08/04/2010 - 13:12
Yazıma başlamadan önce yazımda örnekleyeceğim birkaç meseleyi en başta eşleştirmek istiyorum, bu sayede daha anlaşılır olacaktır.
Falkland Adaları = Strateji
İngiltere (Margaret Thatcher) = Sosyal medyada yer almak isteyen marka
Gordon Brown = Markalar için stratejiler üreten Yeni Medya Uzmanı
Arjantin = Sosyal Medya
Amerika = Diğer markalar ve ajanslar
Latin Amerika Bloğu = Sosyal medyadaki güç dengeleri
Bu altı eşleştirme ile sanırım yazım daha iyi anlaşılabilecektir.
1982 yılında Falkland (Malvinas) Adaları’nda İngiltere ve Arjantin karşı karşıya geldiler. Toplamda 255 İngiliz ve 649 Arjantin askerinin öldüğü savaştan dünya kamuoyunda galip çıkan taraf İngiltere oldu ve Margaret Thatcher da hem övgüleri hem de “Demir Leydi” lakabını kazanmış oldu.
Falkland Adaları’ndaki sürtüşmenin ertesi senesinde, Thatcher yeniden seçildi ve o sırada Reagan yönetiminden de tam destek almıştı. Yani kısa vadede, Thatcher’ın izlediği taktik başarı getirdi.
Aradan 28 sene geçti ve bugün, Falkland Adaları’nda yine bir sürtüşme yaşanıyor. Konu: petrol. Falkland Adaları’ndan çıkan petrol, İngiltere’nin dikkatini çekmiş olacak ki, Gordon Brown yönetimi, Arjantin ile bir kere daha karşı karşıya geldi.
Ancak bu sefer farklı olan bir şey vardı. 1982 yılında İngiltere’ye destek veren Latin Amerika Bloğu, bugün Arjantin’in yanında ve Falkland Adaları’nı vermemek için her şeyi yapmaya hazır. Aynı şekilde 1982 yılında İngiltere’ye tam destek veren Ronald Reagan yönetiminin yerine, bugün Obama yönetimi bu konudaki tarafsızlığını açıkladı.
Ayrıca, 1982’den beri, İngiltere’nin Falkland Adaları’nda konuşlandırdığı savaş gemileri ve oraya yaptığı yatırım da artık İngiltere’ye yük olmaya başladı. Son birkaç senedir içinden çatlak seslerin yükseldiği Avam Kamarası, Falkland’a harcanan paranın artık gereksiz bir düzeye ulaştığından dem vuruyordu.
Yani kısa vadede Margaret Thatcher’ın izlediği strateji başarılı olmuş olsa da, uzun vadede doğru konumlanmaya yetmedi ve İngiltere bugün dünya kamuoyunda belki de itlafçı olarak anılacak.
Şimdi yazımın en başında verdiğim eşleştirmeleri yerlerine koyun, bakalım ne bulacaksınız.
p.s.: Bu konuyu yazarken başka bir örnek kullanacaktım, ancak Newsweek’in bu haftaki sayısında Falkland Adaları’nı görünce, aklımda canlanan örnek çok daha güzel oldu. Newsweek’e teşekkürlerimi sunarım buradan, bana Falkland Savaşı’nı hatırlattığı için.
Dijital Pazarlamada Uzun Vadeli Stratejiler ve Falkland Adaları Savaşı
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Çok çarpıcı bir örnek olmuş. Markaların uzun süreli stratejiler belirlemeleri gerektiğini tekrar gözler önüne sermişsiniz.
Bende fırsattan istifade ederek marka stratejileri ile ürün kampanyalarının farklı düşünülmesi gerektiğini belirtmek istiyorum. (Yazıdan bağımsız.)
Son zamanlarda eleştirilerde sürekli dikkatimi çeken şey yapılan işlerin uzun soluklu olmamalarından yakınanların olmasıydı. Fakat kaçırdıkları nokta şu ki yapılan işler marka stretejisi olarak değil de ürün kampanyası olarak yapılmasıydı.
Yani yapılan işlerde o markaya ait yeni bir ürün ile ilgili reklam yapılıyordu o kadar. Bu her zaman böyledir. Bir marka ürün çıkarır bir süre onun reklamını yapar sonra başka bir ürün çıkarır onun reklamını yapar.
Markaların da yapmadıkları şey ise bu kampanyalarını, reklamlarını ve genel stratejilerini bir yerde toparlamıyor, orada genel bir strateji izlemiyor olmaları.
Umarım yakın zamanda markalar da sürekli olarak işlerinin, yeni kampanyalarının yer alacağı, tamamen markanın kendisine yönelik stratejilerin yönetileceği genel bir alana sahip olurlar.
Beğendiniz mi?
0
0
Strateji kadar kampanyanın da önemli olduğunu düşünüyorum Burak. Yepyeni bir dönem geldi. Gelmediyse de geliyor. Markaların tutunmak için yapması gereken, uzun vadeli stratejiler ve artık kampanyalar da üretmesi gerektiği. Aynı zamanda bu stratejilerin de esnek yapılar olması gerekiyor ki, olası tepkilerde üzerinde oynamalar yapılabilsin.
Sosyal medya bir kazan ise, markanın da kepçe olması gerekir.
Örnek hakikaten de çok güzel oturdu, Newsweek’e bir kere daha teşekkür edelim.
Beğendiniz mi?
0
0