22/02/2010 - 10:30
Bu yazıyı Yiğit (a.k.a. www.yicit.com) yaklaşık 6 ay önce ilk gösterdiğinde 10′da 9 yapmıştım. Tabii sonradan zamanla daha çok araştırma ve tool’lar sayesinde o eksiğimizi de kapadık, ve olabildiğince de ötesine geçmek için halen daha öğrenmeye devam ediyoruz. Ama bu yazıyı yazmamdaki esas neden, markaların yani müşterilerin sosyal mecraya çok bilinçsiz ve uzak olması. Sosyal mecra “expert”iyim diye takılanların havalı söylemleri karşısında penbe tozbulutu içinden o dünyaya bakmaları. Birazcık da, daha ileride yazacağım yazılara referans olması için ortam oluşturuyorum yani. (Evet bu bir yazının yeniden yorumlanmasıdır. Referans: http://www.conversationmarketing.com/2009/07/10-questions-for-social-media-experts.htm , Ayrıca eklemek de gerekirse SEMMY 2010 galibi bir makaledir.)
Tekrar özetlemek gerekirse; bu sorular, markaların dijital pr ajansını/sosyal mecra danışmanını-çalışanını seçerken sorması gereken 10 sorudur.
1. Blog’un Var Mı?
Cevap “Hayır” ise sorulara devam edilebilinir. Hemen akabinde “Tumblr mı kullanıyorsun yoksa?” gibisinden bir soru daha sorup, karşındakinin konu ile ne kadar alakalı bir yüz ifadesi takındığına bakabilirsin. Eğer boş boş bakıyorsa, hiç vakit harcamaya gerek yok!
Cevap “Evet” ise hemen blog’una gidip ne kadar eskiye dayandığına bakın. Eğer 2-3 seneyi bulamıyorsa blog’u, gene hiç vakit kaybetmeyip toplantıyı sonlandırın. (Ne kadar yazı/edebiyat ile alakam olmasa da, benim bile 5 senelik blog’um var.)
Bir sosyal mecra uzmanı(!) mutlaka bir şekilde mecralarla içli dışlı olmuş olmalıdır.
2. Ne Zaman Sosyal Mecraya Giriş Yaptın?
“6 Ay önce”.. Hı hı tabii, aramızda görmek ne güzel.. güle güle.
“2 Sene önce”.. Hmm, dinlemeye değer, devam edelim.
“1990′dan beri”.. Sanırım internet Türkiye’ye ne zaman geldi bir haber arkadaş, kapıyı gösteren linke tıklayın.
“2000′li yılların başından beri”.. İdeal cevap budur!
3. Sosyal Mecra Nedir?
“Bloglar, Twitter, işte böyle şeyler.” Tuvalete gitmek için özür dileyin, ve geri dönmeyin.
“İnsanların kendi aralarında veya markalarla iletişime geçmesi ve bunu internet ortamında yapması.” Hiç fena değil.
“Yeni bir kitle iletişim mecrası için trend olmuş bir kavram” Adamımız reklamcılığı biliyor, bu soruyu da iyi bir puanla geçti.
4. Sosyal Mecra Kampanyası Nedir?
“35 bilgisayarla proxy server’ım üzerinden Digg‘de anasayfaya bir haberi çıkartmak” ya da “10.000′lerce Fan’ı bulunan bir Facebook sayfası oluşturmak, hem de reklamsız!” Hemen güvenli bir mesafeye gerileyin ve ışın kılıcınıza uzanın. Bu bir sosyal mecra kampanyası olmaması bir yana, vaat edilen şey olması gereken bir stratejinin de sonucu olmayabilir. Digg kısmında zaten bu şekilde ilerlemek de ayrı bir tartışma konusu.
“İnsanların kendileri yaymaya motive edici, strateji odaklı mesajın yaratılması (içerik/görsel/video) ve insanlara ulaştırılması.” İşte budur! Devam edelim..
“Sitemizde de gördüyseniz bu süper yazılımımız 21.000 Forum’a ve 10.000 Blog’a otomatik içeriğinizi post eder ve raporlar!” Hepsini çöp kutunuza “hook shot” atın. Ve kendileriyle insan içinde yanyana durmayın.
5. Sosyal Mecra Etkinliklerinizi Nasıl Takip Ediyorsunuz?
“Hınk?” Sonraki adımınız sanırım belli..
“Google Alerts” Fena değil, ama tek başına yeterli değil. Twitter Search’leri yapıp abonesi olup olmadıklarına bakın. Google Docs’ta kendi manual yaptıkları raporlamaları veya kullandıkları tool’ları sorun.
“Monitör edip raporlamak için yazılım/araç kullanıyoruz.” ya da “Kendimiz bir araç geliştirdik.” Bu noktada o aracın ne kadar spesifik birşey olduğu çok önemli. Örneğin Facebook’ta çoğu limitler yüzünden takip edemediğiniz çok şey var. Bunun vaadini veriyorlarsa ya da o yazılım RSS üzerinden keyword search etmekten öteye geçemiyorsa hemen uzaklaşın.. Bu yüzden “Review”‘ları araştırıp, kullananların yorumlarını Google’layın.
6. ROI’yi (Return on Investment) Nasıl Takip Ediyorsun?
“Hadi canım sen de..” Kesinlikle kabul edilebilinir eğer adamımız ilk önce mora dönüşmüşse. Bu tarz soruları sosyal mecracılar pek sevmez özellikle çok fazla tecrübeleri varsa. Bu kolay vaati verilebilinecek bir konu değil gerçekten.
“Birazcık karmaşık ama şöyle tepeden anlatabilirim…” Süper. En azından formülize etmiş kafasında.
“Twitter’dan yapılan tıklamaları sayıyorum.” Dzzzzt.. Yanlış cevap.
7. Hedef Kitleyi Nasıl Oluşturursun?
“Twitter’da 20.000 kişiyi takip ederim.” Eğer gösterişli sayılarla aranız iyiyse bile bana yollayabilirsiniz. Ben kıçını tekmelerim (Çeviri de olsa bu yazı, gerçekten yapabilirim)
“Twitter’da enteresan eğlenceli tipleri takip ederim, bloglara yorumlar yazarım, muhabbet ederiz. Laf lafı açar zaten.” Masanın altındaki butona basma zamanı.
“İlk önce kampanya stratejisini belirleyelim birlikte.” İşte budur! Amaç -> hedef kitle -> söylemler / içerik için malzemeler -> kullanılacak platformlar / araçlar .. Bunun stratejisini konuşmadan atıp tutmanın hiç bir anlamı yok.
8. Garanti Veriyor Musunuz?
“Evet size 1.000 link, 10.000 click, 70.000 pageview garantisi veririz.” 7. soru, 1. cevaptaki aksiyon..
“Evet, kıçımı sizin yerinize koymamın nedeni de bu!” Bu da güzel.
“Hayır, çünkü biz insanlara karşı marketing çalışması yapıyoruz, bu yüzden insanların neyi sevip neyi sevemeyeceğini önceden garantilememiz söz konusu olamaz.” İşte bu esas olması gereken. Ama Türkiye’de bu cevabı çok dürüstçe ve doğru bulabilecek kaç firma bulursunuz, orası soru işareti.
9. Bütün Bunları Nasıl Öğrendin(iz)?
“Amazon.com’dan süper kitaplar getirttik, onları okuduk.” Masanın altındaki butona bu kez kesinlikle basmalısın.
“Halen öğreniyoruz” Kesinlikle budur.
“Bir sürü blog takip edip, sürekli yeni sosyal mecra araçları inceliyoruz” Bu da güzel.
“Konferansları takip ediyorum” Burası San Francisco olmadığı için bu cevap Türkiye’de işlemez.
10. Sosyal Mecralar SEO’yu (Search Engine Optimization) Nasıl Etkiler?
“Etkilemez ama onun için de çalışma yapabiliriz.” Osmanlı Tokadı!
“Back-link yaratır.” Bu cevabın yarısı.
“Sonrasında back-link’lere dönüşebilecek, insanlarla ilişkileri yaratır.” Aradığımız adam bu!
Bonus Soru. Ne Sıklıkla Yazıyorsun?
“Yazmak mı? Nefret ediyorum maalesef” Öksürüp, bi’ daha düşünmesini sağla.
“İşten güçten vakit olmuyor be hacı.” Tı tı tı.. Vakit, göreceli kavramdır.
“Hemen hemen her gün!” Ding Ding Ding.. Oscar gooeeess toooooo.. Kesinlikle bu işi biliyor.
Bir de kelimesi kelimesine aynı cevapları verenler çıkma ihtimaline karşı bu makaleyi (ve orjinalini tabii ki) print-out alıp bir köşeye asmanız tavsiye edilir.
10 Soruda Sosyal Mecra ‘Expert’ini Sınamak
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.











![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Güzel bir çeviri olmuş eline sağlık. Yazıyı okuduğum zaman kafamda bazı eklemeler yapmıştım. Hatırladıklarımı burada da paylaşayım.
1- Blogun var mı?
a) Eğer blogu çok eskiye dayanmıyorsa, daha önceki bloglarını sorun. Önyargılı olup sağlam birini kaçırmak istemezsiniz.
b) Blogunu sosyal medyaya nasıl adapte etmiş bir bakın. Hem teknik, hem de içerik anlamında. Nasıl içerikler paylaşmış, neler yazmış?
2- Ne Zaman Sosyal Mecraya Giriş Yaptın?
Türkiye için 2005 ve öncesi rahatlıkla kabul edilebilir. Yaptığı işler de incelenerek 2006-2007 bile olabilir derim ben. Girişten kastın salt üye olmak olarak algılanmaması gerektiğini de belirtelim bu arada.
3- Sosyal Mecra Nedir?
Tamamiyle “yeni bir mecra” olarak tanımlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. “Zaten varolan birçok kitle iletişim mecralarına yenilerinin de eklenmesiyle ortaya çıkmış trend kavram” olarak düzeltmek daha doğru olur kanımca. Tabii tek bir tanımının olamayacağını da eklemem gerek.
4- Sosyal Mecra Kampanyası Nedir?
Sosyal medya stratejisi değildir.
5- Sosyal Mecra Etkinliklerinizi Nasıl Takip Ediyorsunuz?
Hiç lafı gevelemeden, araya Google Alerts, Technorati Search filan sokmadan 3-5 tane ücretli/ücretsiz monitoring aracı sayması yeterli. Eğer biraz anlıyorsanız bu işlerden, aralarındaki farkları sorabilirsiniz. Belirtmeme gerek yok ama yine de eklemekte fayda var. Elbette bunları denemiş olması lazım!
6. ROI’yi (Return on Investment) Nasıl Takip Ediyorsun?
Sosyal medyanın yapısı gereği ROI’nin tam takip edilemeyeceğini düşünüyorum. Zira bugun yaptığımız herhangi bir aksiyonun bundan 5 yıl sonra bize geridönüşleri olacaktır. Burada (sadece burada) sosyal medyaya “pazarlamacı” gözüyle bakılmaması gerektiğini; bilhassa bir elzem olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Biraz uçuk bir örnek olacak ama, verelim.. Hiç logonuzun size ne kadar fayda sağladığını teknik olarak araştırma gereği duydunuz mu? Böyledir sosyal medya da. (Dikkat, kampanyalardan bahsetmiyorum.)
Kampanyalarda ise durum biraz farklıdır. Sadece belirli yazılımlar kullanarak teknik detaylar takip edilebilir. Yapı zaten doğrudan WOMM’la alakalı olduğundan şöyle söylemek istiyorum: “Neyi takip ediyorsun kardeşim? Manyak mısın?”
7. Hedef Kitleyi Nasıl Oluşturursun?
Cevap elbette doğru. Ek olarak;
Yurtdışında bu işler çok daha kolay. Türlü nişlere hitap eden envai çeşit sosyal medya platformları var. Türkiye’de herhangi bir hedef kitleyi bu karmaşanın içinde ayıklamak zor. O yüzden burada bu işler “tekmili birden” usulüne göre yapılacak bir süre daha. Fakat elden geldikçe çok araştırma yaparak ve yaratıcı stratejiler geliştirerek bu handikapı minimize etmemiz mümkün.
8. Garanti Veriyor Musunuz?
Müşterinin isteğine göre değişir. Bir önceki maddedeki cevap burada da geçerli. “Hele bir oturup konuşalım” olayı yani. Önce strateji belirlenir. Eğer strateji çok olağansa, garanti verilmese de bunun ne kadar olağan olduğu örneklerle anlatılır.
9. Bütün Bunları Nasıl Öğrendin(iz)?
“Benim işim bu” cevabı yeterlidir. Gerisi kimseyi ilgilendirmez. Eğer ben bu soruyu birilerine sordurabiliyorsam, zaten alanımda yeterince yetkinimdir ve bu soruyu bana sorarak benim yetkinliğimi ölçmeleri de mantıksızdır.
Ayrıca konferanslar da pek tabii ki takip edilebilir. Online olarak yayınlananlara (ki birçoğu online yayınlanıyor) ek olarak, sadece bu konuya özel yüzlerce webinar yapılıyor. Webinarlara düzenli olarak katılmak mümkün.
10. Sosyal Mecralar SEO’yu (Search Engine Optimization) Nasıl Etkiler?
Çok üşendim bunu uzun uzun anlatmaya. Şurada giriş mahiyetinde bahsetmiştim. İlerde daha sık değineceğim bu konuya: http://www.sosyalmarka.com/sosyal-medya/sosyal-medya-ve-seo-iliskisi.html
Beğendiniz mi?
0
0
2. soruyu saymazsak benim de 10da 9:)
2. soruyu şöyle yanlış buldum. Yani adam 2000lerde girmemişse:) olmuyor mu? Onun yerine Türkiyeye sosyal medya konusu ne zamandır konuşuluyor, bloglar ne zaman gelmiş tarzı bi şey sorulursa daha mantıklı olur:)
Beğendiniz mi?
0
0
@Taci eklemelerin için teşekkürler, üşenmeden uzun uzun yazmışsın
Hemen hemen bütün yorumlarına ben de katılıyorum. Zaten biraz da dediğim gibi ilerde yazacağım yazılara platform oluşturmak için bu yazıyı gündeme getirdim tekrar..
@Hakan sosyal mecralar sadece blog’lardan oluşmuyor ki.. Sosyalleşebildiğin internetteki her mecra esasında sosyal mecradır
Buna forum’larda dahil ki günümüzde ciddi bir yüzdeye de sahipler.. Bu tarz sitelerde de içerik üreten kişiysen de benim tarif ettiğim kümeye düşüyorsun demektir.
Beğendiniz mi?
0
0
@Tolga Tabiki bloglarla sınırlı değil:) sosyal medya denince akla gelen ilk mecralardan biri olduğu için söyledim onu.
Benim demek istediğim bir tarih vererek sınırlandırmak pek anlamlı değil. Tabi genelleme yapılmış o ayrı…
(Aklıma şu örnek geldi. Hep yazar tabelalarda 1948′den beri Türk kahvesi vs. Halbuki adam daha İstanbula yeni gelmiştir ya da dedesinin bu işe başlama tarihidir felan fakat 1948′den beri diyince pek manidar oluyor diye tabelaya özenle yazdırmıştır:) Bu da o hesap 2000′den beri internet sektöründeyim:) demek gibi… Halbuki adam o zaman daha yeni pc ile tanışmıştır:)
Beğendiniz mi?
0
0
Eh tabii artık orda art niyet giriyor işin içine Hakan
Dediğinde haklısın tabii, o noktada biraz samimiyete ve daha önceden olduğu platformun güvenirliliğine kalıyor olay..
Beğendiniz mi?
0
0
Bu konuda, okuduğum bir makaleden alıntı yapmak istiyorum ben de.
Lichtenberg diyor ki: “Bazı durumlarda yanlış bir varsayım, doğru bir varsayıma tercih edilebilir. Sahip olduğumuz özgürlük anlayışı bunun kanıtıdır. İnsan kesinlikle özgür bir varlık değildir. Ancak bu sezginin bizi yanlış yönlere doğru çekip götürmemesi için felsefenin çok derinlemesine bir inceleme yapması gerekmektedir. Oysa ancak bin kişide bir kişi böyle bir inceleme için gerekli zaman ve sabra sahiptir. Bu zaman ve sabra sahip yüzlerce insandan biri gerekli zihinsel donanıma sahiptir. İşte bu yüzden özgürlük, gerek günümüzde gerekse gelecekte , koşullar elverdiği ölçüde (ve müddetçe) kendisine sık sık başvurabileceğimiz bir kavram olmayı sürdürecektir.”
Bu açıklamayı, Tolga’nın bu yazısı ile güncellersek, eminim ki, “Social Media Expert” olgusunu gerçek anlamı ile bilen bile çok az kişiye ulaşabiliriz. Sanırım bu da bir filozofun gözünden bu şekilde algılanabilir.
Eline sağlık Tolga.
Beğendiniz mi?
0
0
Fatih, esasında ben çok olayın derinine inmeyi tercih etmeyip biraz daha eğlenceli yazılar yazmaya özen gösteriyorum ama yorumlar üzerinden daha da zenginleşiyor yazılar..
Saptama süper, ve eklediklerin de çok yerinde. Zaten işin başladığı noktaya inersek ve hatta sadece kavramı irdelersek; konuştuğumuz kavramlar insanların kendi aralarındaki etkileşimine dayanıyor. Bu noktada da olayı daha iyi çözümleyip/özümseyebilmek için de filozoflaşmak birazcık da lazım
Yani kısaca kafa açmalıyız ki daha doğru tespitlerde bulunabilelim.. Meşgul Sinyali’nin de vaadi bu biraz..
Sosyal Mecra da, kavramın kendi içinde geçen “Sosyal” kelimesi ile zaten bir bilim dalının irdelendiği mecra olmasını ortaya koyuyor. Aynen siyaset bilimi gibi, sosyal bilimlerde mutlak kavramların varlığından çok, kavramların yorumlanmasıyla ulaşılan doğrular tartışılır. Bu noktada da alıntı yaptığın abimizin de dediği gibi “Bazı durumlarda yanlış bir varsayım, doğru bir varsayıma tercih edilebilir”
Beğendiniz mi?
0
0
Tolga, biliyorsun ki aynı şekilde ben de daha çok felsefi ve sosyal yönden incelemeye çalışıyorum yazdıklarımı.
Bence de Meşgul Sinyali’nin olması gereken nokta orada zaten, incelediğimiz konuları her yönü ile düşünsel anlamda kapayalım.
Çok güzel gidiyoruz bence, süpersin
Beğendiniz mi?
0
0
Ben teşekkür ederim Tolga.
Fatih’e de katılıyorum bu arada. Olayın bir de o boyutu var ve Fatih’in de “o” taraftan bakıyor olması hoş.
Bu arada meşgul sinyali güzel oldu evet. Devamlı olsun ama. Blogların klasik güncellenmeme sendromuna yakalanmasın.
Kolay gelsin cümleten der uzarım
Beğendiniz mi?
0
0
FriendFeed’de bir kaç kere yazılarına denk geldim; ama her seferinde aynı şeyi görüyorum.
Keşke dalga geçmeye çalışmadan önce kendine bir baksan. Yarı ingilizce yarı Türkçe yazılar. Muhtemelen daha “cool” olduğunu düşünüyorsun. Bir de cevap yazarsın az sonra “cool” olmakla alakası yok diye.
Tool ne, print-out ne, pageviev ya da back-link? Gören Türkçe karşılıkları yok sanacakAnladık hava atmaya çalışıyorsun da Türkçe yazarken her şeyi Türkçe yazılır, yok yazamıyorsan tamamını İngilizce bırak ki bir anlamı olsun.
Yazıyı kirletmekten, seni gösteriş düşkünü birisi yapmaktan ve okurları sinirlendirmekten başka bir işe yaramıyor bu…
En komiği de “penbe” ne yahu? Bir de mecra kelimesinin anlamını da öğrensen iyi olur.
Hadi eyvallah. (İnşallah bu yorumumu yayınlarsın.)
Beğendiniz mi?
0
0
Merhaba Son Silahşör,
Yukarıdaki yorumunu ilk ben gördüm ve Tolga’yı arayıp ona haber verdim, ne de olsa o bu konuda birşey yapmak isterse, onu yapardı, sansürden nefret ediyorum çünkü.
Bu notu eklememin sebebi ise, Tolga gibi çok sevdiğim bir arkadaşımı ve bu piyasanın profesyonel iş yapan genç adamlarından birini, bir “persona”ya ezdirmemektir.
Sizin yaptığınız yoruma Tolga, mail adresinize mesaj atmak suretiyle cevap verdi, ancak kimliğiniz gibi mail adresinizin de sahte olması ihtimaline karşın, ben sizin yorumunuza da onay verdim ve Tolga’nın size attığı maili de yayınlama kararı aldım.
Ayrıca sayın Müge Cerman’ın, Hakan Usta’nın ve Hakan Akben’in Tolga hakkındaki görüşlerine de tamamiyle katıldığımı bilmelisiniz.
Şimdi söz Tolga’nın:
Merhabalar,
Öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkürler, alttaki yorumunuzu okuyunca acaba kim bu yorumun sahibi diye merak etmekten kendimi alamadım, o yüzden de “iyi niyetli” bir şekilde cevap yazmak istedim.
Dediğiniz gibi daha az İngilizce kelimeler kullanmaya da çalışsam da gerek 8 senelik ingilizce temelli eğitimimden ötürü alışkanlık, gerek terminolojinin İngilizce üzerinden yürümesinden ötürü, illa ki arada kaçan kelimeler oluyor.”cool” görünmek gibi bir kaygım hiç bir zaman olmadı, hatta bu sektörde görebileceğiniz egosu ağrı dağını aşmış, ben oldum diye dolaşan çoğu bireylerle kıyaslarsanız, hem iş yerimde hem de dışardaki arkadaş sohbetlerimizde mütevaziliği korumaya çok özen gösteren birisi olarak, söyleminizden beni hiç tanımadığınızı varsayıyorum. En fazla varsayabiliyorum çünkü maalesef kimliğinizi gösterme samimiyetinde bulunamamışsınız.
İngilizce-Türkçe karışık olması eğer bu kadar çok rahatsız ediyor ve sizin tarafınızdan anlaşılmaz kılıyorsa, ilk cümleden itibaren gerisini okumama özgürlüğüne sahipsiniz. Bu karşınızdakini kınama hakkını size vermez, en azından eleştirel bir dille yapıcı şekilde söylemde bulunursanız ve dediğim gibi “gerçek” bir kişi gibi aktarırsanız bunda bir sorun olmaz ama emir kipinin kullanım yeri yanlış kanımca..
“Gösteriş düşkünü, insanları sinirlendiren” bir yapım olduğunu da ilk kez sizden duyuyorum. Ve komiğime gitti açıkçası. Müge Cerman’ın “Bu kadar beyefendi olma” diyişi hemen kulaklarımda çınladı, Adobe’nin pazarlama müdürü Hakan Akben’in “Hocam bu kadar samimi olma suistimal ederler” demesini duyar gibi oldum, Photoshop Magazinin yayın koordinatörü Hasan Usta’nın “Çok güzel bir duruşunuz var” demesini anımsadım vs.. Ben gerçekten değer verilen önemli düzgün insanların takdirlerini kazanmış ve bu duruşumu hiç bir zaman bozmamaya özen gösteren biri olarak, içim rahat ve gayet huzurluyum..
Size de hayatta bu kadar basit şeylere durduk yere sinirlenmeminizi tavsiye eder, eğer keyfinizi kaçıran bir yazı-video-resim görüyorsanız kapatmanızı öneririm.. Hayat bu kadar basit şeylere takılmakla harcanacak kadar uzun değil..
Kimliğinizi açıklarsanız sizi ayrıca ofisime de davet etmek isterim, gelin bir çayımı için, neden sıkıldınız bu kadar çok karşılıklı yüzyüze dile getirin.. Sanırım bu kadar pozitif bir yaklaşımla cevap attıktan sonra davetimi geri çevirmezsiniz.
PS: mesgulsinyali.com bir Fatih Güner oluşumudur. Ben sadece destekleyici unsur olarak bulunuyorum, o yüzden eğer Fatih yorumunuzu samimi ve doğru buluyorsa yayınlar, ben de hiç karşı çıkmam. Sosyal mecra böyle birşeydir, olumlu-olumsuz eleştirilere açık birisi olarak ben yayınlanmasını doğru buluyorum.
Beğendiniz mi?
1
0
bu arada “penbe”‘yi atlamayayım, tam “cover” edeyim hayal kahramanımızın yorumunu
“penbe” maalesef Galatasaray’lı bir ben olarak sol bekte oynayan sahaların en saygılı futbolcusu Ergün Penbe’nin soyadıdır. Hep o yüzden karıştırırım pembe ile penbe’yi..
http://tr.wikipedia.org/wiki/Erg%C3%BCn_Penbe
Beğendiniz mi?
0
0