24/01/2011 - 14:45
Bu yazıma iki farklı örnekle başlayacağım;
Çok pahalı bir saati olan bir adam düşünün. Ölüyor. Saatinin pili uranyumdan yapılmış durumda ve saniyenin binde biri hata payıyla zamanı gösteriyor. Adam ölüyor ve saati sonsuza kadar çalışıyor, üstelik adam da ölü kaldığı süre boyunca – sonsuzluk – saati binde bir hata payıyla takip ediyor.
Tram Chung Song, bir fille cinsel ilişki kurma girişiminden yargılanırken yaptığı savunmada, filin birdenbire kendi karısının göçü kılığında göründüğünü söylüyor; yargıçlar bu savunmayı dikkate alarak on yedi yıllık hapis cezası veriyorlar –eşe tecavüz suçu için yasaların öngördüğü ceza.
Şimdi gelelim biraz insanın varoluşuna ve davranış biçimlerine. Bunu da az sonra sosyal medyaya bağlıyor olacağız.
İnsandaki varoluş duygusu, siyah ışığa duyarlı bir levha gibidir. Hem kendinden nefreti içerir, hem de bu duygunun derhal onarılmasından ibarettir. Yani aynı anda hem sevgi (like), hem de nefret (unlike).
Bütün ölçüsüzlüğüyle enformasyonun tek yaptığı ise, bütüne yararsız bilgiler eklemek ve böylece iletişimi yutmaktır; iletişim de, sonsuz uzantıları ve gereksiz alışverişlerinin toplamı sayesinde enformasyonu yutar. Bu yüzden de son zamanlarda hep söylüyor olduğum ve sunumlarıma bile eklemek istediğim bir söze geliyoruz: “Vatandaş için vatandaşın enformasyona dayalı bir görüş sahibi olması olasılığı, sanat piyasasına dayalı bir estetik yargıya varması olanağı kadar sıfırdır.” Yani, bir önceki “Coitus Mortalis Reservatus” başlıklı yazımda da söylediğim gibi, siz kullanıcıya hangi bilgiyi veriyor olursanız farketmez, onların o bilgiyi kaydettiğini düşündüğünüz anlarda, onlar o bilgiyi umursamaz. Çünkü;
İstisnai olan her şeyin yok edilmeye mahkum olması simgesel bir kurala dayanır: Hiçbir oyuncu, oyunun kendisinden daha büyük olmamalıdır.
Bu yüzden de Londra’da, Tate Modern’in önünde duran taksi şoförü çağdaş sanatı şöyle özetler: “Girişin neden bedava olduğunu içeri girer girmez anlıyorsunuz.”
Üç büyük devrimden (Galileo ve yermerkezliliğin sonu, Darwin ve evrim kuramı, Freud ve bilinçaltının keşfi) sonra, bizlerin yaptığı çağdaş devrim (sanalın ve bilişimin devrimi), insanı, doğal dünyaya egemen olmaktan giderek uzaklaştırdı. Oysa, yerin henüz Güneş’in çevresinde dönmediği, insanın henüz maymundan gelmediği zamanlarda insan, bu doğal dünyanın merkeziydi. Günümüzde ise, merkezi giderek dışarıya doğru kayan insan, kendi modelinin çevresel ve yapay bir uzantısına dönüşüyor.
Biz “onikiden vurduğunu” düşündüğümüz kampanyalar yaptığımızda, kendimizi “avcı” sanarken aslında “kurban” oluyoruz. O yüzden zaten katillerin akıl sağlığından söz edilmiyor artık. Günümüzde önem kazanan, kurbanın akıl sağlığı (ve ayrıca kendi mutsuzluğunu kredi kartı olarak kullanabilmekteki becerisi).
Enformasyondan Arta Kalanlar Ne İfade Eder? [Bir Soru]
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Muhteşem. Daha derin bir yorum yapsam belki daha entelektüel bir görüntü çizerdim ama gerçekten muhteşem. Klavyenize sağlık.
Beğendiniz mi?
0
0