17/03/2010 - 10:30
Madem son zamanlarda Türkiye’deki kurumsal blogları araştırıyorum, öyleyse neden kurumsal blog oluşturmak için nedenleri ve nasıl kurumsal blog oluşturulması gerektiğini de yazayım dedim.
Sizden ricam da, yazıyı okuduktan sonra bildiğiniz kurumsal blogları burada listelemeniz. Tabi Türk firmalarına ya da kurumlarına ait olanları. Şimdiden teşekkür ederim.
Kurumlar neden bloglamalı?
Kurumsal bir blogun yanında getirdiği bir sürü etki bulunmaktadır. Bu etkilerden bazıları:
- Potansiyel ve/veya mevcut müşterilerin kurumunuz ya da ürününüz ile ilgili görüşlerini analiz ve sentez yapmak bu sebeplerden biridir. Bloglar, sadece bilgi vermek için değil, aynı zamanda kullanıcı etkileşimi yaratmak içindir. Müşterilerin yaptıkları yorumlar, ürününüzü ya da kurumunuzu geliştirmeniz için size fikir verecektir.
- Blogların, aynı zamanda satışlarınızı artırmak ve ürettiğiniz içerikle ürününüzü desteklemek gibi etkileri de vardır. Örnek olarak Turkcell kurumsal blogunda, Turkcell çalışanlarından birinin Android işletim sisteminde program yazmak konulu yazısını gösterilebilir. Bu yazıyı okuyan bir programcı Android için program yazmanın 101’ini öğrenecektir ve belki de ilk programını yazacaktır. Turkcell’in satışa sunduğu Android destekli telefonlar da ivme kazanacaktır.
- Kurumsal bir blog, aynı zamanda arama motorlarında görünürlüğe sahip olacaktır ve bu sayede kurumunuz ya da ürününüz “devamlı trafik” alacaktır. Blogunuzu güncelleme katsayınıza bağlı olarak da arama motorlarının örümcekleri web sitenizi daha hızlı tarayacak ve bu sayede de içeriğiniz daha hızlı güncellenecektir. Müşteriyi çeken özgün içerikli blog yazılarınız arama motorunun üst sıralarına yerleşecektir.
- Özgün içeriklere sahip olan yazılarınız, başka siteler ya da bloglarda da paylaşılacaktır. Bu sayede ulaşılabilirliğinizi hatırı sayılır miktarda artırabilirsiniz ve yeni potansiyel müşteriler elde edebilirsiniz.
Kurumsal blogların başarısızlığı
Blogların kolaylıkla hazırlanabilir olması ve herkesin blogluyor olması demek, şirketinizin ya da kurumunuzun bloglaması gerektiği anlamına gelmez. Bu yüzden eğer aşağıda listelediğim şeylerden bazılarını yapmakta sorunlar çekeceğinizi düşünüyorsanız ya da kendinizi veya kurumunuzu hazır hissetmiyorsanız, bloglamayın.
Kurumsal blogların başarısız olmasının en önemli sebebi, güncelleme yapılmamasıdır. Sürekli güncellenen kurumsal bloglar – özgün içerik üretmemeleri haricinde – başarısız olmaz.
Kurumsal blog hazırlamak, hatta niche ya da kişisel blog hazırlamak bile çok zor bir iştir. Kurumsal bloglar da bir zaman sonra bu ağır yükün altından kalkmakta zorlanır. Uzun süreli bir okuyucu-blog ilişkisi yaratmak, evlilik gibidir. Kurumsal blog hazırlayarak, müşterinize ya da potansiyel müşterinize (hiç değilse okuyucunuza) söz vermiş olursunuz. Okuyucunuza ısrarlı bir şekilde “orada olduğunuzu” göstermek ve kullanışlı ve özgün bir içerik sağlayacağınız sözünü tutmak aylar alır. Ancak bunu yaptıktan sonra blogunuz takibe alınır ve okuyucular blogunuzu birbirleri ile paylaşır.
Kurumunuzda ya da şirketinizde, kurumsal blogunuz için yazılar yazacak çalışanlarınızı bulmak da zordur. Çünkü herkes kendi kurumsal işleri ile o kadar meşguldur ki, ilk başlarda eğlenceli bir iş gibi gözükse de, bir zaman sonra mutlaka sorunlar olacaktır.
Verdiğiniz kaliteli içerik ve ısrarlı var olma savaşı sayesinde, şirketinizin “Müşteri İlişkileri” departmanı çok yararlı bir veritabanı kazanır ve şirketinizi geleceği için “kullanıcı odaklı” stratejiler üretmenize olanak tanır.
Blogunuzun konuları neler olmalıdır?
Bu soruyu cevaplamak için, öncelikle “Müşteri İlişkileri” departmanınızla ortak hareket edip, hedef kitlenizin ne olacağını belirlemelisiniz. Bu hedef kitle, sadece müşterileriniz ya da potansiyel müşterileriniz değil, aynı zamanda ortaklarınız, çözüm ortaklarınız veya hizmet sağlayıcılarınız da olabilir. Aynı şekilde, sektörünüzdeki firmaların blogları bile hedef kitlenize girebilir. Ne de olsa internet dünyasında “ilk” olmak, sadece yaptığınız kampanyayla değil, sağladığınız içerik ile de ilgilidir ve içeriğiniz farklı bir kurum tarafından da kullanılabilir. Bu sayede özgün içerik üretmeye daha meyilli olabilirsiniz.
Konunuzu seçtikten sonra emin olmanız gereken olgu, “bu konuya hep bağlı kalabilecek misiniz?” sorusu ile ilgilidir. Çünkü eğer buna sadık kalmayacaksanız ya da böyle bir potansiyeliniz varsa en başta blog hazırlamamanız daha yerinde olacaktır. Nitekim buna örnek olarak TEB’in hazırladığı BlogTEB gösterilebilir. Hazırlanış aşamasında benim de bulunduğum blog, maalesef uzun süredir güncellenmemekteymiş bu yazıyı yazarken baktığım suretle.
Yazacağınız bloga göstereceğiniz tutku da, seçeceğiniz konu ya da konular kadar önemlidir. Tutku, okuyucu-blog ilişkisinin kilit noktasıdır. Bu yüzden güncellemenin ne kadar önemli olduğu bilgisini aklınıza tekrar yazmalısınız.
Aynı şekilde her zaman seçtiğiniz konu hakkında yazmanın yanında, bir yandan da aşağıdaki listelediğim gibi içerikler de üretebilirsiniz:
- Haber verin. Şirketinizden haberler vermek, gerçekten çok özel bir konu hakkında olmadığı sürece okuyucunuzu mütemadiyen sıkacaktır. Ancak çalıştığınız sektörden vereceğiniz haberler, sizi takip edilebilir kılar.
- İpuçları verin. Ürününüzün fonksiyonlarından birini kullanıcılarınız bilmiyor mu? Hemen yazın. Kullanıcılara onların bilmediği bir fonksiyonu öğretin ki ilgilerini ayakta tutun. Ürününüzüz yeni modeli çıktığında da işe yarayacaktır.
- Etkinliklerinizden bahsedin. Şirketiniz çalışanlarının birlikte fotoğraf çekebileceği ve profesyonel fotoğrafçılığı öğrenebileceği bir fotoğraf kulübü mü var? Bunu hemen yazın. Sebebini çoktan biliyorsunuz.
- Tahminlerde bulunun. Kullanıcınız kullandığı ürününüzün geleceğini hep merak eder. Ya da eğer ilgiliyse, sektörünüzün geleceğini. Bu yüzden sektörünüz ya da segmentinizle ilgili tahminlerde bulunun. Kehanetler hep ilgi çekmiştir.
- Soru sorun. Okuyucunuza soru sormak, katılım için çok büyük bir cesaretlendirmedir. Bir yandan da üstünüzden içerik yükünü alacaktır, çünkü içeriği soruyu cevaplayan okuyucularınız oluşturacaktır. Oluşturulan bu içerik de size yine ayrı bir veritabanı olarak geri dönecektir.
- Kaynaklar gösterin. Okuyucularınıza, kendi blogunuzdan hariç kaynaklar da gösterin. Rekabete rahat bakan bir yüzünüz olduğunu ve paylaşıma açık olduğunuzu görsünler. Başkalarının yazdığı ilginç yazıları okuyucularınızın da okumasını sağlayın.
- Röportaj yapın. Şirketinizde çalışan önemli biri ile röportaj yapmak, okuyucunun da kendisini “sizden biri” olarak görmesine olanak tanır. Zaman zaman şirketinizin dışından birileri ile röportaj yapmak ise “dış seslere” de kulak verdiğinizi gösterir. Aynı zamanda röportaj, sesli ya da video olarak yapılırsa, size özgün içerik üretirken harcayacağınız zamanı geri kazandıracaktır.
Nasıl kurumsal blog?
Özgün. Kendi stilinizi oluşturun ve o stili koruyun.
Saydam. Diyelim ki ürünlerinizden biri, fazla kullanıldığında kullanıcıya bir şekilde zarar veriyor. Bunu yazın. Sahte olmayın.
Okuyucunuzun aklına giren. Yazdığınız her yazıda aynı şeylerden bahsetmeyin. Yazdığınız yazıların her birinin okuyucularınız tarafından ne kadar okunduğunu takip edin ve en çok okunan konular hakkında yazın. Bunu düzenli olarak yaparsanız “okuyucu odaklı” ve “okuyucunuzun unutmadığı” bir kurumsal blogunuz olur. Düzenli yapılacak “hangi konuyu okumak istersiniz?” başlıklı anketler de çok işe yarayacaktır.
Saldırgan olmayan. Tepkinin ne geleceğini dikkatli bir şekilde ölçmeden asla yazmayın. Okuyucunuzun olumsuz tepkisi, ürününüzü ya da kurumunuzu dakikalar içinde yere düşürebilir. Risk almayın.
Uzuna kısaya bakmayan. Yazılarınız ille de uzun olmak zorunda değil, ancak her zaman da uzun olmamalı. Sanırım anladınız.
Programlı olan. Elinizin altında mutlaka yazma potansiyelinizin olduğu ya da yazdığınızda iyi tepkiler alabileceğiniz konu başlıklarının listesini bulundurun.
Kurumsal blogunuzda buzz etkisini neden gözardı etmemelisiniz?
Bu soruyu cevaplamak için öncelikle “buzz”ın ne olduğunu açıklamalıyız.
Sosyal medyada buzz, bir anlamda dedikodu demektir. Hızlı yayılan, insanların paylaşmaya ilgi duyduğu, gelişigüzel olan ve kolaylıkla kontrol edilemeyen bir yapıya sahiptir.
Buzz çok iyi de olabilir, çok kötü de olabilir. Şöyle ki: olumlu bir buzz, kullanıcı tarafından yaratıldığında, markanıza/kurumunuza/şirketinize “marka elçileri” kazandırabileceği gibi, size duyulan güveni de artırır (aynı zamanda buzz sizin tarafınızdan da yaratılabilir, ancak bu konuyu Meşgul Sinyali’nde daha sonra işleyeceğim), olumsuz bir buzz ise her ne kadar kontrol edilemez dediysem de, proaktif müdahalelerle (ancak fazlasıyla stratejik ve güvenli bir yolla) olumluya da çevirilebilir ve olumlu bir buzz’a göre çok daha yararlı bir hale bile getirilebilir.
Peki buzz, kurumsal blogunuz için neden bu kadar önemli? Çünkü kurumsal blogunuz “buzz” üzerine kurulur. Kullanıcınızı bu sayede ayartabilirsiniz ve yönlendirirsiniz. Özgün içeriğiniz en doğru şekilde ancak ve sadece okuyucunuz tarafından paylaşılır.
Blogunuzla neler yapabilirsiniz?
- Network oluşturabilirsiniz. Bu sayede kullanıcınız daha rahat takip eder ve “marka elçilerinizi” daha rahat belirler ve izlersiniz.
- Bilginizi ve uzmanlığınızı paylaşabilirsiniz.
- Yerel ya da global bazda, aynı fikirlere sahip olduğunuz kişilerden faydalanabilir ve yeni fikirler edinebilirsiniz.
- Potansiyel müşterileriniz ile iletişim kurabilirsiniz. Kendinizi net anlattığınızda yakınlık kazandırabilirsiniz.
- İtibarınızı yükseltebilirsiniz.
- Ürettiğiniz içeriğin nerelerde manipüle olduğunu görebilirsiniz ve bu sayede proaktiviteyi nerelerde kullanmanız gerektiğini anlayabilir ve bunu yönlendirebilirsiniz.
Onca yazıyı yazdıktan sonra, sizden olan ricamı tekrarlamak istedim. Türkiye’deki bildiğiniz kurumsal blogların adreslerini de listeleyebilir miyiz? Teşekkür ederim.
Neden Kurumsal Blog? Nasıl Kurumsal Blog?
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Şurda bir liste yapılmış: http://www.digitalage.com.tr/Haber/sirketler-de-blog-tutar/8414feda-2d21-4998-b43a-66a2b3066a67.aspx
Beğendiniz mi?
0
0
Daha geniş bir liste olmalı diye düşünüyorum Hakancım.
Orada yazanları buraya da yapıştıralım, ancak sanırım bundan biraz daha uzun bu liste.
Keşke çok uzun olsa.
http://blog.turkcell.com.tr
http://lastikadam.blogspot.com
http://alaaddinadworks.blogspot.com
http://marjinalclub.blogspot.com
http://www.bulasicidelilik.com
http://blog.mersasistem.com.tr
http://www.windowsblogu.com
http://dondurmaliblog.blogspot.com
Beğendiniz mi?
0
0
Fatih eline sağlık güzel bir yazı yazmışsın. Ben de tam şu anda çalıştığımız kurumlardan birine kurumsal blog ve yarattıgı etkiler üzerine sunum hazırlıyordum. -bitti gibi- Dünya’da çok güzel örnekler var ;Dell,Kodak,Boing ,HSCB vs vs. Benim dikkatimi çeken http://www.allstate.com/ oldu. özellikle comminity yaratma konusunda -ürün bazında düşünüldüğünde-çok başarılılar. Kurumsal bloglar özellikle orta-uzun vadede internette içerik üretmek için çok faydalı. Bunun yanı sıra sosyal ağlarda aktif olmaya çalışan şirketlerin sosyal ağ hesapları ve bu ağların çoğu anlamsız. Sosyal medya stratejisi yapılandırken mevcut blog merkez alınırsa var olan hesapların daha anlamlı kılınacağını düşünüyorum.
Beğendiniz mi?
0
0
http://blog.efespilsen.com.tr/anasayfa/
http://blog.gittigidiyor.com/
http://dondurmaliblog.blogspot.com/
http://blog.turkcell.com.tr/
Beğendiniz mi?
0
0
Teşekkür ederim Ahmet. Baktım ki Türk bloglarında böyle bir kaynak yok, ben de elleri sıvadım dün gece, sabaha karşı bitirdim yazıyı. Uzun oldu, ancak ilgilenen kurumlar için yazdığımdan dolayı uzunluğunu önemsemedim.
AllState güzel görünüyor gayet, mottosu da gayet anlamlı.
Blogun amacının yanında, aynı şekilde “süper” yani slogan da önemli çok. Yazıda da anlattığım gibi, kurumun ya da şirketin verdiği sözü tutuyor olması çok önemli.
Sosyal Ağ hesapları meselesine gelirsek, bir beis göremiyor olsam da, kötü yönetilen her hesap, şirketi ya da ürünü dibe götürmeye fazlaca müsait. Güçlü stratejinin öneminden dem vuruyorum hep. Çok önemli.
Blog merkezli bir yapı ise, zaten dünyanın her yerindeki bloglarda olduğu gibi, elzem.
Teşekkür ederim yorumun için, sevgiler.
Beğendiniz mi?
0
0
Crema’nın blogu: http://www.clubcrema.com/
Beğendiniz mi?
0
0