Meşgul Sinyali, abone olan okuyucularına gönderdiği ilk e-bülten’e bir de sürpriz olarak hazırladığı e-kitabı ekledi. Yeni Medya’nın Felsefesi, Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya’ya dair makaleleri birleştirdiğim bu kitap, 3 kitaplık serinin başlangıcı olacak.
Son zamanlarda yeterince içerik giremedik, biliyorum. ancak e-bülten’e hazırlanıyorduk o dönemde. E-bültenimize hala abone olmadıysanız burayı tıklayın. Gönderdiğimiz ilk e-bülteni görmek için de burayı tıklayın.
Modern çağın yanında getirdiği tek bir hastalık var, o da “motion sickness” yani hareket hastalığı.
Bizler duramayız!
İnsanoğlu duramaz, sadece duramaz. Fiziksel anlamda bile olduğumuz yerde durabilmemiz için dakikada 30 km hızla dünyanın dönüş yönünün tersine koşmalıyız. Ancak psikolojik, sosyolojik ya da sosyo-psikolojik (adını sizin de koyabileceğiniz herhangi bir insan/kültür bilimi) anlamdan bahsediyorum. Bizler duramayız!
Yahoyt Dergi’nin yeni sayısı Sosyal Medya ile ilgili. Geçtiğimiz günlerde de Meşgul Sinyali’nin kurucu ekibiyle röportaj yapmışlardı, biz de merakla bekliyorduk Televidyon mutfağından çıkacak olan röportajımızı. İşte o röportaj Yahoyt Dergi’nin 7. sayısıyla birlikte çıktı. Ancak merak etmeyin, sadece Meşgul Sinyali ile değil, sektörden birçok profesyonel ile de röportaj yapmış ekip. Yahoyt Dergi’nin Sosyal Medya konulu 7. sayısını indirmek için tıklayın.
Yeni Medya olarak bilinen ve artık çok geniş bir kesim tarafından uzun süredir bilinçli bir şekilde kullanılann bu mecra, kurumsal anlamda kendini ne kadar gösteriyor? Bazı uygulamalara giden ve sosyal medya politikası adı altında sınırlamalar ve yasa(k)lar getiren interaktif, yeni nesil kurumlar; kurumsal yapısını tamamlamak için çalışanlarına da artık gerekli yaptırımları beyan ediyor. Bazı kurumlar; çalışanlarını bir yerden sonra mesai saatleri dışında dahi olsa, her dakika potansiyel firma temsilcisi ve sosyal varlık olarak “çalışan” oldukları…
Sosyal paylaşım sitelerinin yaygınlaşmasıyla birlikte tartışılmaya başlanan ve uzun yıllar da tartışılmaya devam edilecek en önemli konulardan biri hepimizin bildiği gibi: “gizlilik”. Hiç birimiz, yaptığı her şeyin herkes tarafından bilinebilmesi durumuna sıcak bakmıyoruz. Fakat ironiktir; çoğumuz ya ne yapacağımızı bilmediğimizden, ya da umursamadığımız için gizliliğimizi korumak adına bir girişimde bulunmuyoruz.
Gelin, Türkiye’deki en çok kullanılan sosyal paylaşım sitesi “Facebook”un yaklaşık 1 ay önce duyurduğu “yeni gizlilik ayarları”na ve bu ayarları nasıl değiştirebileceğimize yakından bir göz atalım.
Sosyal medyanın sadece pazarlama, halkla ilişkiler ya da reklam gibi iş kollarını değil tüm hayatımızı değiştirdiği malum. Arkadaşlık, sosyalleşme gibi kavramların değiştiği dünyamızda okurluk ve yazarlığın anlamları da günden güne değişiyor. Blog yazarlığı sayesinde geçtiğimiz yıllardan beri süregelen edebiyat değişimi basılı geleneksel edebiyata da yansıyor.
Türkiye’de bunun ilk örneği son günlerde pek çok konuştuğumuz Pucca. Pucca’nın üç yıldır yazdığı blogu Pucca Günlük’ten türeyen kitabı “Küçük Aptalın Büyük Dünyası – Pucca Günlük” şimdiden çok satanlar listesine girdi bile. Cem Mumcu, Okuyan Us Yayınları’ndan Dizüstü Edebiyat adlı yeni bir kitap dizisinin yayınlanacağını da duyurdu.