünden hiçbir şey yapmamayı seçselerdi, kanat çırptıklarında ortaya çıkan o muhteşem ahenkten mahum kalırdık. Uçun ve kimseyi bu güzellikten mahrum bırakmayın!
Haydi Uçun Sosyal Medya Kelebekleri!
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.









(9 kere puan verilmiş, ortalama: 5 üzerinden 4,11 )
![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Bravo..Yazınız çok güzel Başarılarınızın Devamını dilerim…
Beğendiniz mi?
0
0
Güzel bir yazı Hakan. Eline, kalemin sağlık.
Beğendiniz mi?
0
0
Öncelikle Hakan aramıza hoşgeldin
Henüz 2. yazın olduğundan dolayı “soft” yazılarla giriş yaptın meşgule ama senden beklentim daha sosyal medya örneklemeleri/deneyimleri üzerinden de gidip okuyucularımıza daha da kazanımlar sağlayacak içeriklere boğman bizi
Beğendiniz mi?
0
0
Teşekkür ediyorum tüm yorumlar için.
Beğendiniz mi?
0
0