13/08/2010 - 10:00
Yolda yürürken aklınıza gelenlerle değil, gözünüze güzel görünen şeylerle meşgul olursunuz. Sınırları zorlamak da, binaların reklam kabul eden kısımlarının betonarme oluşu değil, reklamın oraya nasıl yakıştığıdır. O reklamı en çok kaç kişinin göreceğini, binanın konumu ve trafik akışı belirler. Bir de görüntü kalitesi. Ayrıca mantık kurallarına aykırı olmamak da gerekir. Gidip de Maslak’da pirinç reklamı veremeyeceğiniz gibi, Moskova’da da taco dolu ilanlar (billboard) görmezsiniz.

İki çeşit kendini tanımlama vardır. Birinde büyük görsel-kısa metin, diğerinde kısıtlı görsel ve sayfalarca metin yer alır. Sonuçta iki anlamda da “kendinizi yeterli görmek”ten çok, “ başkalarına göre sizin yeterli olduğunuzu kabul edilmesi” gereklidir. Çünkü, ortada bir ticari kaygı varsa, kaygılanan marka veya kişi/firma, görsel şovu da bilecek, metnin boyutunu da yeri ve zamanına göre düzenleyebilecek yetide olmalıdır.
Zamanında bina ve satın alınacak ürüne ait yere kaç km/m kaldığını gösteren tabelaler revaçtaydı.
Bunlar sayesinde algıyı yönetebildiğimiz ortaya çıktı. Marka da, kendini satmak için, büyük görseller ile bir varış noktası yaratmıştı.

Peki, müşteriye bu şekilde ulaşan markalar internette ne kadar genişlemeye başladı? Ticaret dediğimiz şey, sosyalliğiyle kendini ne kadar kabul ettirdi?
Ticaretin Medyaya Ulaştığı Dijital Nokta: Sosyal Ticaret (Social Commerce)
Sosyal entegrasyon ve online medya bu konuda çift taraflı fayda sağlamaya başladı. Eskiden markalar sadece sosyal mecraları kendilerini tanıtmak için kullanırken, artık sosyal mecra siteleri de e-ticareti kullanabilmeyi öğrendi. Bir marka kendini tanıtmak için hayran sayfası (fanpage) açıp, onun takibi ile ilgilenirken; diğer bir sayfada aynı markaya ait olan ve müşteri bazında alımgücünü yükseltebilecek bir kampanya içeren ürün de satılabiliyor. En güzel örnek Starbucks diyebilirim.

Satın aldığınız kartınızı facebook üzerinden oluşturulmuş bir uygulama ile kontrol edebiliyor, ne kadar ödül kazandığıızı görebiliyor, arkadaşlarınızın kartına yüklemeler yapabiliyorsunuz. Bu da WOM’un ticari halini size yaşatıyor.
Marka, değerinin farkında ve maddi ve manevi olarak kalitesinden ödün vermeyecek yeterlilikte ise, bu gibi uygulamaları yapacak firma/ajanslarla çalışarak kendini başarılı bir şekilde tanıtmaya devam ediyor. Ne mutlu ki, sosyal ticaretin sadece el sallamak ya da herkesin kendi başına yapabileceği bir olgu olmadığının birçok marka farkında ve bu işin kalitesi şu sıralar üst seviyelerde. Başarısız olanlar ise göz önünden hemen yok olabiliyorlar.
Çağımızın bu uygulamalara olan uyumu, umarım bu devinimde devam eder. Aksi halde, online alışverişimi tamamlayıp, ödeme yapmak üzereyken 3d güvenlik uygulamasının çalışmadığı bir son ekran görmektense, aracımla tabela takip etmeyi tercih ederim.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
POPÜLER YAZILAR