26/04/2010 - 10:00
Troll nerede yaşar? 4-5 yaşındaki sarı saçlı çocuklara sorsanız bu soruyu, “ormanda” diye cevaplarlar. Türkçede bir başka anlamı daha var mı bilmiyorum ama Avrupa dillerinin en azından kuzeyde konuşulanlarında internetten önce de vardı bu kelime. Ormanda yaşayan, pis, paspal, kısa boylu, tüylü yaratıklar…
İlkönce telefon, sonra da bir web 1.0 enstrümanı olan maillerde birebir iletişen insanlar, versiyonu 2.0 a değiştirince bir anda tüm kültürler, ekonomiler ve sınıflar arası iletişimin herkesin gözleri önüne serilmesi, trollerin yaşam alanlarını ormanların dışına yaymasına sebep oldu.
Trollerin en sevdikleri ve üredikleri ortamlar, forumlar, bloglar, facebook, friendfeed gibi açık, havalandırması ve transparansı bol mekânlar. Gerçek mikroplar daha çok kuytuları, karanlıkları ve kapalı ortamları severken, en havadar ve göz önünde olan yerlerin bu epidemiye yakalanması aslında biraz garip değil mi?
Aslında hayır! Çünkü troll, emdiği kanı, aldığı enerjiyi, hedef seçtiği kişi, profil, konu veya platformlardan almıyor. Onun bu kadar enerjik ve hevesli olmasının başlıca nedeni, tanıklara olan amansız ihtiyacı. Bütün sahne ve oyun, troll’ün sanatına tanık olacaklar için. Yoksa yazısı beğenilmeyen blog yazarı, paylaşımı tartışmalar çıkaracak sosyal medya profili, troll’ü besleyen unsurlar değil.
Troll seyirci ister… Yoksa beğenilmeyen bir yazıya veya paylaşıma mail veya özel mesaj ile yapılan ağır bir eleştiriyi “trollemek” diye nitelendirmiyoruz, değil mi?
Herhangi bir entelektüel ajandası, yapıcı bir projesi, fikri yoktur troll’ün. Varsa planlanmış bir amaç, kalabalığın enerjisini, dikkatini çekerek şovu çalmaktan başka bir şey olmamalı bu.
Peki, troll’ün de bir fonksiyonu, işlevi, faydası olamaz mı? “Hadi canım oradan!” demeyin. Pekâlâ olabilir, bana kalırsa.
Düzene, harmoniye sekte vuran, bir amacın etrafında toplanıp fikir üreten insanların tekerine çomak sokan, varlığını ispatın tek yolu olarak sabotajı seçen troll, aslında bir suçludur. Ama bu onun bir şey üretmediğini, yararsız olduğunu göstermez.
Filozof fikir üretir, şair şiir, yazar yazı, çiftçi mısır. Suçlunun ürettiği ise suçtur.
Üretilen, yalnızca suç mu? Düzeni sağlaması düşünülen kanunların çıkarılma sebebi de suç, suçlu değil mi? Ceza hukuku profesörlerinin varoluş sebebi kim? Suça karşı alınan önlemlerin inovasyona olan pozitif etkisi tartışılabilir mi?
Hırsızların varlığı kilitlerin gelişiminde rol oynadı. O kilitler değil mi, 13 yaşındaki kızların pembe kaplı günlüklerini annelerinin meraklı gözlerinden koruyan? Yetenekli kalpazanlar olmasaydı, banknotların içine bin bir zahmet ve teknik ile Atatürk’ü koyabilir miydik? Anti Atatürkçüler olmasa, aydınlarımız insanları ışığa tutarak içlerine bakma yöntemini geliştirebilir miydi?
Avrupa’nın bazı büyük şehirlerinde görebileceğiniz seks ve erotizm müzelerinde ilginç aletler var. Çok eski zamanda tanrıya, daha yeni zamanlarda da devlete ve düzene karşı gelenleri mahzenlerde cezalandırmak için geliştirilmiş aletlerin miyadlarını doldurduktan sonra insanları zevkin doruklarına çıkarmak için kullanılmış olması, kafamızda bazı lambaları yakmalı bana kalırsa.
Pislikten pisliğe konan bokböceği misali troll’ü de bu bağlamda değerlendirmek çok da mantık dışı değil.
Kendi çemberimizi kırmak, hiç bilmediğimiz şeyleri keşfetmek için çıktığımız sanal dünyada belli bir süre sonra yine kendimiz gibi düşünen, bizim bildiklerimizi bilenlerle kümeleşiyoruz. Tıpkı 20 haneli bir köyde doğup, dış dünyadan habersiz kalan, akraba evliliği çocukları gibi mutlu ve huzurluyuz.
Oysa bir insan kendine meydan okunmasına ihtiyaç duymalı. Her an fikirlerini, çözümlerini, hayat felsefesini yeni argümanlarla savunacak, daha da güçlendirecek, bunu yaparken inandıklarını, düşündüklerini tekrar sınayacak, ya da gittiği yolda kafasında soru işaretleri çakmasına sebep olacak meydan okumalardan bahsediyorum.
Trollü bir internet, interneti ve sosyal medyayı gerçek hayattan ayırmaya hevesli olanlarımız için bile iyi bir antrenman sahası.
Stand up komedyen olarak çalıştığın kulübü dolduran seyirciler arasından yapılan sana yapılan bir sataşma, arkadaş grubunda kur yapmaya çalıştığın kızın önünde seni küçük düşürmeye çalışan embesil… Bunların hepsi, seni daha iyi bir komedyen veya aşık yapma fırsatı değil mi?
Eğlenceli ek okumalar
Faydalı İnternet Sosyopatları
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Ben çok beğendim bu yazıyı. Tam da yerinde oldu. Teşekkür ederim 5 Posta.
Beğendiniz mi?
0
0
Güzel ve etkileyici bir yazı olmuş, eline sağlık. Özellikle “bunların hepsi, seni daha iyi bir komedyen veya aşık yapma fırsatı değil mi?” kısmını beğendim. Keşke herkes bunun bir fırsat olduğunun farkına varabilse…
Beğendiniz mi?
0
0
Teşekkürler Fenasi, güzeldi.
Beğendiniz mi?
0
0
http://gentiliapri.com/exhibitions/thumbing_youtube/ Gentill Aprinin konuyla ilgili işi meraklı ve eğlenceli.
Beğendiniz mi?
0
0
Yazdıklarınıza katılmakla beraber, ufak bir iki şey eklemek isterim. Sanırım insanlık tarihinde de hep böyle ama iletişim kanallarının özellikle açıldığı internet devri başladı başlayalı, daha da karmaşık bir durum var ortada.
Toplumun default ayarları, “değişime, farklılığa, kendinden olmayana karşı” olarak ayarlanmıştır. Ancak tabii ki genel bilinen ve toplumun desteklediği her zaman iyidir ya da kötüdür diye bir şey yok.
İnternet trollcüler için inanılmaz büyük bir derya deniz. Mainstream olmayan her şeye saldırılabilecek müthiş dev bir platform. Ancak öte yandan, aslında internet mainstream olmayan ne kadar çok hayat, ne kadar çok insan, ne kadar çok fikir, ne kadar çok tasarım , ne kadar çok çözüm olduğunu ortaya koydu.
İnternet insanlara mainstream olmayana çemkirme olanağı sağlarken, ne kadar farklılık olduğunu da yüzlerine çarptı.
“Onun bu kadar enerjik ve hevesli olmasının başlıca nedeni, tanıklara olan amansız ihtiyacı.” demişsiniz. Trollcünün amacı seyirciye kendini gösterip yıldızlaşmak mı bilmiyorum. Siz bundan beslendiğini söylemişsiniz ama bence daha çok mainstream’den besleniyorlar. Onun içinde birisi olmaktan. En övündüğü şey bu çünkü.
Özetle, ben trollcü tanımına, kur yaptığım kızın önünde beni küçük düşüren tiplerin yanı sıra, milliyet/hurriyet/vatan vb. yorumcularınının birçoğunu da katmak isterim. Sırf blog yazarlarına saçma çıkış yapanları değil. Bi şunu diyemedim iki saattir.
Beğendiniz mi?
0
0
mükemmel bir yazı olmuş.aydınlattığınız için teşekkürlet.
Beğendiniz mi?
0
0