12/07/2010 - 12:11

Geçtiğimiz günlerde dünyanın en çok ziyaret edilen 2. web sitesi olma ünvanını elinde tutan Facebook ile ilgili çarpıcı bir veri gündeme bomba gibi düştü. Inside Facebook‘da yer alan verilere göre ABD’de Facebook’a kayıt olma oranı 2 ay içinde %95′e yakın bir oranda düştü. Mayıs ayındaki yeni kayıt sayısı 7,8 milyon civarlarında iken, ne oldu da haziranda bu sayı 320 binlere düştü? Yoksa Facebook’tan sıkıldık mı?

Yukarıdaki tabloda da görebileceğimiz gibi bu düşüş 14 ile 44 yaş aralığında gerçekleşti. Bu veriler her ne kadar ABD’ye ait olsa da Türkiye için de büyük bir önem arz etmekte, zira dünyanın lokomotif gücü olarak kabul edilen ve Facebook’un anavatanı olan ülkedeki bu değişimin, Türkiye istatistiklerine yansımayacağını düşünmek sadece hayalperestlik olacaktır.
Aşağıdaki tabloda ise yine ABD’deki Facebook kullanıcılarının yaşlara göre dağılımı görüyoruz. 14-44 yaş aralığındaki kullanıcılar, tüm kullanıcıların %70’ini oluşturmakta.

Facebook’un yanlış politikalarının bügünkü duruma gelinmesindeki payı büyük (bkz: Yeni Facebook Gizlilik Ayarları, Mark Zuckerberg’in Açıklaması) fakat en büyük etkenlerden biri de kullanıcıları heyecanlandıracak özellikleri sunmakta geç kalmış olmaları. Evet Facebook, özellikle web sitelerine entegre etmeye başladığı “like” butonları ile web 2.0 açısından bir çığır açıyor olarak gösterildi, hatta şimdi bu butonları e-mail marketing için de kullanmaya başlayacaklar fakat gözden kaçırdıkları önemli bir konu var. Kullanıcıları heyecanlandırmak zorundasınız! Bununla kalmamalı ve her geçen gün şaşırtmak zorundasınız! Bunu da izlenen yanlış politikalar sonucunda negatif olarak değil, insanların dopamin salgılamasını sağlayarak ve daha fazla heyecanlandırarak yapmak zorundasınız! Çünkü önemli olan en üst noktaya ulaşmak değil, orada kalabilmek.
Bu verileri ve gelinen durumu “Facebook’un yeteri kadar kullanıcısı var zaten, yeni kayıtlar azalsa ne olacak ki?” diye yorumlayanlar olabilir. İşim gereği ister istemez bu verileri “pazarlama” ve “alım gücü” kriterlerine göre değerlendiriyorum. Yani özellikle markaların sosyal medyayı kullanmaya başladığı şu dönemlerde bu düşüş, bir kriz ortamı yaratmayacaksa bile tüm dengeleri değiştirebilecek kadar önemli. Nasıl mı? Facebook, sadece insanların arkadaşlarını bulabileceği ve etkileşimde kalabileceği bir platform olmadığı konusundaki rüştünü kanıtladığından beri özellikle markalar tarafından aktif bir şekilde kullanılıyor veya kullanılmaya çalışılıyor. Basit bir mantıkla markaların genel hedef kitleleri az önce bahsettiğim “alım gücü”ne sahip insanlar ve bu kitlenin de büyük bir çoğunluğunu 14-44 yaş aralığındaki insanlardan oluşuyor. Yeni kayıtların azalması ile yukarıdaki %70’lik dilim azalacak ve potansiyel müşteriye ulaşmak daha da zorlaşacak. Potansiyel veya var olan müşterilere ulaşmak Facebook’ta hedef kitleye uygun reklam vererek mükün fakat bu yeni medyada sağlanmak zorunda olunan etkileşim açısından kesinlikle yeterli değil.
Bu durumdan “markalar” adına bir sonuç çıkarmak gerekirse: “Potansiyel müşterilerine ulaşmaya çalışmaya devam et ama yeni müşteri yok! Önceliğin mevcut müşteriyi elinde tutmaya çalışmak!” En azından Facebook, bu büyüme ivmesindeki azalmaya karşı bir tedbir almadığı sürece…
Facebook’tan Sıkıldık mı?
Bu yazıya yapılan yorumları RSS beslemesi ile takip edebilirsiniz.










![Okuyucularımıza Hediye: Yeni Medya’nın Felsefesi [E-Kitap]](http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/e-kitap.jpg)
Bunlara ek olarak kayıt olacak kişi kalmadı neredeyse…
Beğendiniz mi?
0
0
Sıkılma konusuna katılmıyoruz, daha çok yaz ayları ve online aktivitenin mobilde twitter a kayması şeklinde olabilir. Facebook gizlilik ayarlarında bayağı bir ilerleme sağladı. Kullanıcılar Facebook da heyecanlandıkları materyali aralarında zaten paylaşıyor. Pazarlama ve alım gücü açısından değilde Facebook un elinde bulundurduğu demografik bilgi olarak değerlendirirseniz, bu bilgi ne google da var ne twitter da. Facebook sizin beğendiğiniz like yaptığınız bütün bilgiyi elinde tutuyor. Bu veri en değerlisi. Markanın birinci elden iletişimde bulunduğu nokta yine öncelikle Facebook olacaktır düşüncesindeyiz. Daha sonra oluşturduğu içeriğe bağlı olarak youtube, twitter, foursquare gibileri olabilir.
Beğendiniz mi?
0
0
Öncelikle yorumlarınız için teşekkür ederim.
Türkiye’deki Facebook kullanıcı sayısı yaklaşık 20 milyon, dünyada ise 450 milyon civarında; yani kayıt olabilecek büyük bir kitle hem Türkiye, hem de dünya için halen mevcut.
Facebook’un son dönemdeki politikaları kullanıcılardan büyük tepkiler topladı. Mark Zuckerberg, arka plana çekilmediği ve “aleni” yanlışlar devam ettiği sürece Facebook’u çok daha zor günler bekliyor. Tarihte hiç umulmadık zamanlarda, umulmadık yerlerde bir grup insanın başlattığı eylemler, devrimlerle sonuçlanmıştır. Günümüzde insanların internet sayesinde çok daha hızlı bir şekilde organize olabildiğini düşünürsek; yeni devrimin Facebook’un çöküşü olmayacağının garantsini kim verebilir?
Evet, Facebook’un yaptığı “data mining” çok değerli ve Facebook, bu anlamda çok büyük bir gücü elinde tutuyor, fakat az önce söylediklerime paralel olarak bir şeyin altını çizmek isterim; hiçbir şirket, marka veya hizmet sağlayıcısı “samimi” olmadığı sürece kalıcı olamaz. Facebook, bu samimiyetten çok uzakta, tabi ki şimdilik.
Saygılar sunarım.
Beğendiniz mi?
2
0
ABD’deki facebook’a kayıt olma oranı 2 ay içinde %95′e yakın bir oranda düşmesini normal karşılamak lazım. Kayıt olma istatistiklerinin sürekli yüksek oranlarda artması için doğurganlığın da aynı şekilde hızlı olması lazım. Korkutucu veya kıyamet seneryosunu aramaktan daha çok olayın bir de psikolojik etkisine göz atabiliriz. Kullanım oranının veya şeklinin düşüyor olmasına başka bir bakış açısı getirebiliriz.
Facebook ve twitter’ı karşılaştıralım. kültürümüzde nasıl yazlık ev, kışlık ev gibi yaşam şekillerimiz varsa facebook ve mesela twitter arasında böyle bir yaşam şekli var. facebook bizim kışlık evimiz gibi. kapıyı pencereyi kapatıp içinde daha çok zaman geçirdiğimiz bir yer olarak ele alabiliriz. twitter ise yazlık gibi sadece yatmaktan yatmaya yani daha çok sonuç odaklı bir mekan olarak düşünebiliriz. tüm kuzey yarım küre yazın en kavurucu zamanlarını geçirirken kışlık evinde daha çok zaman geçirmeyi istemez. kendini dışarı atmak ister üf’ler, püfler en basit bahanede kaçar gider. facebook’da şu anda bunu yaşamakta. daha sonuç odaklı olan twitter ise cep telefonu gibi hızlı kullanım araçlarıyla şu anda revaçta.
kış gelmeye başladığında twitter’da yazın o sıcak renklerini özleyen, öfleyen pöfleyen insanların sıkıcı nağmelerini görmeye ya da yazdan kalma fotoğraflarla arkadaşlarına nispet yapmaya çalışan insanları görmeye hazır olun.
selim kacar
Beğendiniz mi?
0
0
facebooktan sıkılmadık.yeni uygulamalarıyla daha akıllı bir sosyal medya aygıtı ile karşı karşıya kalacağız.
Beğendiniz mi?
0
0
özellikle gizlilik ayarları konusunda ilerleme sağladı ama bence daha da yenilenmesi lazım kullanıcılara özelleşebilmesi lazım herkes kendi profilini dizayn edebilmeli gibi çünkü bir yerde görselliğinden formatından bir şekilde sıkılmak normal
Beğendiniz mi?
0
0
Facebook’un kışlık, Twitter’ın yazlık olarak değerlendirilmesi değişik bir bakış açısı. Bu yaklaşımdan yola çıkarsak; Facebook kullanıcılarını kışlık ev, Twitter kullanıcılarını ise yazlık ev sahipleri gibi düşünelim, hem Facebook, hem Twitter kullananları ise kışlık ve yazlık ev sahipleri. Yazlık-kışlık ev ayrımını sadece hem Twitter, hem de Facebook kullananlar yapabilir. Kışlık evi bile olmayan birinden yazlık-kışlık kavramını her yönüyle irdeleyip buna uygun hareket etmesi beklenemez. Bu görüş sadece halihazırdaki kullanıcılar için geçerli olabilir.
Facebook’un gizlilik ayarları konusunda ilerleme kaydetmesinin amiyane tabirle; eşşeğimizi çalıp, sonra da “bakın eşşeğinizi bulduk” demesinden bir farkı yok bence. Daha önce de bahsettiğim gibi samimi olmadığı sürece Facebook’u çok daha zor günler bekliyor.
Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim. Saygılar.
Beğendiniz mi?
0
0