28/03/2011 - 10:20
Bu yazımda son defa eleştiri yapıyor olacağım! İlk defa yazılarımdan birinde de isim veriyor olacağım, çünkü isim vermeyecek olsam da, herkes anlayacak. O yüzden bu riski alıyorum.
Ancak bir saniye, baştan başlayalım.
Benim aslında kimseyle problemim yok ve bu yazı da bir günah çıkartma çabası.
Biraz daha başa alalım.

Bugünden yaklaşık 1.5-2 sene önce Facebook, kendi platformu için geliştirme yapan ajanslara akredite verme amaçlı bir program başlattı: Preferred Developer Consultant programı. Bu program ilk açıldığında da toplam 49 ajans programa dahil edildi. Bu ajanslardan biri de, bir Türk dijital ajansı olan Promoqube.
Tabi bu programa bir ajans dahil edilirken, o ajansın, müşterileri için yaptığı Facebook uygulamaları değil, direk Facebook platformuna “value-add” sağlayan projelere sahip olması değerlendirildi. Promoqube’un bu programa, Ödüllü Sorular isimli “anket” uygulaması ile girdiğini de zaten hepimiz biliyoruz (yanında birkaç da müşteri uygulaması eminim vardır, çünkü program başvurularında bunları da istiyorlar, ancak en önemli olanı Ödüllü Sorular’dı) (Zaten Facebook artık “Questions” isimli yeni “value-add”i ile Ödüllü Sorular’ın da önünü kapamış oldu, çünkü Questions bedava, üstelik Facebook’a ait olduğu için de hem tasarımsal, hem de değer anlamında daha uygun ve verimli).
Burada elbette sektöre onca hizmet vermiş olan nadide bir ajansa çamur atma gibi bir amacım olmayacak. Yukarıda da dedim ya, kimseyle problemim yok benim (problemim olduğu sanılıyor, ancak yok. Nitekim beni tanıyan da bilir).
Ancak Promoqube, bu program sayesinde kendini “Facebook’un geliştirici anlamında bir akreditesine sahip olduğu yönünde” değil de, “Facebook’un sosyal medya anlamında bir akreditesine sahip olduğu yönünde” pazarladı. Hadi, eğri oturup doğru konuşalım lütfen. Kaçınız müşteriye gidip de “Facebook’da reklam verelim” dediğinizde, müşterinizden “o zaman Promoqube ile konuşalım, onlar Facebook’un ajansı nasıl olsa” sohbetinin için de bulmadınız ki?
Elbette burada bir yanlış vardı ve maalesef bu yanlış 1.5-2 senedir devam ediyordu.
Tekrar söylüyorum, Promoqube toplamda bildiğim kadarıyla 25 kişinin ekmek yediği ve hakikaten zaman zaman güzel projelere de imza atan bir ajanstır. Bu yüzden de yapıyor olduğum bu eleştiride mümkünse kimse karalama yöntemine gitmesin! Orada çalışan insanlar için üzülürüm çünkü. Siz de üzülürdünüz.
Benim de bu sektörde faaliyet gösteren biri olmam ise, yapıyor olduğum bu eleştiriyi politik doğru ya da yanlış da yapmaz. Orada da bir nokta koyalım, çünkü gayet objektif bir şekilde yazıyorum bu yazıyı, bilginize.
Dönelim konumuza.
Yakın zamanda ise Facebook’un verdiği bu akrediteye haiz olan bir başka ajansımız olduğunu duyduk: 41? 29! Üstelik bu akrediteyi aldıktan sonra ne bağırdı, ne de reklamını yaptı. Sessiz sedasız blogunda duyurdu, ana sayfasında bile halen Facebook’un PDC rozeti yok. Gerisini siz anlayın.
Yani söylemek istediğim, aslında bir Facebook PDC ile sektör değişiyor. Dün bir hegemonya varken, PDC ile sosyal medya yanyana konulmuşken, bugün PDC tüm özelliğini kaybetmiş bir şekilde, ajansların işlerini “rozet”lerle değil, kaliteyle yaptığının bir göstergesi. Ancak elbette PDC değerini kaybetmedi, çünkü halen güvenilir bir akredite, ancak sosyal medya konusunda değil, uygulama geliştirme konusunda.
Her iki ajansı da tebrik etmek, ancak tabir-i caizse 41? 29!’a “şuku”sunu da vermek gerekir diye düşünüyorum. 1.5-2 senedir yapıyor olduğumuz işleri baltalayan böylesi bir rozet, insana “olmaz olsun” dedirttiği an bile gelmişken, nihayet bu sayede doğru yerini buluyor.
Bunların hepsinin yanında ise Türk dijital sektörü kazanıyor. Çünkü artık yalan yok, kalite kendini gösteriyor. Son zamanlarda gördüğüm birçok dijital proje cidden başarılı ve kaliteli. Reklam prodüksiyonu ile yapılmış olan bile var ve bu iyiye işaret.
Hepimiz zaten paramızı kazanıyorduk, ama şimdi, nihayet, sonunda egolarından arınmış bir sektör görmek bize de kısmet olacak. Hepimiz zaten iş yapmaya çalışıyorduk ama ortada maalesef bir yanlış anlaşılma, yanlış anlatma, yanlış konumlama vardı ve bunlara ters çıkanın üzerini kapatmak için de PR yoluna gidiliyordu. Hadi, şimdi de PR olsun da görelim!
Nitekim yaptığımız sosyal medya işlerini ya da sosyal medya konusundaki vizyonumuzu anlatmak için TV programlarına ihtiyaç duymadık ki biz! Müşteriyi etkilemek için kılı kırk yardık! Şimdi bu çabaların meyvelerini toplayabileceğimizi görmek çok sevindirici. Üstelik bu fırsatı bize verenin de Facebook’un PDC programı olması fazlasıyla ironik ve sarkastik.
Hepimizin konuştuğu, ancak hiçbirimizin yüksek sesle dillendiremediği bir tabuydu Facebook PDC ve bu programın ne Facebook’ta kampanya yapmakla alakası vardı, ne Facebook reklamlarını en iyi şekilde optimize etmekle ilgisi vardı, ne de sosyal medya iletişiminde ulaşılan son nokta (bkz. Ramiz Dayı) ile ilgisi vardı. Şimdi bunu rahatlıkla söyleyebilmek güzel şey!
Nitekim bu da son eleştiri yazım olsun. Meşgul Sinyali’nin adının eleştiri ile anılması bir yandan çok güzeldi, ancak bir yandan da kendimi korumalıyım kem gözlerden (siz anladınız onu). Korkuyorum ve geri çekiliyorum, bundan böyle de eleştiri yazısı yazmaktansa, post-modern sosyal medya ve insan incelemeleri yazmaya devam ederim, daha iyi.
Türk Dijital Sektöründe Bir Dönüm Noktası Olarak Facebook PDC
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
facebook/sosyal medya vb. tüm dijital alanlar pazarlama profesyonelleri açısından o kadar yeni ki kim neyi nasıl yapması gerektiği/hangi ajansın daha yetkin olduğu konusunda en ufak fikir sahibi değil(di).
sözünü ettiğiniz pdc etiketinin ajansa prestij/popularite kazandırmasında müşteri/(hatta patron) tarafının da büyük etkisi olmuştur.. facebook tarafından akredite edilmiş bir ajansla anlaşmak bir iç huzuru verir müşteriye..ne de olsa buraları anlayan/bilen bi rehberleri vardır artık.. çok da haksız sayılmazlar böyle düşününce..
bir de “developer” etiketi de aslında dolaylı da olsa sosyal medya ile ilgili değil mi? iyi geliştirilmemiş bir anket/oyun vb. uygulama nihayetinde etkili bir sosyal ağ kuramayacaktır (ve tam tersi de geçerli tabi)..
sanırım zamanla gelişip/olgunlaştıkça oturacak tüm kavramlar/değer yargıları sosyal medyada.. ajansları bırakın, bu işin bizzat yaratıcıları bile bir 5 yıl sonra ne olacağını kestiremiyor neredeyse.. ne kullanıcıların ne developer ların hızına kimse yetişemiyor
bir google evangelist inin dediği gibi “sosyal medya “teen sex” e benziyor, herkes yapmak istiyor, ama kimse nasıl yapılacağı konusunda emin değil.:)
zamanla bu alanda yapılan ölçümler çoğaldıkça, yapılan uygulamaların sonuçları değişik boyutları ile değerlendirildikçe daha somut adımlar atılabilir belki.. şimdilik bu deneme yanılmanın tadını çıkartalım..:)
Çok beğenildi. Siz de beğendiniz mi?
10
0