<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meşgul Sinyali &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.mesgulsinyali.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mesgulsinyali.com</link>
	<description>sosyal medya, dijital pazarlama, online itibar yönetimi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 07:32:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/turkiyedeki-internet-sansuru/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=turkiyedeki-internet-sansuru</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/turkiyedeki-internet-sansuru/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2010 20:44:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Canetti]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik bir Platform olarak Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Baudrillard]]></category>
		<category><![CDATA[Kavgam]]></category>
		<category><![CDATA[Kötülük ve Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlak Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Niche]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Politically Correct]]></category>
		<category><![CDATA[Politikal Yolsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Sansüre Karşı Ortak Platform]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaseten Doğru Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Troll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1100</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım üzerinde en çok düşünüp, en çok yazıp bozduğum yazı bu yazıdır. Çünkü bu yazıdaki düşüncelerin başlangıcı bundan 3 ay öncesine dayanıyor. Anlatayım bilmeyenler için (kaldı mı?);
19 Haziran günü yapılan “Internet’te Sansüre Karşı Ortak Platform” isimli toplantıya ben de katılmıştım Meşgul Sinyali adına (ancak daha sonra şahsım adına katıldığımı belirtmek zorunda kaldım, çünkü Meşgul Sinyali yazarları anlaşılan benimle aynı düşünceler içinde değillermiş). O toplantıda bahsettiklerimi "Kavgam" isimli yazımda görebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fturkiyedeki-internet-sansuru%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fturkiyedeki-internet-sansuru%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Canetti,Demokratik+bir+Platform+olarak+Internet,Dijital+Anar%C5%9Fizm,Friendfeed,%C4%B0nternet+Sans%C3%BCr%C3%BC,Jean+Baudrillard,Kavgam,K%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCk+ve+Politika,Mutlak+%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BCk,Niche,%C3%96zg%C3%BCr+Internet,Politically+Correct,Politikal+Yolsuzluk,Sans%C3%BCre+Kar%C5%9F%C4%B1+Ortak+Platform,Siyaseten+Do%C4%9Fru+Olmak,Troll&amp;b=2" height="61" width="50" title="Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" alt=" Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Sanırım üzerinde en çok düşünüp, en çok yazıp bozduğum yazı bu yazıdır. Çünkü bu yazıdaki düşüncelerin başlangıcı bundan 3 ay öncesine dayanıyor. Anlatayım bilmeyenler için (<em>kaldı mı?</em>);</p>
<p>19 Haziran günü yapılan “<strong>Internet’te Sansüre Karşı Ortak Platform</strong>” isimli toplantıya ben de katılmıştım Meşgul Sinyali adına (<em>ancak daha sonra şahsım adına katıldığımı belirtmek zorunda kaldım, çünkü Meşgul Sinyali yazarları anlaşılan benimle aynı düşünceler içinde değillermiş</em>). O toplantıda bahsettiklerimi &#8220;<strong><a href="http://www.mesgulsinyali.com/genel/kavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili/" title="Kavgam - Internet Sansürler ile İlgili"  target="_self">Kavgam</a></strong>&#8221; isimli yazımda görebilirsiniz.</p>
<p>Nitekim toplantıdan 3 gün sonra 22 Haziran tarihinde, Friendfeed’de tarafıma bir karalama kampanyası başlatıldı ve birçok hakarete maruz kaldım. Kendimi savundum elbette, savunmaya çalıştım, kimi zaman duygusallaştım. Ancak o tartışmanın bir yerinde kendime “<strong>artık yeter</strong>” dedim ve tartışmadan ayrıldım. Orada yazdığım hiçbir cevabı ve hiçbir yorumu silmedim ve o yorumların birçoğu hakkında halen aynı şekilde düşünüyor olduğumu söylemeliyim.</p>
<p>Yaklaşık 2 hafta sonra ise Meşgul Sinyali’nde ayrılıklar yaşandı. Tolga zaten ayrılmıştı, Yiğit ise o dönemler ayrıldı ve yaşananları (<em>kendi gözünden</em>) blogunda yazdı. Ben meselenin Yiğit’in anlattığı ile eş olmadığını biliyorum, ancak o tartışmaya fazla katılmadığımı ve katılmak istemediğimi de söylemeliyim. Nitekim bana “sansürcü” diyen bu sefer de Yiğit idi, dedi ki; “<strong>Meşgul Sinyali’nde hatlar kesiliyor</strong>” (<em>Şekil A, kesilmedi hatlar, eskisinden daha güçlüyüz</em>).</p>
<p>Ben Tolga’yı da Yiğit’i de seviyorum. Özellikle Tolga, onları gerçekten arkadaş olarak sevdiğimi biliyor, belki Yiğit’e bunu o zamanlar yeterince gösterememiştim. Ama artık bir önemi de yok. Nitekim, o insanlar beni tanıyan insanlar, en azından beni tanıdıklarını düşündüğüm insanlar, o yüzden daha da sustum.</p>
<p>Okuyucularımızdan o tartışmaları okuyanlar, Meşgul Sinyali’ni kapatıp gideceğimi sandılar. Yorumlar yaptılar bir çok. Ancak Meşgul Sinyali kapanmadı ve bu tarz sebeplerden dolayı kapanmayacak. Ancak ölürsem ya da piyasayı değiştiremeyeceğimi düşündüğüm bir yere gelirsem, işte o zaman kapatırım bu siteyi dedim ben de kendime.</p>
<p>Enteresandır, sevgilimden başka hiç kimseden de manevi anlamda destek görmedim bu meseleler yaşanırken. Moralim çok bozuldu, resmen küstüm bir sürü güzelliğe. Çünkü o tartışmada beni hiç tanımayan, benle hiç muhabbet etmemiş olan ve benim tarzımın nasıl olduğunu bilmeyen bir sürü insan, inanamadığım bir şekilde bana hakaret etme hakkını kendilerinde bulabilmişti. Yiğit ayrıldığını Friendfeed’de duyurduğunda, birlikte yemek yiyip muhabbet ettiğimiz arkadaşlarım bile Yiğit’e destek vermişti. Anlayamadım neler olduğunu, neden böyle olduğunu.</p>
<p>Ayrıca, beni okuyorsunuz az çok, benim zaman zaman “<strong>online itibar yönetimi</strong>” konusunda yazılar yazdığımı da görüyorsunuz, diğer yazarlarımız da zaman zaman yazıyordu bu konuyu. Benim o tartışmada aldığım duruşun üzerine insanlar da bana; “<strong>sen bu konuda yazarken kendini kurtaramayacak durumdasın şimdi, demekki bu işi bilmiyorsun</strong>” dediler. Yani bir de “<strong>iş bilmez</strong>” oldum. Hadi bunu da geçelim.</p>
<p>Benimle profesyonel olarak danışmanlık anlaşması yapan birçok şirket anlaşmamızı feshetti. İş kaynaklarımdan olduğum gibi, kazancımdan da oldum. Sırf bu tartışmalar yüzünden. Beni tanımayan insanlar bana hakaret ettiler diye, bana “<strong>saygısız</strong>”, “<strong>boş konuşan</strong>”, “<strong>sansürcü</strong>”, “<strong>g.tveren</strong>”, “<strong>p.zevenk</strong>” dediler diye ben kazancımdan oldum, kiramı geciktirdim, haftada iki akşam arkadaşlarımla yemek yemeye çıkarken evden çıkamaz oldum.</p>
<p>Hadi mesele “<strong>para</strong>” da olmasın. Mesele, gerçekte “<strong>linç</strong>”, bir anlamda “<strong>dijital anarşizm</strong>” ve bazı bazı da “<strong>troll</strong>”lük. Peki sebebi var mı?</p>
<p>Şimdi, rahat rahat içimi dökebilirim sizlere ve geçen 3 ay boyunca benim tarafımda ve taraf olduğum mesele konusunda neler olduğunu anlatabilirim. Bunu şimdi yapıyor olmamın sebebini de yakında açıklarım eminim, zaten duyulur.</p>
<p>Öncelikle Internet Sansürüne Karşı Ortak Platform’dan bahsedelim. Konuya, bence “<strong>Ses çıkarmamak boyun eğmektir. Platforma katıl!</strong>” mottosundan başlamalı.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1101" title="Sansürsüz Internet" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/09/sansursuz-internet.jpg" alt="sansursuz internet Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" width="610" height="121" /></p>
<p>Hayır, ses çıkarmamak her zaman boyun eğmek anlamına gelmez. Bazen ses çıkarmamak “<strong>politically correct</strong>” yani “<strong>siyaseten doğru</strong>” olmaya çalışmak anlamına da gelebilir. Benim bu tartışmalar bittikten sonra aldığım duruş da bu “<strong>siyaseten doğru</strong>” örneğine gayet uygun. Doğru olabilmek için ve 3 ay önce söylediklerimi ıspatlayabileceğimi bildiğim için sustum, ses çıkarmadım.</p>
<p>Ancak zaten, o mottoya göre ben 3 ay önce toplantıda “<strong>ses çıkarmıştım</strong>”. Ses çıkarmıştım, ama beni susturmaya çalıştılar, hakaretle, suçlamayla. Madem “<strong>ses çıkarmak</strong>” boyun eğmemek anlamına geliyor, öyleyse “<strong>boyun eğmeyen bir adama</strong>” (<em>bana</em>) niye hakaret ettiniz diye sormak isterdim şimdi onlara (<em>ancak bunun da bir önemi yok</em>). Peki, önemli olan ne?</p>
<p>Önemli olan, karşıt fikirlere de açık olmak. Konu anarşizme geldiğinde, herkesin “<strong>doğru</strong>”su kendine göre “<strong>bükülmüş</strong>”tür ve aynı şekilde herkesin sonuca giden yolu “<strong>farklı</strong>” olabilir. Benim yolum farklıydı, bunu biliyorum. Onlar da farklı şeyler istiyorlardı, bunu da görebiliyorum. Öyleyse anarşizm ne? Hatta “<strong>dijital anarşizm</strong>” ne?</p>
<p>Anarşizm, “<strong>anarchos</strong>” kelimesinden geliyormuş, Yunanca. “<strong>An</strong>” olumsuzluk eki, “<strong>archos</strong>” ise yönetici anlamına geliyormuş. Yani kelime itibariyle “<strong>yöneticisiz</strong>”. İnternetin bir patronunun olmaması da, acaba interneti “<strong>anarşik</strong>” bir ortam yapar mı sorusu aklıma geliyor ama, cevabım da yok. Yine de düşüncelerim var. İnternetin patronu olmadığı için başımıza neler geliyor?</p>
<p>Soruyu cevaplamayacağım, ancak ben de internetin patronu olmasın diyenlerdenim, merak etmeyin. Konuyu internete patron lazım demeye getirip sizi diken üzerinde tutmak istedim sadece. İnternete patron değil, düzgün çalışan lazım belki de. Ancak, içinde “iyilik” ile doğan insanoğlunun yaptığı kötülükleri gördükçe, bunun olmayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Konumuz “<strong>dijital anarşizm</strong>”, geri dönelim.</p>
<p>Anarşistlerin, normal insanlara göre “<strong>politik</strong>” yanları daha güçlüdür. Çünkü siyasi meselelerde aldıkları duruşlar ve düşüncelerinin yaşanılan olayları yorumladığı şekil farklıdır. Farklıdır, hem sıradan insanlardan, hem de yönetici politikacılardan. Öyleyse  Jean Baudrillard’ın “<strong>kötülük ve politika</strong>” konusunda söylediklerine kulak verelim:</p>
<p><em>“Politikanın gizli kusuru neyi Kötülük olarak adlandırabileceğini bilemeyecek bir hale gelmiş olmasıdır.</em></p>
<p><em>Politika, Kötülüğün yaşama geçirildiği yer olup; gerek bireysel gerekse ayrıcalık, ahlaksızlık, yolsuzluk gibi kolektif Kötülük biçimlerinin yönetimini üstlenmiş bir alandır.</em></p>
<p><em>Oysa Kötülüğün yönetimi son derece güç bir iş olup, politikacıların sürekli olarak yaptıkları yanlışları düzeltmeye çalışmaktan başka bir şeyle uğraşmadıkları söylenebilir.</em></p>
<p><em>Eskiden iktidar nedensiz bir güçtü. Size başkaları tarafından bir şeyin karşılığı olarak verilir, yukarıdan bahşedilirdi. Özel nitelikler aranmadan sunulur, bir tür alın yazısına benzerdi.</em></p>
<p><em>Kraliyet iktidarı da böyle bir şeydi. Zaten bu yüzden XVI. Louis’ye isyancılar iktidarı istiyorlar denildiğinde çok şaşırmıştı. İnsan iktidarı nasıl isteyebilirdi ki?”</em></p>
<p>Nitekim ben kendimi anarşist olarak niteler miyim diye soruyorum kendime. Evet. Ben de kendimi pekala bir anarşist olarak niteleyebilirim. Gördüğüm birçok boyalı basın haberine, haberi okuduğum gibi küfürü basabiliyorum. Bindiğim takside ülke mesellerinden bahsedip, şoförün fikrini dinlemeyi seviyorum. Annemle konuşurken hararetli bir şekilde gördüğüm ya da okuduğum yolsuzluklara yorumlar yapıyorum ve pratik olarak da birçok insanla konuşuyorum. Yani benim pratik anarşizm anlayışım iletişim ve konuşmak öyleyse.</p>
<p>Nitekim konuştum da, Ortak Platform Toplantısı’nda. Söylediklerimin hepsi de oldu. “<strong>Deklarasyon mu?</strong>”, “<strong>Başbakanı istifaya davet etmek mi?</strong>”, “<strong>Ulaştırma Bakanı da mı istifa etsin?</strong>” dedim, küçümsedim. Bence küçük bir grup oluşturup randevular alalım, konuşalım, anlatalım dedim. Ukalaydım, evet. Lanet olsun ki ukala davrandım, maalesef bir kusur bu. Yaratılışımda var olan “<strong>ukalalık</strong>” bana zaman zaman zarar getirmişti, ancak bu?</p>
<p>Düşünün, ülke halkının %44&#8242;ünün oylarını almış olan bir siyasi parti, partinin başbakanı ve kabinesini istifaya davet ediyorsunuz. Sizce de özgürlük savunan bir grubun mottosu bu olabilir mi? OLMAZ! OLAMAZ! O TOPLANTIDA BUNLARIN HEPSİNİ SÖYLEDİM. ŞİMDİ NE OLDU? OY VERENLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ VE ÇIKARLARI NE OLACAK?</p>
<h3>Mutlak özgürlük elbette yoktur, modern ya da post-modern dünyada hiçbir zaman vuk&#8217;u bulmayacaktır. Ancak yine de özgürlük kavramından her tahlilde söz edilebilir ve özgürlük belirli gruplar için değil, herkes içindir. Özgürlük savunan tüm düşünceler, diğer düşüncelerle de ortak noktalarda bağdaşmalı ve diğer düşünceleri ezmemelidirler. Aksi, özgürlük değil daha çok pranga olur.</h3>
<p>Neyse, konuyu getirmeye çalıştığım yer, anarşizmin politika ile yoğrulduğu ve bu yüzden de “<strong>kötülük</strong>” tanımını unutmuş olmamız. Beni tanımayan insanların bana yaptıkları kötülük gibi, işlerimi kaybetmem falan gibi.</p>
<p>Canetti de diyor ki: “<strong>Bu dünyada hala iktidarla ilişkisi olmayan birkaç kişinin var olduğunu bilebilsem umudumu yitirmeyeceğim demektir</strong>”. Yani, o internet sansürüne karşı “<strong>deklarasyon</strong>” (!) yayınlayan arkadaşları(mı)n başındaki insanlar var ya&#8230; işte Canetti söylemiş, siz tamamlayın gerisini, iktidarla&#8230; işte ilişkileri var&#8230; olmalı&#8230; Canetti bu, hiçbirimiz Canetti değiliz ki, ondan iyi mi bileceğiz?</p>
<p>Baudrillard devam ediyor: “<strong>Politikacıların bir anda toplu halde istifa etmelerini düşlüyoruz, çünkü politik üstyapıdan yoksun bir toplumsal yapının (<em>tıpkı politikanın, temsil edilme olayının bulunmadığı bir dünyanın neye benzeyeceğini merak etmemiz gibi</em>) neye benzeyeceğini merak ediyoruz. Bu da bizi inanılmaz bir şekilde rahatlatıp, inanılmaz bir kolektif “catharsis”e yol açıyor</strong>”.</p>
<p>Yani Baudrillard diyor ki; “<strong>Bırakın bu işleri!</strong>”. Tabi en avam anlamda fikrinizi savunmayın demiyorum. Bunu bir pazarlama kampanyasına döndürün diyorum, strateji, taktik. Aksi halde bu şekil kolektif yapılar, modern ya da post-modern hiçbir anlamda başarıya ulaşamaz. Toplumsal hayatta olduğu gibi, dijital dünyada da bir “<strong>niche</strong>”e gidiş bulunmaktadır. Trendleri siz takip etmiyorsanız, ben sizin için söyleyeyim: “<strong>Meşgul Sinyali’nin bu derece başarılı olması, kitlesini bunca hızlı büyütmesi ve açıldığı günden bugüne barter ve sponsorluk anlaşmaları ile toplamda 25.000 TL yatırım alması da işte bu yüzden (<em>yeterince, ya da istediğim kadar fazla bir yatırım değil bu, ancak şimdilik gayet iyi, daha iyisi de yolda</em>)</strong>”. “<strong>Niche</strong>” olduğumuzdan.</p>
<p>İşte Başbakan’ı ve Ulaştırma Bakanı’nı istifaya davet eden zihniyet, “<strong>niche</strong>”in ne demek olduğunu ve “<strong>pazarlama</strong>”nın ne demek olduğunu bilmeden “<strong>gelişigüzel ve kontrolsüz</strong>” bir şekilde “<strong>düşünce imha silahı</strong>”na dönüşüp kendini yok ettiği gibi, savunduğu düşünceyi de yok ediyor.</p>
<p>Bu arada beni hükümeti seven biri ya da A.K. Partisi sempatizanı zannetmeyin diye, sizlere Ortak Platform Toplantısı’ndan “<strong>önce</strong>” yazdığım &#8220;<strong><a href="http://www.mesgulsinyali.com/genel/internet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme/" title="Internet Yasaklarına Dua/Beddua ve Politikal Yolsuzluk"  target="_self">Internet Yasaklarına Dua/Beddua ve Politikal Yolsuzluk</a></strong>&#8221; başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Hadi tekrar dönelim “<strong>dijital anarşizm</strong>” konusuna. Ama önce interneti anlamalı.</p>
<p>Hep söylüyorum: “<strong>Internet olayında arama parametrelerinin ötesinde bulabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Her sorunun önceden belirlenmiş bir yanıtı vardır</strong>” ve “<strong>karşılıklı bir etkileşim sürecine girebileceğiniz herkes işinizi görebilir</strong>”.</p>
<p>Yani hepimiz, bir anlamda aynı fikirleri paylaşıyor olsak da, aslında “<strong>işimizin görülmesi</strong>” için çalışıyoruz. Oysa anarşizmin yapısında “<strong>kolektif hareket</strong>” yoktur ki! Birbirinden farklı iki kişi, aynı şeyleri aynı şekilde düşünmez ki! Aynı şeyleri isteyemez ki! Peki, ben bu işi neden “<strong>dijital anarşizm</strong>” diye nitelendirdim?</p>
<p>Çünkü, amaca giden yolda, kolektif hareketin önüne geçen ya da geçmeye çalışan insanlar ezilmeye (<em>linç edilmeye</em>) mahkumdur da ondan. Benim durumumda da olan buydu. Nitekim hareket ve bilinç kolektif olsa da, benim anarşizm olarak nitelediğim şey sadece saldırı. Yoksa katılan herkes ayrı ayrı anarşist olarak görülebilir. Bu sayede enteresan bir “<strong>anarşizm bilinci</strong>” oluştuğu için ve bu bilinç de sanal ortamda meydana geldiği için de, bunun adına “<strong>dijital anarşizm</strong>” dedim (<em>yanlışım varsa da lütfen düzeltin</em>).</p>
<p>Yine dönelim konumuza, “<strong>dijital anarşizm</strong>”.</p>
<p>Ortak Platform’u ele alalım ve Platform’un yanına bir de sıradan internet kullanıcılarını yerleştirelim. Sıradan internet kullanıcıları, Türkiye’de, videolarını artık YouTube yerine DailyMotion ya da Facebook’a yükleyenler. YouTube, onlara, sanal hayatlarını idame ettirebilmeleri için fazladan bir güç vermiyor çünkü. Ya da müziklerini GrooveShark’da değil de, şimdilik Fizy’de dinliyorlar. Fizy de kapanırsa başka bir yolunu bulacaklar ve şikayet etmeyecekler (<em>arama parametrelerine gönderme yapıyorum burada, nasıl olsa aradıklarını bulacaklar, internet bu</em>). Okan Bayülgen işte, sıradan internet kullanıcısı. O yüzden yaptığı programda anti-sansürcü insanların söylediklerinden birşey anlamıyor. Ancak savunmaya geldiğinde o da kolektif bilince katılmaya pek hevesli.</p>
<p>Öyleyse “<strong>Özgür Internet</strong>” ilkelerini belirleyen bu grup (<em>bizler</em>), kendi koyduğumuz ilkelere gizlice sırtımızı dönüyoruz, bizim müthiş bir ahlaksızlığımız ve iki yüzlülüğümüz var ve bunlar evrensel bir reçete aslında. Nasıl mı? Tüm düzenlerin sadece karşı gelinmek, saldırılmak, aşılıp geçilmek ve yıkılmak için var olması gerektiğini savunan Kötülük ilkesine bağlıyız. İyilik ilkesiyle Kötülüğe karşı çıkmanın bir anlamının olduğunu düşünmüyoruz.</p>
<p>Bu düşünce, bizden farklı olarak vahşi halklara aittir (<em>modern anlamda vahşi</em>). Çünkü onlar Tanrılarını yok etmek için yaratırlar ve bu teker teker yok edilen Tanrılar da onlara yaşam gücü verir. Aztek Tanrıları güneş, ay ve insanların doğabilmesi için kendilerini sırayla kurban ederlerdi. Bir şeyin yaşayabilmesi, ona hayat veren Tanrı’nın ölmesine bağlıdır.</p>
<p>Zaten bu noktada “<strong>niche</strong>” ve “<strong>iyi</strong>” olanı unuturuz.</p>
<p>Burada bir kurallama yapalım öyleyse; temel kural: “<strong>yaşamasını istediğimiz bir grup ya da bir bireyin malına, çıkarlarına ve ideallerine saldırmamak, bunun yerine bunların dışında kalan ya da saldırmak istediğimiz şeyin yanı başında kalan bir şeyleri hedeflemeliyiz. İki ilkeyi (<em>iyilik ve kötülük</em>) barıştırmaya çalışmak anlamsızdır. İkiyüzlülük olur. İkiyüzlülük de bir strateji ve kendisinden kaçılamayan bir şeydir</strong>”.</p>
<p>Yani, size tüyo vereyim. Bana bir önceki yazımdan ya da bu yazımdan dolayı saldırmak istiyorsanız, benim işime, kazancıma ya da söylediğim şeylere saldırmanız yersiz, manipüle edin söylediklerimi.</p>
<p>Hükümet konusunda da bu geçerli. Hükümetin ideallerine saldırmak yersiz, manipüle etmek, işte o doğru cevap. Tabi eğer istiyorsanız ya da sizin çıkarınıza uygunsa.</p>
<h3>Peki o günden bugüne ne oldu?</h3>
<p>Bakalım şimdi biraz, 3 ay önce yapılan o Ortak Platform Toplantısı’ndan bu yana neler oldu?</p>
<p>İzlediğim kadarıyla söylüyorum, deklarasyon yayınlandı, Beyoğlu’nda yürüyüş yapıldı, meclis ziyaret edildi ve parti temsilcileri ile görüşüldü. Sonra? Bir avucu doldurmayacak kadar az sayıda tartışma ve görüşme yapıldı (<em>Türk dijital aydınlarının uğrak yeri Friendfeed’de</em>).</p>
<p>Beyoğlu’ndaki yürüyüşe biraz dikkat çekmek lazım. Bu yürüyüşe, benim gördüğüm ve mail gruplarından takip ettiğim kadarıyla Bobiler.org’un sahibi olan arkadaş hareket liderliği yapmış olsa da, basında onlardan bu şekilde söz edilmedi. Yürüyüşe katılan yaklaşık 1500 kişinin varlığı çok anlamlıydı ve nispeten başarılı bir yürüyüştü. Düşünsenize, ortak payda internet ve katılan 1500 kişi. Yani kötü değil ama, ne bileyim, insan daha fazlasını bekler.</p>
<p>Tek click ile destek olmak konusunda da şu yazıyı yazmıştım, buraya o yazı tam gider. Clicklemeye gelince herkes destekçi, sokağa çıkmaya gelince ise herkes tatildedir.</p>
<p>Benim en çok ilgimi çeken ise meclis ziyareti meselesi oldu. Anlatayım.</p>
<p>Biliyorsunuz, internette hiçbir bilgi kaybolmaz. Hiç hem de. Sitemden link vermek istemiyorum artık, ancak ekran görüntüleri vereceğim.</p>
<p>Sansüre Sansür grubundan Erdem, grubun web sitesinde meclis ziyaretinde yaşananları anlatmış. Öncelikle söylemeliyim ki, Erdem ve Erdem’in dahil olduğu Nerdworking grubu (<em>ki aralarından Elif de Meşgul Sinyali ekibiyle Televidyon için röportaj yapmıştı</em>), Haydarpaşa Garı’ndaki o mükemmel gösteriyi yapan grup. Kendisini yakından tanımıyorum ama buradan tebrik etmek istedim (<em>politically correct</em>).</p>
<p>Emrehan Halıcı’yı da duyarlılığından dolayı ayrıca tebrik etmek lazım tabii ki. Kendisi hem değerli bir parlamenter hem de halktan kopmamış biri. Sonuçta bir anlamda meclis görüşmelerinde aracı rolü oynamiş. Önemli olan ise, bu görüşmelerden sonra, sansür gruplarının aldığı tavır ve duruşlar. Kısaca bahsedeceğim;</p>
<p>Muharrem İnce, CHP Milletvekili. Onunla görüşüldüğünde, kendisinin “<strong>internetin doğasından habersiz olduğu</strong>” öğrenilmiş. Nitekim CHP internet sansürlerinin kalkmasına destek olduğunu söylüyor olsa da, bu konu ile ilgili hiçbir şeyden haberi olmadıklarını artık hepimiz biliyoruz.</p>
<p>MHP, Oktay Vural. Erdem kendisi görüşmüş Vural ile. Bu arada ben de Vural’ı takip ederim, hatta biraz da tanırım, kendisi de aynen Halıcı gibi bilgili bir parlamenter, ancak halktan biraz kopuk olduğunu düşünmüyor değilim zaman zaman. Erdem ise Vural’ı tanımadığından ya da belki de onun savunduğu düşünceleri benimsemediğinden (<em>ben de benimsemiyorum, bunda kötü birşey yok</em>) olsa gerek, Vural’ın dillendirdiği “<strong>hassasiyetlerine göre destek verecekleri</strong>” meselini, “<strong>Hasssssasiyet</strong>” şekliyle başlıklamış. Yani kibar yoldan “<strong>Hass.ktir</strong>” demeye çalışmış (<em>yaratıcı olmadığı gibi kaba da</em>). Ayrıca, değil Vural, Halıcı da yeri geldiğinde kendisinin ve partisinin hassasiyetini düşünecekti tabii ki, bunda kötü birşey olmadığı gibi gayet de anlamlı. Ne yani, o siyasi fikiri sevmiyor olsam bile, söylediği herşeyi anlamsız bulacak da değilim ya. “<strong>Siyaseten doğru olmak kötü birşey değil ki!</strong>”. Onlar da o fikirleri savunuyorlar, kafalarına vurup öcü mü diyelim onlara? Anti-sansür savunurken onları mı sansürleyelim? Onlara hakaret etmek niye? Onlar da halkın oy verdiği vatan çocukları değil mi? Emrehan Halıcı ne ise, Oktay Vural da o. Biri iyi ise, diğeri de olamaz mı?. Aksi, al birini vur ötekine.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1102" title="MHP - Hasssasiyet" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/09/hassasiyet.jpg" alt="hassasiyet Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" width="639" height="144" /></p>
<p>Bir de bu meselenin “<strong>internette kaybolmayan bilgi</strong>” konusunda da sıkıntısı var. Düşünsenize, gün gelecek ve belki Oktay Vural internet sansürlerinin kalkması için destek verecek. O zaman ne olacak? Bu yazıyı okuduğunda, karşısında “<strong>ciddiye alınması anlamlı olmayan</strong>” bir grup bulacak. Ne kadar gereksiz.</p>
<p>BDP? Mecliste yeterli sayıda temsilinin bulunmadığı için bu konuda söyleyecek birşey de bulamıyorum açıkçası.</p>
<p>A.K. Partisi. Bekir Bozdağ, konu ile ilgili hiçbirşey bilmediğini söylemiş. Yoruma gerek yok.</p>
<p>Gelelim meselenin özüne, “<strong>mutlak özgürlük</strong>”.</p>
<p>Düşünsenize, bir önceki seçimlerde Türk halkının %44’ünün oyunu almış bir Başbakanı istifaya davet ediyorsunuz, %15’inin oyunu almış bir partinin Genel Başkan Yardımcısı’na “<strong>s.ktir</strong>” çekiyorsunuz. Objektif olarak bir bakın, nerede yanlış yapıyorsunuz?</p>
<p>İşte o gün, toplantı günü, bunları söylediğimi herkes dinledi, kimisi internetten izledi. Ancak bana hakaret edenlerin bazıları, o videoları izlemediği gibi, o toplantı salonunda da değildiler. Ancak yine de kendilerini, fikrini belirtmiş olan bir adama hakaret ederken “<strong>siyaseten doğru</strong>” görüyorlardı.</p>
<p>Amerika’ya bakın, hatta daha da daraltın konuyu (<em>niche</em>) komedyenlerine bakın. Örneğimiz Chris Rock. Tanıyanınız bilir, kendisi çok iyi bir oyuncu olduğu gibi, aynı zamanda mükemmel bir stand-up şovmenidir. Başarısı o kadar büyüktürki, Johannesburg’da yaptığı şovunu binlerce kişi izlemiştir, Washington’daki de hak getire. Ben de geçenlerde “<strong>Kill the Messenger</strong>” ismini verdiği “<strong>tur</strong>”unu izledim, DVD. George W. Bush için neler söyledi, aman tanrım. “<strong>Motherf.cker</strong>” mı demedi, “<strong>idiot</strong>” mu demedi, “<strong>worst president of all time</strong>” mı demedi? Hakaretler hak getire! Bu Chris Rock’ın kendi görüşü. Ancak şovu izledikten sonra Google’da belki 1.5 saat boyunca bu şova tepki gelmiş mi acaba diye arama yaptım (<em>arama parametreleri</em>). Sıfır. Basına yansıyan bir tepki yok. Yani, herhangi bir Cumhuriyetçi kalkıp da sen Amerikan Başkanı’na nasıl bu lafları söylersin dememiş. Ciddiye almadıklarından mı? Hayır. Ciddiye almışlardır, mevzu bahis olan ne de olsa Amerikan Başkanı ve Chris Rock’ın kitlesi de bayağı büyük bir kitle. Öyleyse neden tepki vermedi kimse?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1103" title="Chris Rock" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/09/chris-rock.jpg" alt="chris rock Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" width="610" height="263" /></p>
<p>Çünkü, Amerika’nın yapamadığı birçok şeyin yanında, yapabildiği ve yaparken de başarılı olduğu ender şeylerden biri, “<strong>konuşma özgürlüğü</strong>”. Rock, elbette hakaret ediyor ve eğer Bush tazminat davası açmak isterse, bu hakkını tasarrufunda tutuyor. Ancak onun daha ilerisinde, hiçbir şey yok.</p>
<p>Bizde ise, konuyu küçültüp internet sansürüne getirirsek, konu hakkında hem tam donanımlı olup (<em>ki Chris Rock’ın tarzını biliyorsanız, politika konusunda bayağı donanımlı olduğunu da görmüşsünüzdür, yaptığı esprilerin yarısı politik taşlamalardır</em>) hem de “<strong>aktivist</strong>” olan, bir de bunların yanında “<strong>sonsuz ün</strong>”e sahip olan kimseyi bulamazsınız. Böyle bir kimseyi bulamayacağınız için de, söyleyeceğiniz pek çok şey, geniş kitlelere yayılmaz.</p>
<p>Referandum’a bakın. Birçok sosyalistin “<strong>Hayır</strong>” oyu vereceğini açıkladığını okuduk, ancak hepsinin ortak ağız söyledikleri bir şeyi kaçırdık: “<strong>Bu parti, pazarlamanın ne demek olduğunu biliyor</strong>”. Ellerindeki “<strong>Evet</strong>”i ancak bir ürün haline getirdiklerinde satabileceklerini anladılar.</p>
<p>İşte ben de, o toplantıda, “<strong>internetimizdeki sansürün kalkması isteğimizi</strong>” bir ürün haline getirmemiz gerektiğini söylemiştim. Ancak bir ürün haline gelirse kitleler satın alabilir, demiştim.</p>
<p>Ancak ismi ile cismi ile bir ürün olamadı “<strong>sansüre karşı olma durumu</strong>”. İsmi: “<strong>Sansürsüz Internet</strong>”.</p>
<p>“<strong>Sansür</strong>”, kelime itibariyle tehlikeli ve birçok anlamda “<strong>siyaseten yanlış</strong>”. Yerine, Yeşiller Partisi temsilcisi olan bir arkadaş “<strong>Özgür Internet</strong>” demişti. Mavi. Sonsuz. Gayet açık. Temiz. Desteklenebilir. Ürünü satmak, birçok zaman “<strong>isim</strong>” ile başlar. O arkadaş “<strong>Özgür Internet</strong>” dedikten sonra, ben de destek vermiştim, mikrofon yoktu elimde, ancak bağırmıştım, evet, demiştim.</p>
<p>Cismini ise, yukarıda anlattım.</p>
<p>Söyleyeceklerimin neredeyse sonuna geldim, merak etmeyin.</p>
<h3>Tek bir konu kaldı, o da “<strong>troll</strong>”lük.</h3>
<p>O, (<em>sözde</em>) dijital dünya ustalarının ve (<em>bloglarına 3 ayda bir belki içerik giren ancak her blogger toplantısına gidip deneyimlerini Friendfeed’de yazan</em>) bazı bloggerların ve yanında “<strong>sanal ünlü</strong>”lerin son zamanlarda kendilerine rahatsızlık veren sanal karakterler için kullandığı bir kelime “<strong>troll</strong>”.</p>
<p>Meşgul Sinyali’ne geçmişte konuk olan 5 Posta’nın yazdığı “<a href="http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/faydali-internet-sosyopatlari/" title="Faydalı İnternet Sosyopatları"  target="_self">Faydalı Internet Sosyopatları</a>” yazısının okumanızı öneririm “<strong>troll</strong>” kelimesinin anlamı için. İşte o yüzden “<strong>troll</strong>” kelimesinin anlamını yazmıyorum, çünkü o yazı tam istediğim şekilde açıklıyor “<strong>troll</strong>” ile anlatmak istediğimi.</p>
<p>Toplantının üzerinden 3 ay geçti bugün itibariyle, ancak toplantıdan 2 ay önce Friendfeed’de bir “<strong>troll</strong>” peydahlandı. Kendisi Platform’un karar mekanizmasında olan biridir. Zaten okumuş olduğumuz, tarihleri eski bir çok yazıyı, günde 10-15 tanesini paylaşmak suretiyle Friendfeed’e postlamaya başladı. Konu sansür gibi popüler bir konu olunca, çabuk tuttu, yükseldi (<em>ben de ne kinci bir insanmışım, illa yazmak zorundayım sanki bu konuyu, neyse ki “<strong>siyaseten doğru</strong>”</em>). Peşinden Google konusunda yaşananlarla prim en üst seviyeye çıktı ve olan oldu. Önce toplantı, peşinden de deklarasyon.</p>
<p>Ancak takip ettiğim kadarıyla, son 2 aydır, yani toplantıdan 1 ay sonrası itibariyle, paylaşımları bıraktı. Hatta Grooveshark kapandığında bekliyordum, acaba ortaya çıkacak mı diye, ancak çıkmadı, hayret ettim. İşte ta en başta, hükümeti, Başbakan’ı, Ulaştırma Bakanı’nı istifaya davet eden de, bizleri oraya toplayan da oydu. Cidden, ona “<strong>troll</strong>” demek istedim, çünkü “<strong>troll</strong>” kelimesinin her anlamını gösterdi.</p>
<p>İşte o troll’ün adı Özgür Uçkan. Troll, çünkü troll kelimesinin tüm anlamlarını tamamlıyor.</p>
<p>Kendisi her ne kadar saygı duyulası kadar bilgili ve oturaklı biri olsa da, kendisi ile aynı fikri paylaşmayan insanları aşağılamaya çalışması ile de yeteri kadar ünlü olmuş bir şahsiyet. Yaptığı ve düşündüğü birçok şeyi ben de O’nun gibi düşünüyor ve savunuyor olsam da, başka fikirlere kapalılığı ile ve bunu manipüle ediş şekli ile tüm o iyi yanlarını eksileyen bir aydın (<em>ne demekse, aydın</em>). Spam tadına varabilecek kadar fazla anti-sansür paylaşımı yaptıktan sonra, baktı ki o kuru kalabalıktan hiçbir şey çıkmayacak, artık paylaşımlarına da son verdi ve herhalde son demini de bana vurmuştur.</p>
<p>“<strong>Troll</strong>”lük ile ilgili bir ikinci vak’a da&#8230; Neyse, bu konuya girmeyeceğim. Ciddiye almamak lazım çünkü böyle durumları/adamları.</p>
<h3>SONUÇ</h3>
<p>Şimdi, yazımın sonunda, objektif bir açıdan bakarsanız eğer, 3 ay önce o toplantıda söylediklerimin hepsinin çıktığını göreceksiniz. Ben söylemiştim demek için değil, söylediğim için canım yandığından dolayı yazdım bu cümleyi. Kesinlikle “ben söylemiştim” demiyorum. Söyledim ve canım yandı, işte o yüzden bu okuduğunuz yazıyı yazma gereği duydum. Bu yazı için bekledim de, 3 ay bekledim. Kendimi doğrulamak için o zaman yazsaydım, içim şimdi olduğu kadar rahat olmayacaktı. Ancak şimdi, biliyorum ki o zaman da haklıydım ve geçen onca zaman içinde kendime olan inancımı kaybetmedim, sorguladım kendimi. Sevgilim şahittir, acaba yanlış mı yaptım diye sordum kendime, çokça, ama yine de kendime inancımı kaybetmedim.</p>
<p>İşlerimi kaybettim, arkadaş kaybettim bir çok, o Friendfeed’deki tartışmyı görmesini istemeyeceğim birçok insan gördü ve itibar da kaybettim. Hepsinin arkasında ise, bekledim ve şimdi yazıyorum. O zaman demiştim, dinlemediniz.</p>
<p>Ama ben söylemiştim!</p>
<p>Ayrıca her ne kadar burada yazmak doğru mu bilmesem de, Eray Endeş’e bu dönemde benimle konuştuğu ve bana zaman zaman destek olduğu için teşekkür ederim. Hakikaten de sevgilimden başka bir tek o vardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/turkiyedeki-internet-sansuru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Günü</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/sosyal-medya-gunu/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sosyal-medya-gunu</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/sosyal-medya-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 07:17:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Blog Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Marketoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Mashable]]></category>
		<category><![CDATA[Social Media Day]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=618</guid>
		<description><![CDATA[Bu sene Blog Ödülleri’nde “En İyi Pazarlama Blogu” ödülünü alan, bizim de ayrıca pek sevip takip ettiğimiz Marketoloji, güzel bir işe imza atıyor bu akşam.

Mashable’ın 30 Haziran olarak belirlediği “Sosyal Medya Günü” adı altındaki Meetup’ının Türkiye ayağını Marketoloji gerçekleştiriyor.

Bu akşam (30 Haziran) saat 20:00’da Indigo Pub’da gerçekleştirilecek olan Meetup sayesinde, Türkiye sosyal medya gününü kutluyor. Meşgul Sinyali’nden yazarlarımızın da katılacağını bildiğim bu güzel organizasyonu kaçırmamanız dileğiyle.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fsosyal-medya-gunu%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fsosyal-medya-gunu%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Blog+%C3%96d%C3%BClleri,Marketoloji,Mashable,Social+Media+Day,Sosyal+Medya+G%C3%BCn%C3%BC&amp;b=2" height="61" width="50" title="Sosyal Medya Günü" alt=" Sosyal Medya Günü" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bu sene <a href="http://2010.blogodulleri.com" title="Blog Ödülleri 2010" rel="nofollow"  target="_blank">Blog Ödülleri</a>’nde “<strong>En İyi Pazarlama Blogu</strong>” ödülünü alan, bizim de ayrıca pek sevip takip ettiğimiz <a href="http://www.marketoloji.com" title="Marketoloji" rel="nofollow"  target="_blank">Marketoloji</a>, güzel bir işe imza atıyor bu akşam.</p>
<p>Mashable’ın 30 Haziran olarak belirlediği “<a href="http://mashable.com/2010/06/08/join-mashable-in-celebrating-social-media-day/" rel="nofollow" title="Join Mashable in Celebrating Social Media Day "  target="_blank">Sosyal Medya Günü</a>” adı altındaki Meetup’ının Türkiye ayağını Marketoloji gerçekleştiriyor.</p>
<p>Bu akşam (30 Haziran) saat 20:00’da <a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=109392475775837" rel="nofollow" title="Facebook Event Sayfası"  target="_blank">Indigo Pub</a>’da gerçekleştirilecek olan Meetup sayesinde, Türkiye sosyal medya gününü kutluyor. Meşgul Sinyali’nden yazarlarımızın da katılacağını bildiğim bu güzel organizasyonu kaçırmamanız dileğiyle.</p>
<p><a href="http://www.marketoloji.com" title="Marketoloji" rel="nofollow"  target="_blank"><img class="alignnone size-medium wp-image-619" title="Marketoloji" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/06/logo-300x43.png" alt="logo 300x43 Sosyal Medya Günü" width="300" height="43" /></a></p>
<p><a href="http://www.mashable.com" title="Mashable" rel="nofollow"  target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-620" title="Mashable Logo" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/06/Mashable-Logo.png" alt="Mashable Logo Sosyal Medya Günü" width="426" height="154" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/sosyal-medya-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kavgam [Internet Sansürleri ile ilgili]</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/kavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/kavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 10:11:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Faşizan Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[MilliMotor]]></category>
		<category><![CDATA[MilliTüp]]></category>
		<category><![CDATA[Sansüre Karşı Platform]]></category>
		<category><![CDATA[Sansüre Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil İnisiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[Ulaştırma Bakanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=585</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta sonu Sansüre Karşı Platform toplantısındaydım ve orada konu ile ilgili ben de görüşlerimi belirttim. Bu yazım, konu hakkındaki savunmamdır. 

Konuya Cumartesi günkü toplantıdan başlayayım. Toplantıya gittiğimde, Özgür Uçkan ve Yaman Akdeniz hocalarımın girişiminde o kadar fazla insanın toplanmış olmasına çok sevindiğimi söylemeliyim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fkavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fkavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Etkinlik+Sahibi+Olmak,Fa%C5%9Fizan+Yakla%C5%9F%C4%B1m,MilliMotor,MilliT%C3%BCp,Sans%C3%BCre+Kar%C5%9F%C4%B1+Platform,Sans%C3%BCre+Sans%C3%BCr,Sivil+%C4%B0nisiyatif,Ula%C5%9Ft%C4%B1rma+Bakan%C4%B1&amp;b=2" height="61" width="50" title="Kavgam [Internet Sansürleri ile ilgili]" alt=" Kavgam [Internet Sansürleri ile ilgili]" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Geçtiğimiz hafta sonu Sansüre Karşı Platform toplantısındaydım ve orada konu ile ilgili ben de görüşlerimi belirttim. Bu yazım, konu hakkındaki savunmamdır.</p>
<p>Bu hafta içi, Meşgul Sinyali&#8217;nde bir de Internet Sansürleri ile ilgili detaylı bir inceleme yazacağım (belki de şimdiye kadar yazılmış en detaylı olanı), hatta bu yazacağım yazı belki ulusal bir gazetede aynı gün yayınlanacak, ama az sonra okuyacağınız yazı sadece Cumartesi günü yapılan toplantı ile ilgilidir. Digital Age dergisinin Temmuz sayısında bu konuyu farklı bir bakış açısından incelediğim daha sosyolojik bir yazı da olacak, eğer bir terslik çıkmazsa, o yazının başlığı da: &#8220;Dijital Dilencilik, Suiistimal ve Diğerkamlık&#8221;.</p>
<p>Konuya Cumartesi günkü toplantıdan başlayayım. Toplantıya gittiğimde, <a href="http://friendfeed.com/ozuckan" rel="nofollow" title="Özgür Uçkan"  target="_blank">Özgür Uçkan</a> ve <a href="http://friendfeed.com/yamanakdeniz" rel="nofollow" title="Yaman Akdeniz"  target="_blank">Yaman Akdeniz</a> hocalarımın girişiminde o kadar fazla insanın toplanmış olmasına çok sevindiğimi söylemeliyim. <a href="http://sansuresansur.blogspot.com" rel="nofollow" title="Sansüre Sansür"  target="_blank">Sansüre Sansür</a> grubu ile de ne zamandır tanışmak istiyordum, <a href="http://www.maddebagimlisi.com" rel="nofollow" title="Madde Bağımlısı"  target="_blank">Deniz Tan</a> zaten Meşgul Sinyali’ne geçmişte <a href="http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/en-ciddi-10-potansiyel-sosyal-medya-tehlikesi/" title="En Ciddi 10 Potansiyel Sosyal Medya Tehlikesi"  target="_self">yazı yazmıştı</a>, Deniz Coşkun’u zaten tanıyorum, ancak <a href="http://www.elmaaltshift.com" rel="nofollow" title="Elma+Alt+Shift"  target="_blank">Fırat Yıldız </a>ve diğer güzide insanlarla tanışmak çok güzel oldu.</p>
<p>Uçkan ve Akdeniz hocalarımın Friendfeed’de yapılan tartışmalar ve müzakereler sonucunda bir bildirge hazırlamış olduklarını gördüm. Zaten benim için düşünme meselesi orada başladı. Çünkü oradaki grup etkinlik sahibi bir grup değildi, en fazla “<strong>sivil inisiyatif</strong>” olabilirdi. Hazırlanacak bir bildirgenin “<strong>bir şeylere karşı</strong>” olması durumunda “<strong>etkinliğinin daha fazla kaybolacağı</strong>” da aşikârdı.</p>
<p>Oysa “<strong>Sansüre Karşı Platform</strong>” grubu “<strong>etkinlik sahibi</strong>” olmalıydı benim için. Ben de o yüzden fikirlerimi söylemek istedim. Orada yaptığım açıklamalar aşağıdaki gibi, ancak konu orada bitmedi, sektörün yüz karası şeyler de oldu, fikrini belirtenin de dokuz köyden kovulduğunu gördüm.</p>
<h1>Sansüre Karşı Platform toplantısında söylediklerim:</h1>
<p><em>Hazırlanmış olan deklarasyon faşizan bir yaptırımdır. Bu ülkenin %44’ünün seçmiş olduğu bir Başbakan ve Ulaştırma Bakanını “<strong>istifaya zorlamaya çalışan</strong>” herhangi bir deklarasyon da aynı şekilde faşizandır. İnsanlara özgürlük getirmek için kurulduğunu söyleyen bu grup aslında post-modern “faşizm” anlamlandırmasına göre hükümeti faşizmle suçlarken, kendisi faşist davranıyor. En azından ben faşist olduğumu itiraf edebiliyorum (düşünce hakkımın elimden alınması karşısında).</em></p>
<p><em>Bu ülkede 25 milyona yakın aktif internet kullanıcısı var ve bu internet kullanıcılarının %90’ı aptal ve umursamaz (aptal, çünkü cahil). Bu internet kullanıcılarını sokağa dökmek bir fikir, ancak bu eylem bir “<strong>etkinlik</strong>” kazandırır mı? Hayır, kazandırmaz. Çünkü biz de birçok toplum gibi bastırılmış bir gösteri toplumuyuz. Organize edilecek bir yürüyüş, hükümet kanadında etkinliğinin olması muhtemel dahilinde olmayan bir eylemden öteye geçemez.</em></p>
<p><em>Zaten hazırlamış olduğunuz bu deklarasyon fazlasıyla anti-hükümetçi ve anti-devletçi. Oysa hatırlayın, Youtube’u en başta kapattıran hareketi CHP başlattı, yani ana-muhalefet. Öyleyse hükümeti burada ancak “<strong>yasayı yanlış yorumladığı ve yetkiyi kötüye kullandığı</strong>” için suçlayabiliriz (ki hukuki açıdan da meselenin bu olduğu çok kere söylendi).</em></p>
<p><em>Sansüre Karşı Platform bir “<strong>tampon</strong>” kurum olmalıdır. Bu kurum da “<strong>kitle</strong>”den değil, “<strong>niche kitle</strong>”den oluşmalıdır. İçinde bir “<strong>ekonomist</strong>”, bir “<strong>avukat</strong>”, bir “<strong>gazeteci</strong>”, bir “<strong>ticaret erbabı</strong>”, bir “<strong>işadamı</strong>”, bir “<strong>koltuk sahibi</strong>” bulunmalı ve bürokratik yollardan Ulaştırma Bakanı ile görüşmek için randevu almalıdır. Hükümeti “<strong>karşımıza almak</strong>” geri tepecek sonuçlar üretebilir, aksine hükümetle birlikte ilerlemeliyiz. Ben A.K. Partisi’nin avukatı değilim, ancak yapılan “<strong>ben yaptım olducu</strong>” hareketler, stratejik davranmamızı gerektirir. Şu saate kadar kapatılan veya davası süren bu meseleleri çözmenin yanında, Facebook’un da kapatılmaması için uğraşmalıyız ve yasanın “<strong>herkesin hakkını koruyacak</strong>” şekilde düzenlemesini sağlamalıyız.</em></p>
<p><em><a href="http://www.millimotor.com" title="Milli Motor" rel="nofollow"  target="_blank">MilliMotor</a> ve <a href="http://www.millitup.com" title="Milli Tube" rel="nofollow"  target="_blank">MilliTüp</a> siteleri kendi içlerinde bir popülist anlayışa sahip olduğu için basında bir-iki gün ses getirecektir. Ancak “<strong>naif</strong>” fikirler ve uygulamalardır, ne olursa olsun güzeldirler. MilliMotor’da gördüğüm ufak bir detay ise bu güzelliği “<strong>tartışmaya açık</strong>” hale getirmek için yeterli sayılabilir. “<strong>Kendimi Zeki, Çevik ve Ahlaklı Hissediyorum</strong>” isimli buton, kendi içinde bir “<strong>sarkazm</strong>”a sahip ve bu yüzden de başkalarının hak ve özgürlüklerine “<strong>dokunuyor</strong>”. Bu anlamda oradaki nüansı herkesin görmesini tavsiye ederim, çünkü biz birilerine “<strong>benim hakkıma el uzatma</strong>” derken, diğerleri de bize “<strong>sen bizimkine uzatıyorsun ya</strong>” diyebilirler.</em></p>
<p>İşte toplantıda söylediklerimin minvali yukarıdaki gibidir. Söylediklerime destek olan insanlar bana Meşgul Sinyali’nden ulaştılar da zaten sağ olsunlar. Ancak orada bir hata yaptım ki, onu kabul edebilirim. Ben konuşmamı yaptıktan sonra ufak bir mola vermek için dışarı çıktım, çıkmamalıydım. Bana verilecek olan cevapları dinlemeliydim. Bu benim kişisel deformasyonumdur, tüm oradaki topluluktan da özür dilerim bunun için.</p>
<p>Nitekim bu toplantıdaki iyi niyetim toplantının sonuna kadar kalmama sebeptir. Bunu göremeyen bünyeler zaten arkamdan hakaretler ve küfürler etmişler. Çıktıktan sonra bile hala “<strong>etkinlik sahibi olmak için strateji ve taktikler üretmeliyiz</strong>” diye konuşuyordum, ancak “<strong>üvey evlat</strong>” muamelesinden fazlasını göremedi bu tavır da.</p>
<p>Ben fikir ürettim, alternatif yaklaşım geliştirdiğime inanıyorum. Ortada tek bir deklarasyon, tek bir eylem planı ve 4-5 kişinin manipüle ettiği bir konuşmalar dizisinden fazlasını görmedim o toplantıda. Adımın Fatih olduğunu bildiğim gibi bildiğim bir mesele var ki, “<strong><em>strateji bir ağacın köküdür, kökteki kılcal damarlar ise taktiklerdir. Taktikler kullanarak mineral, su ve tuzu köke kazandırırız. Bu sayede de kök hem daha derine penetre olur, hem de sağlamlaşır, kalınlaşır. Güçlü bir strateji halini alır. Bu stratejinin üzerine de ağaç yeşillenir</em></strong>”. Söylediğim işte buydu.</p>
<p>Cumartesi günkü toplantıda ben fikirlerimi belirttim sadece ve hala da oluşuma destek verdiğimi söyledim. Bunun üzerine toplantıdan kaçmadım, kaldım ve dinledim de. Ancak gördüğüm, son iki gündür Meşgul Sinyali’nin de öncesinde isminin 5. sırada bulunduğu listede, artık adı yoktu. Yani, manipülasyona maruz kaldığım yetmedi, bir de kurduğum ve diğer yazarlarımız sayesinde bu noktaya gelen “<strong>üretim alanımız</strong>”ı da sansürlediler. Kusura bakmayın, başka kelime bulamıyorum.</p>
<p>Ancak hala destek veriyorum. Vermeye de devam edeceğim. Ben sadece fikir üretiyorum, uygulanabilirliği var ya da yok. Korelasyonu size kalmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/kavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternette sansüre karşı ortak platform</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/internette-sansure-karsi-ortak-platform/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=internette-sansure-karsi-ortak-platform</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/internette-sansure-karsi-ortak-platform/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 12:55:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ekşi Sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[İNETD]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Has Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Korsan Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[NETDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Platform]]></category>
		<category><![CDATA[Sansüre Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[TİB]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=566</guid>
		<description><![CDATA[İnternet sansürüne karşı güçlerimizi birleştiriyoruz!

Bilindiği gibi, Haziran 2010 başında İnternetʼte erişim engellemeleri ivme kazanarak sansür baskısını yoğunlaştırdı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığıʼnın (TİB) Youtube engellemesi ile ilgili mahkeme kararını yetkisiz bir biçimde yorumlayarak giriştiği IP bloklaması, bu siteyle aynı IPʼleri kullanan bir çok Google hizmetini erişilmez kılarak tüm internet kullanıcılarını mağdur etti. Ülkemizde kaygı verici bir biçimde yoğunlaşan internet sansürü yeni bir aşamaya geçmiş bulunuyor.

TİBʼe karşı açılan davaların yanı sıra, biz, internette sansüre karşı mücadele eden...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Finternette-sansure-karsi-ortak-platform%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Finternette-sansure-karsi-ortak-platform%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Ek%C5%9Fi+S%C3%B6zl%C3%BCk,Google,%C4%B0NETD,%C4%B0nternet+Sans%C3%BCr%C3%BC,Kadir+Has+%C3%9Cniversitesi,Korsan+Partisi,NETDA%C5%9E,Ortak+Platform,Sans%C3%BCre+Sans%C3%BCr,Telekom%C3%BCnikasyon+%C4%B0leti%C5%9Fim+Ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1,T%C4%B0B&amp;b=2" height="61" width="50" title="İnternette sansüre karşı ortak platform" alt=" İnternette sansüre karşı ortak platform" /><br />
			</a>
		</div>
<h2>İnternet sansürüne karşı güçlerimizi birleştiriyoruz!</h2>
<p>Bilindiği gibi, Haziran 2010 başında İnternetʼte erişim engellemeleri ivme kazanarak sansür baskısını yoğunlaştırdı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığıʼnın (TİB) Youtube engellemesi ile ilgili mahkeme kararını yetkisiz bir biçimde yorumlayarak giriştiği IP bloklaması, bu siteyle aynı IPʼleri kullanan bir çok Google hizmetini erişilmez kılarak tüm internet kullanıcılarını mağdur etti. Ülkemizde kaygı verici bir biçimde yoğunlaşan internet sansürü yeni bir aşamaya geçmiş bulunuyor.</p>
<p>TİBʼe karşı açılan davaların yanı sıra, biz, internette sansüre karşı mücadele eden farklı gruplar, güçlerimizi birleştirmeye ve bir ortak platform oluşturmaya karar verdik. Bu amaçla, 19 Haziran 2010 tarihinde Kadir Has Üniversitesiʼnde ilk Ortak Platform toplantımızı gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Bu toplantıda, 5651 sayılı sansür yasası başta olmak üzere, temel birer insan hakkı olan düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü ve özel hayatın korunması hakkını ihlal eden, hukuk devleti ilke ve kurallarına aykırı bir biçimde gerçekleştirilen sansür baskısına karşı birlikte neler yapabileceğimizi konuşacağız; bir eylem planı oluşturacağız.</p>
<p>İnternetʼte sansüre karşı çıkan tüm kişi, kurum ve kuruluşları güçlerini bizlerle birleştirmeye çağırıyoruz.<br />
Gelin, İnternet Sansürüʼne karşı birlikte mücadele edelim!</p>
<p>İNETD (İnternet Teknolojileri Derneği)<br />
NETDAŞ<br />
<a href="http://sansuresansur.org/" rel="nofollow" >Sansüresansür</a><br />
Korsan Partisi Oluşumu<br />
Alternatif Bilişim<br />
Sansüre Karşı Ekşi Sözlük Zirvesi<br />
Sansüre Yeter! Kampanyası<br />
Meşgul Sinyali<br />
Yeşiller<br />
ve diğerleri…</p>
<p>Basın Duyurusu<br />
15 Haziran 2010</p>
<p><strong><em>“İnternetʼte Sansürʼe Karşı Ortak Platform Toplantısı”</em></strong></p>
<p>Yer: Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü<br />
Tarih: 19 Haziran 2010 Cumartesi<br />
Saat: 13.00 – 17.00</p>
<p>Meşgul Sinyali.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/internette-sansure-karsi-ortak-platform/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuyucularımıza Hediye: &#8220;Sosyal Medya Pazarlaması&#8221; [Kitap]</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/okuyucularimiza-hediye-sosyal-medya-pazarlamasi-kitap/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=okuyucularimiza-hediye-sosyal-medya-pazarlamasi-kitap</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/okuyucularimiza-hediye-sosyal-medya-pazarlamasi-kitap/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 07:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Efil Yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Akar]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Pazarlaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=523</guid>
		<description><![CDATA[Bu hafta da, Erkan Akar'ın "Sosyal Medya Pazarlaması: Sosyal Webde Pazarlama Stratejileri" isimli kitabını 5 okuyucumuza hediye ediyoruz. Üstelik hediyemizi kazanan okurlarımızdan biri olmak için yapmanız gereken, yalnızca bu yazıya yorum yapmaktır.

Bu fırsatı bize sağlayan "Efil Yayınevi"ne çok teşekkür ederiz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fokuyucularimiza-hediye-sosyal-medya-pazarlamasi-kitap%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fokuyucularimiza-hediye-sosyal-medya-pazarlamasi-kitap%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Efil+Yay%C4%B1nevi,Erkan+Akar,Hediye+Kitap,Mutlu+%C3%87ar%C5%9Famba,Sosyal+Giri%C5%9Fimcilik,Sosyal+Medya+Kampanyalar%C4%B1,Sosyal+Medya+Pazarlamas%C4%B1&amp;b=2" height="61" width="50" title="Okuyucularımıza Hediye: Sosyal Medya Pazarlaması [Kitap]" alt=" Okuyucularımıza Hediye: Sosyal Medya Pazarlaması [Kitap]" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bir hafta aradan sonra &#8220;<em>Mutlu Çarşamba</em>&#8221; etkinliğimizle geri geldik.</p>
<p>Bu hafta da, Erkan Akar&#8217;ın &#8220;<strong>Sosyal Medya Pazarlaması: Sosyal Webde Pazarlama Stratejileri</strong>&#8221; isimli kitabını 5 okuyucumuza hediye ediyoruz. Üstelik hediyemizi kazanan okurlarımızdan biri olmak için yapmanız gereken, yalnızca bu yazıya yorum yapmak.</p>
<p>Bu fırsatı bize sağlayan &#8220;<a href="http://www.efilyayinevi.com/" rel="nofollow" title="Efil Yayınevi"  target="_blank">Efil Yayınevi</a>&#8220;ne çok teşekkür ederiz.</p>
<p><a href="http://www.efilyayinevi.com" rel="nofollow"  target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-524" title="Efil Yayınevi" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/06/efil.jpg" alt="efil Okuyucularımıza Hediye: Sosyal Medya Pazarlaması [Kitap]" width="253" height="96" /></a></p>
<p>Aynı şekilde size tavsiyem, aynı yayınevinden çıkan <a href="http://www.efilyayinevi.com/tr/urun/s/105/Sosyal+GIrisimcilik/" rel="nofollow" title="Sosyal Girişimcilik"  target="_blank">Sosyal Girişimcilik</a> isimli kitabı da okumanızdır.</p>
<p>Kitabın kartonetinden:</p>
<p>&#8220;<em>Gün geçmiyor ki içinde bulunduğumuz “Çağın Ruhuna” uygun bilişim teknolojisiyle ilgili bir kitap yayınlanmasın. Son iki yıldır, patlama yapan sosyal medya ve sosyal ağlar günümüzün en çok dikkat çeken konuların başında gelir. Sosyal medya ve sosyal ağlar ile pazarlama arasındaki bağın kurulması, doğal olarak genç kuşak pazarlama akademisyenleri tarafından gerçekleşebilirdi. Değerli meslektaşım Erkan Akar da bunu başarıyla gerçekleştirdi bu kitapta. Elinizdeki kitap, alanında öncü ilk kitaplardan biri olmasına karşın, konuya teorik açıklamalar ve pratik yaklaşımlarla ve nelerin, nasıl olduklarına ağırlık vermekle özgün bir nitelik kazanmaktadır. Kitabın içerdiği ve dile getirdiği konuların pratik ve yararlı olması, bunun yanında okunması kolay ve okuyucunun ilgisini çekecek bir tarzda olması, her kuruluşun pazarlama çalışmalarında yaşama geçirilebilecek uygulanabilir önerilerle dolu olması, bu kitabın mutlaka okunmasını gerekli kılıyor.</em>&#8220; Prof. Dr. Yavuz Odabaşı</p>
<div class="postauthor2">
<p><!-- BEGIN: HTML for OptIn Tag  --></p>
<form action="http://emarketing-powered-by-euromessage.com/Subscribe/subscribe1.asp" method="get">E-bültenimize abone olun</p>
<input style="margin: 3px 0;" name="EMAIL" size="25" type="text" value="E-Posta Adresiniz" />
<input name="ID" type="HIDDEN" value="23D0FA690C4E488C8CB279AE3109522C" />
<input style="margin: 3px 0;" name="go" type="submit" value="Kayıt Ol" /> </form>
<p><!-- End: HTML for OptIn Tag --></p>
</div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-525" title="Sosyal Medya Pazarlaması" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/06/sosyal_medya_pazarlamasi.jpg" alt="sosyal medya pazarlamasi Okuyucularımıza Hediye: Sosyal Medya Pazarlaması [Kitap]" width="415" height="600" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/okuyucularimiza-hediye-sosyal-medya-pazarlamasi-kitap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>32</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Internet Yasaklarına Dua/Beddua, Politikal Yolsuzluk ve Toplumsal Sözleşme</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/internet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=internet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/internet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 07:15:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Beddua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Internet Tanrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Internet Yasakları]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Baudrillard]]></category>
		<category><![CDATA[Post-Modern Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Sansüre Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İnternetinin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yolsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=527</guid>
		<description><![CDATA[Bugün gerçekten sert yazacağım, son günlerde yaşanan birçok olay (ve politik açıdan ilgilendiklerim de dahil) itiyor beni bu sertliğe. Üstelik sadece iktidara değil, bu yazıyı okuyan her birinize de kızgınım.

Dua/Beddua’mı neye göre yazdığımı anlatmadan “ayinsel” kısma geçmek istemiyorum. Zaten artık okuyucularım olarak tarzımı da az çok anladınız.

Canetti: “Bu dünyada hala iktidarla hiçbir ilişkisi olmayan birkaç kişinin var olduğunu bilebilsem umudumu yitirmeyeceğim”.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Finternet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Finternet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Beddua,Dua,Internet+Tanr%C4%B1s%C4%B1,Internet+Yasaklar%C4%B1,Jean+Baudrillard,Post-Modern+Metinler,Sans%C3%BCre+Sans%C3%BCr,Toplumsal+S%C3%B6zle%C5%9Fme,T%C3%BCrk+%C4%B0nternetinin+Geli%C5%9Fimi,Yolsuzluk&amp;b=2" height="61" width="50" title="Internet Yasaklarına Dua/Beddua, Politikal Yolsuzluk ve Toplumsal Sözleşme" alt=" Internet Yasaklarına Dua/Beddua, Politikal Yolsuzluk ve Toplumsal Sözleşme" /><br />
			</a>
		</div>
<h1>Ey İnternet Tanrısı…</h1>
<p>Bugün gerçekten sert yazacağım, son günlerde yaşanan birçok olay (<em>ve politik açıdan ilgilendiklerim de dahil</em>) itiyor beni bu sertliğe. Üstelik sadece iktidara değil, bu yazıyı okuyan her birinize de kızgınım.</p>
<p>Dua/Beddua’mı neye göre yazdığımı anlatmadan “<strong>ayinsel</strong>” kısma geçmek istemiyorum. Zaten artık okuyucularım olarak tarzımı da az çok anladınız.</p>
<p>Canetti: “<em>Bu dünyada hala iktidarla hiçbir ilişkisi olmayan birkaç kişinin var olduğunu bilebilsem umudumu yitirmeyeceğim</em>”.</p>
<p><strong>Yolsuzluk asla bir yanlışlık sonucu (</strong><em><strong>kaza eseri</strong></em><strong>) olamaz. Çünkü yolsuzluk iktidarın ayrılmaz bir parçasıdır, dolayısıyla da bir kötülük yapma biçimidir. Hangi çevreden gelirlerse gelsinler yönetimin başına geçenler dünyanın her yerinde ve hemen her zaman bir yolsuzluk tezgâhından geçerek değişime uğrarlar, dolayısıyla gerçek anlamda birer suç ortağıdırlar.</strong></p>
<h3>Türk Internet’ine getirilen bu yasak, ülkemizdeki en büyük yolsuzluk örneklerinden biridir.</h3>
<p>Yolsuzluk kolektif bir psikodramadır. Ve işlerin yolunda gitmesi için günahın egemenliği şarttır (<em>Mandeville</em>). Yolsuzluk, aynı zamanda her türlü ahlak anlayışının ötesine geçmiş temel bir simgesel kuralın yansımasıdır, işin içine kamu ahlakı da girer (<em>yani siz ve ben</em>).</p>
<p>Tanrı onları korusun ve kollasın ki, hepimiz, hep birlikte Devletin hesabına egemenlik payı geçirdik ve bunun adına da “<strong>Toplumsal Sözleşme</strong>” dedik. Çünkü o kötü/kötücül politikacıların her biri bizim sahip olmak istemediğimiz bütün sorumlulukları yüklenmiş figüranlardır.</p>
<p>Üstelik biz de en az onlar kadar fazla kötülük yaptık ki; tüm karşılıklı etkileşim, katılım ve yetki devrine rağmen iktidar bir türlü değiş-tokuş edilemiyor. Çünkü yönetilenler kendi paylarına düşeni yapmaya yanaşmıyorlar ve iktidarın gölgesinde yaşamayı tercih ediyorlar.</p>
<p>Üstelik tüm modern/post-modern metinlere göre politikanın varlığı için en büyük tehlike, insanların iktidarı istemiyor oluşlarıdır (<em>düşünülenin aksine iktidara sahip olabilmek için hasımlaşmaları değil</em>).</p>
<p>“<strong><em>Politikanın gizli kusuru neyi Kötülük olarak adlandırabileceğini bilemeyecek bir hale gelmiş olmasıdır.</em></strong>”</p>
<p><strong>Politika kötülüğün yaşama geçirildiği yer olup; gerek bireysel, gerekse ayrıcalık, ahlaksızlık, yolsuzluk gibi kolektif kötülük biçimlerinin yönetimini üstlenmiş bir alandır.</strong></p>
<p>Zaten bu yüzden politikacılar “<strong>yeni bir şeyler yapmaktansa</strong>” her zaman yaptıkları yanlışları düzeltmeye çalışırlar.</p>
<p>Ben de naçiz bir internet kullanıcısı olarak, oturup bir Dua/Beddua yazdım. Bugün yazdığım metinlerimde bana yardım eden Jean Baudrillard’ı da “<strong>Internet Tanrısı</strong>” korusun ve kutsasın!</p>
<h4>Ey Internet Tanrısı!</h4>
<h4>Yolsuzluğun, bu oyunun tek gerçek kuralı olmasını artık kaldıramayız. Türk internet kullanıcıları olarak sana sığınırız Tanrı’m.</h4>
<h4>Biz de kurbanlara özgü bir ayrıcalık olan evrensel merhamet duygusundan yararlanma hakkı istiyoruz.</h4>
<h4>İktidarın bizi de bu sürecin içine çekip bilinçli kölelik düzeni oluşturmasını istemiyoruz. Sana sığınırız!</h4>
<h4>Politikacıların iktidara gelir gelmez otomatik kurnazlık yöntemlerine başvurmasını ve bizlere sırtını dönmesini kınıyoruz, lanetliyoruz!</h4>
<h4>Her şeye rağmen tüm bu yolsuz politikacıların, kamuoyunun oluşturduğu ahlaki yargılama sürecinden geçmelerini ve yaptıkları bu en büyük yolsuzluklardan birini itiraf etmelerini istiyoruz. Çünkü yönetilenler her zaman iktidardakilerden daha kurnazlardır. Bize verdiğin bu kurnazlık için sana teşekkür ederiz ey Internet Tanrısı!</h4>
<h4>Politikacıların işlediği bu modern zaman günahının, göz yanılsamasını andıran bir komediye dönüşmesine izin vermek istemiyoruz. Gerçek bir ceza istiyoruz!</h4>
<h4>Simgesel düzende bir bedel ödetmek istiyoruz! Karşılık vermek istiyoruz! Onlar bizim internetimize kilit vurdularsa, biz de intikamını istiyoruz. Dişe diş, kana kan!</h4>
<h4>Bizden merhamet etmemizi isteme, çünkü yararsız ve ahlaksızca olacaktır. Kurban olan bizleri daha da küçük düşürecektir. Oysa biz haklıyız!</h4>
<h4>İktidar tövbe de etse, sen affetme! Onların hepsi açıkgözdür, bizim elimizden sahip olduğumuz tek politik katılım olanağını da almak isterler: “politikacıların maskesini düşürme ve onları ifşa etme”.</h4>
<h4>Ey Internet Tanrısı!</h4>
<h4>Sen bu toplumu bir “gösteri toplumu” olmaya mahkûm etme! Tüm dünya bize gülüyor, onların bize acımasına izin verme! Senelerdir yaşadığımız bu politik duyarsızlık, bizi hep politik gösteriden aldığımız haz ile dengeledi. İşte bu düşünce de bizi en sonunda intikama getirdi.</h4>
<h4>Sen bizim intikamımızı al!</h4>
<h4>Amin.</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/internet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meşgul Sinyali&#8217;nin İş Ortakları ve Yazar Arayışı</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/mesgul-sinyalinin-is-ortaklari-ve-yazar-arayisi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=mesgul-sinyalinin-is-ortaklari-ve-yazar-arayisi</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/mesgul-sinyalinin-is-ortaklari-ve-yazar-arayisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 07:15:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[DahaNet]]></category>
		<category><![CDATA[E-Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[E-Mailing]]></category>
		<category><![CDATA[Euro Message]]></category>
		<category><![CDATA[MoreClick]]></category>
		<category><![CDATA[SEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=433</guid>
		<description><![CDATA[Meşgul Sinyali'nin uygulamaya başladığı "win-win-win" modelinin ilk meyveleri geldi. Tutku ve azimle yazdığımız blogumuza, bir de blogdaki içeriğimizden bağımsız "e-bülten" ekliyoruz. Öyle bir e-bülten ki, insanların her ay "gelse de okusak" diyeceği türden. (Beklentilerinizi de yükseltmiş olalım, bizim de kendimize olan güvenimiz artsın). Meşgul Sinyali'nin "sidebar"ına konuşladığımız form ile, bugün siz de e-bülten'imize abone olun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fmesgul-sinyalinin-is-ortaklari-ve-yazar-arayisi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fmesgul-sinyalinin-is-ortaklari-ve-yazar-arayisi%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=DahaNet,E-B%C3%BClten,E-Mailing,Euro+Message,MoreClick,SEM&amp;b=2" height="61" width="50" title="Meşgul Sinyalinin İş Ortakları ve Yazar Arayışı" alt=" Meşgul Sinyalinin İş Ortakları ve Yazar Arayışı" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Meşgul Sinyali&#8217;nin uygulamaya başladığı &#8220;<strong>win-win-win</strong>&#8221; modelinin ilk meyveleri geldi.</p>
<p>Tutku ve azimle yazdığımız blogumuza, bir de blogdaki içeriğimizden bağımsız &#8220;<strong>e-bülten</strong>&#8221; ekliyoruz. Öyle bir e-bülten ki, insanların her ay &#8220;<strong>gelse de okusak</strong>&#8221; diyeceği türden. (<em>Beklentilerinizi de yükseltmiş olalım, bizim de kendimize olan güvenimiz artsın</em>).</p>
<div class="postauthor2">
<!-- BEGIN: HTML for OptIn Tag  --></p>
<form name="ccoptin" action="http://emarketing-powered-by-euromessage.com/Subscribe/subscribe1.asp" target="_blank" method=get>
E-bültenimize abone olun</p>
<input type="text" name="EMAIL" size="25" value="E-Posta Adresiniz" style="margin:3px 0;">
<input type="HIDDEN" name="ID" value="23D0FA690C4E488C8CB279AE3109522C">
<input type=submit name="go" value="Kayıt Ol" style="margin:3px 0;">
</form>
<p><!-- End: HTML for OptIn Tag -->
</div>
<p>Meşgul Sinyali&#8217;nin &#8220;<strong>sidebar</strong>&#8220;ına konumladığımız ve aynısını yukarıda da bulabileceğiniz form ile, bugün siz de e-bülten&#8217;imize abone olun.</p>
<p>&#8220;<strong>Win-win-win</strong>&#8221; modelimize göre, okuyucumuza kaliteli içerik kazandırıyoruz, blogumuzun daha fazla okunmasını sağlıyoruz ve bize destek olanların da reklamını yapıyoruz. Şimdiye kadar pek çok övgü, birkaç da eleştiri alan bu modeli bir çok okuyucumuz da tuttu, biz de tuttuk.</p>
<p>Bu yüzden de Meşgul Sinyali sektörün güçlü oyuncuları ile partnerlik yapıyor. Hosting konusunda partnerimiz <a href="http://www.daha.net" title="Daha Net" rel="nofollow"  target="_blank">Daha.Net</a>, SEM konusunda <a href="http://www.moreclick.com" title="MoreClick" rel="nofollow"  target="_blank">MoreClick</a> ve mailing konusunda da <a href="http://www.euromsg.com" rel="nofollow" title="euro.message"  target="_blank">euro.message</a> ile anlaşmalarımızı yaptık. Yakında başka konularda da partnerlerimiz geliyor, sıkı durun.</p>
<p>Ayrıca Meşgul Sinyali&#8217;nin bir gelir modeli olmadığını farketmişsinizdir, blogumuza reklam almayı düşünmüyoruz. Ancak e-bülten&#8217;imize reklam alacağız. İçerik sağlayıcılarımıza da kazancımızı bölüştüreceğiz. Bu sayede yazarlarımız da kazanmış olacak.</p>
<p>RSS abonelerimiz sayısı 2000&#8242;i buldu ve sitemizin görünürlüğü her geçen gün biraz daha artıyor. Artık ciddi bir yapılanmaya gitmek gerekiyordu bu konuda.</p>
<p>Buradan söylemek istediğim bir başka şey de, Meşgul Sinyali yazarlarını arıyor. Eğer siz de Meşgul Sinyali&#8217;nde konuk ya da süreli yazarlık yapmak istiyorsanız, önce <a href="http://www.mesgulsinyali.com/yayin-politikasi" title="Meşgul Sinyali'nin Yayın Politikası"  target="_self">Yayın Politikası</a> sayfamızı okuduktan sonra, örnek bir yazınızı <a href="http://www.mesgulsinyali.com/yazar-olun" title="Meşgul Sinyali'nde Yazın"  target="_self">Yazar Olun</a> sayfasını kullanarak gönderebilirsiniz.</p>
<p><em>Yazımı bitirirken söylemek istediğim bir başka şey daha var, kişisel bir şey. Meşgul Sinyali&#8217;nin yeni tasarımından sonra eklediğimiz &#8220;<strong>yorumları puanlayabilme</strong>&#8221; özelliğini gördükçe mutluluktan uçuyorum. Her ne kadar ülkemizde bloglara yorum yapma konusu dünya standartlarına gelmemiş olsa da, genelin üzerinde bir yorum ortalamamız var. Ancak daha iyisi, diğer okuyucularımız sadece yazılarımızı paylaşmıyor ya da yazılarımızı puanlamıyor, aynı zamanda yorum yapmış olan okuyucularımızın yorumlarına da puan veriyorlar. Puanlanan yorumları gördüğümde çok mutlu oluyorum, neden bilmiyorum ama bunu söylemek istedim <img src='http://www.mesgulsinyali.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt="icon smile Meşgul Sinyalinin İş Ortakları ve Yazar Arayışı" class='wp-smiley' title="Meşgul Sinyalinin İş Ortakları ve Yazar Arayışı" /> </em></p>
<p>&#8220;<strong>E-bültenimize abone olun</strong>&#8221; diyerek bitiriyorum yazımı.</p>
<p>Hoşçakalın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/mesgul-sinyalinin-is-ortaklari-ve-yazar-arayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meşgul Sinyali’nden Hediye: 3 Okuyucumuza The Brand Age Dergisi</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/mesgul-sinyalinden-hediye-3-okuyucumuza-the-brand-age-dergisi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=mesgul-sinyalinden-hediye-3-okuyucumuza-the-brand-age-dergisi</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/mesgul-sinyalinden-hediye-3-okuyucumuza-the-brand-age-dergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 07:30:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Fidan]]></category>
		<category><![CDATA[Buy-ology]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Tan]]></category>
		<category><![CDATA[Madde Bağımlısı]]></category>
		<category><![CDATA[Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Lindstrom]]></category>
		<category><![CDATA[The Brand Age]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce Martin Lindstrom’un “Buy-ology” kitabını ve Digital Age dergisi aboneliği hediye ettiğimizi hatırlarsanız. Okuyucularımıza içerik çeşitliliği sunmak adına Meşgul Sinyali’nde birçok farklı etkinlik yapıyoruz ve dahası da gelecek. Bu hafta da alanında Dünya’da tek olan bir derginin ilk 12 sayısını özel klasörüyle birlikte 3 okuyucumuza hediye ediyoruz okuyucularımıza: The Brand Age. Bu yazıya yorum yapan okuyucularımız arasında “rastgele” yapılacak olan bir çekilişle The Brand Age’in ilk 12 sayısını hediye ediyoruz.

Bilmeyenler için söyleyelim, The Brand Age dergisi, “marka” konusunda “niche” bir dergi ve Dünya’da eşi yok.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fmesgul-sinyalinden-hediye-3-okuyucumuza-the-brand-age-dergisi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fmesgul-sinyalinden-hediye-3-okuyucumuza-the-brand-age-dergisi%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Bedava+Dergi,B%C3%BClent+Fidan,Buy-ology,Deniz+Tan,Madde+Ba%C4%9F%C4%B1ml%C4%B1s%C4%B1,Marka,Martin+Lindstrom,The+Brand+Age&amp;b=2" height="61" width="50" title="Meşgul Sinyali’nden Hediye: 3 Okuyucumuza The Brand Age Dergisi" alt=" Meşgul Sinyali’nden Hediye: 3 Okuyucumuza The Brand Age Dergisi" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Tüm okuyucularımıza selamlar, saygılar.</p>
<p>Her Çarşamba günü yapmak istediğimiz etkinliği bu hafta da 19 Mayıs resmi tatilinden dolayı Perşembe’ye çektik.</p>
<p>Bu sayede Meşgul Sinyali de Madde Bağımlısı’nın mimarı <a href="http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/en-ciddi-10-potansiyel-sosyal-medya-tehlikesi/" title="Madde Bağımlısı - Deniz Tan"  target="_self">Deniz Tan</a>’ı ağırlamış oldu.</p>
<p>Daha önce Martin Lindstrom’un “<a href="http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/mesgul-sinyalinden-hediye-kitap-buy-o-logy/" title="Buy-ology / Martin Lindstrom"  target="_self">Buy-ology</a>” kitabını ve <a href="http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/hediye-haftasi-2-kisiye-digital-age-aboneligi/" title="Digital Age"  target="_self">Digital Age</a> dergisi aboneliği hediye ettiğimizi hatırlarsanız.</p>
<p>Okuyucularımıza içerik çeşitliliği sunmak adına Meşgul Sinyali’nde birçok farklı etkinlik yapıyoruz ve dahası da gelecek.</p>
<p>Bu hafta da alanında Dünya’da tek olan bir derginin ilk 12 sayısını özel klasörüyle birlikte 3 okuyucumuza hediye ediyoruz okuyucularımıza: <strong>The Brand Age</strong>. Bu yazıya yorum yapan okuyucularımız arasında “<strong>rastgele</strong>” yapılacak olan bir çekilişle The Brand Age’in ilk 12 sayısını hediye ediyoruz.</p>
<p>Meşgul Sinyali okuyucularına bu hediyeyi veren <a href="http://www.thebrandage.com.tr" rel="nofollow" title="The Brand Age"  target="_blank">The Brand Age</a> dergisinin tüm çalışanlarına, içerik üreticilerine ve özellikle de Genel Yayın Yönetmeni Bülent Fidan hocama teşekkür ederim.</p>
<p>Bilmeyenler için söyleyelim, The Brand Age dergisi, “<strong>marka</strong>” konusunda “<strong>niche</strong>” bir dergi ve Dünya’da eşi yok. İçeriğini üretenlerin telif almadan katkıda bulundukları ve yazarlarının arasında Martin Lindstrom’den Ethem Kuliğ’e pek çok alanında uzman kişilerin bulunduğu dergiyi okuyucularımıza hediye etmekten dolayı biz de mutluluk içindeyiz.</p>
<p>Tüm okuyucularımıza, içeriğimize bulundukları bu katkıdan dolayı çok teşekkür ederiz.</p>
<p><a href="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/kutu2.jpg" ><img class="alignnone size-full wp-image-421" title="The Brand Age" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/kutu2.jpg" alt="kutu2 Meşgul Sinyali’nden Hediye: 3 Okuyucumuza The Brand Age Dergisi" width="538" height="589" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/mesgul-sinyalinden-hediye-3-okuyucumuza-the-brand-age-dergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>33</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güven Borça’nın “İleri Dönüşüm Kutusu” Kitabı Hakkındaki Görüşlerim</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/guven-borcanin-ileri-donusum-kutusu-kitabi-hakkindaki-goruslerim/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=guven-borcanin-ileri-donusum-kutusu-kitabi-hakkindaki-goruslerim</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/guven-borcanin-ileri-donusum-kutusu-kitabi-hakkindaki-goruslerim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 07:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[A. Selim Tuncer]]></category>
		<category><![CDATA[Güven Borça]]></category>
		<category><![CDATA[İleri Dönüşüm Kutusu]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iPhone]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz Varsa Çare de Var]]></category>
		<category><![CDATA[Makro Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[Mikro Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Post-Modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Self-Presentation]]></category>
		<category><![CDATA[Social Text]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Önce kitaptan bahsedelim, Güven Hoca bu kitabı şimdilik sınırlı sayıda bastırmış ve yakın çevresine ve arkadaşlarına göndermiş. Güzel bir yöntem her anlamda. Ben de o şanslı kişilerden olmuş bulundum Selim Hocam sayesinde, kendisine teşekkürü borç bilirim. Ben bu kitabı beğendim! Bir sürü anlamda. Bir kere, çok güzel çözümler sunuyor bu kitap, arkasında da muazzam bir bilgi birikiminin olduğunu hissettiriyor. O yüzden ben de elimden geldiğince konu başlıklarıyla listelemeyi daha yerinde buluyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fguven-borcanin-ileri-donusum-kutusu-kitabi-hakkindaki-goruslerim%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fguven-borcanin-ileri-donusum-kutusu-kitabi-hakkindaki-goruslerim%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=A.+Selim+Tuncer,G%C3%BCven+Bor%C3%A7a,%C4%B0leri+D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm+Kutusu,%C4%B0leti%C5%9Fim,iPhone,Kriz+Varsa+%C3%87are+de+Var,Makro+Ekonomi,Manifesto,Mikro+Ekonomi,Post-Modernizm,Pozitivizm,Self-Presentation,Social+Text&amp;b=2" height="61" width="50" title="Güven Borça’nın “İleri Dönüşüm Kutusu” Kitabı Hakkındaki Görüşlerim" alt=" Güven Borça’nın “İleri Dönüşüm Kutusu” Kitabı Hakkındaki Görüşlerim" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Kitabın tarzına uygun olarak, ben de manifestovari yazmaya çalışacağım bu yazımı (bakmayın çalışacağım diyorum ama aslında manifesto, çok sevdiğim ve başarılı olduğumu düşündüğüm bir tarz, edebi anlamda).</p>
<p>Bu yazının bayağı uzun olacağına temin ederim hepinizi, o yüzden ilgilenecek olanların okumasını tavsiye ederim. Yazım boycounca pazarlamadan, dinden, devletten, yeni nesilden, yani bir sürü konudan bahsedeceğim. Bu bahsedeceğim konular da Güven Hocamın “İleri Dönüşüm Kutusu” isimli kitabı ile ilgili olacak.</p>
<p>Önce kitaptan bahsedelim, Güven Hoca bu kitabı şimdilik sınırlı sayıda bastırmış ve yakın çevresine ve arkadaşlarına göndermiş. Güzel bir yöntem her anlamda. Ben de o şanslı kişilerden olmuş bulundum <a rel="nofollow" href="http://selimtuncer.blogspot.com" title="A. Selim Tuncer"  target="_blank">Selim Hocam</a> sayesinde, kendisine teşekkürü borç bilirim.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-273" title="İleri Dönüşüm Kutusu" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/04/idk.jpg" alt="idk Güven Borça’nın “İleri Dönüşüm Kutusu” Kitabı Hakkındaki Görüşlerim" width="120" height="175" /></p>
<p>Ben bu kitabı beğendim!</p>
<p>Bir sürü anlamda.</p>
<p>Bir kere, çok güzel çözümler sunuyor bu kitap, arkasında da muazzam bir bilgi birikiminin olduğunu hissettiriyor. O yüzden ben de elimden geldiğince konu başlıklarıyla listelemeyi daha yerinde buluyorum.</p>
<p>Şöyle de uyarmalıyım ki, ben 1982 doğumlu bir gencim. Maalesef 90’larda çocuk olan nesildenim. Ancak benim neslimle ilgili bir sürü umuda sahibim. Biliyorum ki Avrupa’nın en genç nüfusu Türkiye’de ve her anlamda, benim yaşıtlarım bu ülkedeki gidişatı değiştirecek. Buna yürekten inanıyorum. Naifliğime verin, gençliğime verin, bilgisizliğime verin, idealizmime verin.</p>
<p>Kendimden de bahsedeyim de tam olsun.</p>
<p>Benim de annem ve babam bir siyasi görüşe mensuptu. Hatta bu sayede tanışmışlar ve evlenmişler. Bu meselenin ben ve kardeşlerim için ters bir durum oluşturmaması ise evdeki onların mensubu olduğu görüşe dair olan kitapların “az”lığı ve karşıt-görüşün kitaplarının fazlalığından ileri gelir. Yani evimizde karşıt-görüşün kitapları daha fazlaydı. Bize, ebeveynlerimiz tarafından, onların da isteminin dışında olası “baskı”, bu şekilde “emilmiş” oldu. Biz onlardan dinlediklerimizi, karşıt-görüş ile ilgili bilgilerimizle harmanladık ve ortaya da her şeyi okuyan 3 kardeş çıkmış oldu. Annem ve rahmetli babama o kadar teşekkür ederim ki bu yaptıkları için, hepimizin de bu sayede görüşleri oluştu ve zamanla da oturdu (umarım oturmuştur).</p>
<p>Siyasi anlamda, ayrıca ülkemizin yakın tarihine de çok büyük bir ilgi beslerim ve çokça kitap okudum bu konuda da. Her türlü görüşe mensup her türlü kitabı okudum. Okuma-yazmayı 4 yaşında öğrenen bir adama da bu yakışırdı zaten, gurur duymamam için bir sebep göremiyorum, çünkü aklımı ve zekâmı kullanabilmem için, öncelikle onların varlığını kabul etmem ve buna inanmam gerekir. Belki düşündüğüm kadar akıllı veya zeki olmayabilirim, ancak yine de bir miktar da olsa öyleyim ve bu yüzden de onlara inanmamın gerekliliğine inanıyorum.</p>
<p>3 kardeş olara dini altyapımız ise aynen yukarıda anlattığım mesele kadar güzel anlatıldı bizlere. Hayatımın belli dönemlerini, belli şeylere inanarak geçirdim. Bu sayede de şimdi birçok şeye inanır oldum. Mesela ben “mutlak kader”e inanıyorum. İrade yok benim için, Tanrı’nın bana benim için çizmiş olduğu kaderden başka hiçbir şey yok ve bu bilgiye de körü körüne ulaşmadım, fizik okudum çünkü. Zaman kavramını izafi olarak ele aldığımda, ortaya bu mutlak kader sonucu çıktı ki, mantığımı böyle kurdum ve memnunum. Ruh’a inanıyorum, enerjiye inanıyorum, Buddha’ya inanmıyorum ancak Buddha’ya inanan her bir kişiye inanıyorum ki benim için güzellik, zaten burada. Post-modernizme inanıyorum, ancak pozitivizme de inanıyorum.</p>
<p>Bir de bu işin ekonomi yanı var efendim. Benim babam, 90’dan önce, birçok gazetenin de, ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerin İMKB’ye nasıl etki edeceğini sorduğu, ünlü ve başarılı bir “borsacı”ydı. Bu sayede makro-ekonomi, mikro-ekonomi, bilanço, analiz gibi bir sürü incelemeyi genç yaşta öğrendim. Aynı zamanda babam Bezmenzedelerdendir, milyon dolarlar kaybetti. Zaten hayatımın bu yolu alması da oradan ileri gelir. Kahvaltılık alamadığımız için, okula giderken az şekerli reçel ve ekmek yedirdi annemiz bize. Ancak hiçbir zaman beyaz gömleğimiz kirli ya da ütüsüz göndermedi. Bana şekilci diyen arkadaşlarım da utansın böylece. Yazmaktan ufacık beis de görmem. O beyaz ve ütülü gömleklerin ne denli önemli olduğunu o yaşta anladım ve geçen seneler boyunca anneme daha iyi bir evlat olmak için çalıştım ve başarılı olduğumu da düşünüyorum. Babam, ruhu şad olsun, büyük adamdı, Güven Borça’yı tanımam ama babam her şeyi bilirdi, anlatırdı, sıkılmazdı.</p>
<p>Güven Hocam, kitabında kendinden bahsettiği için, ben de kendimle ilgili birkaç “ipucu” vermeyi uygun gördüm, bu sayede “kitap” hakkında yapacağım yorumların altyapısında neler olduğu daha rahat anlaşılabilir ve kitabı hangi birikimde eleştirdiğim ya da övdüğüm de daha aşikâr olacaktır.</p>
<p>Şimdi ben hiçbir işi Güven Hocam kadar iyi bilmiyorum. Aslında hiçbir şeyi hiçbir kimse kadar bilmiyorum. Daha çok okuyorum, öğrenmek için. Her gün yaklaşık 180 farklı blogda “pazarlama” takip ediyorum. Rahmetli babamın, bu konuda da bir yorumu var hatta. Demişti ki bir gün bana: “Sen tasarımcı değilsin, fotoğrafçı da değilsin, şanslısın bu konularda sen sadece. Ancak sen pazarlamacısın, senin elinden “mal” kurtulamaz, insan satamayacak kadar da süper-ego sahibisin”. Bu süper-ego konusu önemli, ufaktan açalım.</p>
<p>İnsan, ilkel benlikten öte hiçbirşeye sahip olamazdı. Beğeniler ortaya çıktığında (dünyanın hangi zamanında ortaya çıktığı bilinemez) ise işin rengi değişti, ego oluştu. Ego, düşünülenin aksine iyi bir şeydir, insana, nasıl oturması kalkması gerektiğini anlatır en kaba tabirle. Süper-ego ise bunun üstüne “ahlak”ın eklenmesidir. Kapatalım parantez.</p>
<p>Ufacık bir şeyden daha bahsetmek isterim, bu sayede sokaktaki insanı nasıl tahlil ettiğimi de anlatmış olacağım. Ben Aksaray’da doğdum, büyüdüm. İstanbul, Aksaray. 12 yaşıma gelene kadar Aksaray örnek bir yerdi, ancak maalesef daha sonrasında Doğu’dan gelen göç dalgasının en uç darbelerini de Aksaray aldı. Bizim oralarda suç oranı arttı, uyuşturucu, beyaz kadın, hırsızlık, ne ararsan vardı. Her gece Teksas sizin anlayacağınız. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, ben hümanistim ama dönüp baktığımda ülkedeki cezaevlerinin %80’ini, İstanbul’dakilerin ise %95’ini Doğu’lular doldurmaktadır. Kimse de bana kızmasın rica ederim, bu noktada bir tartışma yaratma amacında değilim. Anlatmak istediğim, orada gördüklerimiz, bizi biz yaptı, beni ben yaptı.</p>
<p>Şimdi Güven Hocam yazmış, haklı birçok konuda. Zaten bir kendini-tatmin kitabı olduğu ilk sayfadan belli. İşlediği konuların her biri de Türkiye ölçeğinde, konuya dışarıdan bakmadığını görüyorum. Örneklemeleri dışarıdan olabilir ama Türkiye, yakın tarihinde “iletişim” konusunun önemini öğrenememiştir, bu konuda Hocama katılıyorum.</p>
<p>Öncelikle, siyasi meseleden konuya girmek istiyorum, manifestoya hazır olun, amacım Hocama laf çarpıtmak değil, bizim kuşağımızda nasıl göründüğünü irdelemek.</p>
<p>Şimdi Hocam, biz biliriz ki, sizin kuşağınızda “particilik” yapanlar, bugün reklamcı olmuşlardır. Sırça köşkte otururken, halkı anladığınızı hiç ama hiç düşünmüyorum. Hele ki gençliği anladığınız konusu, asla!</p>
<p>Duruş önemlidir Hocam, kitabınızın önsözünde bahsettiğiniz şekilde, kitabı yazmanızın sebebini “anlaşılamamak” olarak nitelendirmişsiniz. Şimdi önümüzde çok güzel örnekler var bu konuyu açmak için. Ahmet Hakan Coşkun’u ele alalım mesela, ama uzun uzadıya tartışmayalım aman. Eskinin solcusu, bugünün “ılımlı İslam”cısı (ne demekse?). Anlaşılamamanızın sebebi, acaba duruşunuzdan olabilir mi? Duruşunuz, insanların sizi dinlemesini engellemiş olabilir mi? Bu yüzden de anlaşılamamış olabileceğinizi hissetmiş olabilir misiniz?</p>
<p>Kitabın sonunda, hayatınızda siyasi olayların geçtiği bir zaman diliminde neler yaşadığınızı anlatmışsınız. Bu konu, orada “sakil” duruyor mesela. Neden anlattınız ki bunu? Acı çektiğinizi mi düşünüyorsunuz? Ne yani, bizden, yani o olayları hiç yaşamamış olanlardan, sizin için sempati ya da empati duymamızı mı bekliyorsunuz? Biz büyük buhranı görmemiş olabiliriz ama biz de “hamburger kuşağı” diye ısrarlı bir şekilde nitelendirildikten sonra, sindirilmiş bir nesiliz. Uykumuzdan uyandığımızda bize acı çektirmeye çalışanları ezecek kadar da güçlüyüz. Şahsen, o yazdıklarınız benim acı çekmemi sağlamıyor. Daha sorgucu ilerlememi sağlıyor ve diğer konularda yazdığınız birçok görüşünüzü üzerine kara bulutlar getirmemi.</p>
<p>Bunun, markalama ile olan ilişkisi nedir ayrıca?</p>
<p>Bitmiş, sinmiş, silinmiş bir zaman diliminden bahsediyorsunuz. Bir daha hiçbir zaman aynı şekilde yaşanmayacak bir dizi görüş ayrılığından ve bu konudaki hatalı olduğunuzu düşündüğünüz his ve düşüncelerinizden bahsediyorsunuz.</p>
<p>Evet, ben de sizin gibi bu insanların “sakil” Atatürkçü yaklaşımından rahatsızlık duyanlardanım, ancak bu konudaki görüşlerimi açıklamak için örneklememi türbanlılar üzerinden yapamam ki. Bir “pazarlama düşünürü” (kullanımım mazur görülsün, ne de olsa düşünüyorum bu konuda, naçizane) olarak beni, bu konular hiç enterese etmiyor. Ediyorsa da etmiyor Hocam, dikkatli okuyun beni. Kendimi açık edeceksem hedef kitlemi daraltırım çünkü. Eğer tartışmalı bir konudaki fikirlerimi söyleyeceksem, bu benim hedef kitlemi, aynı konuda benim gibi düşünen “marka patronları”ndan daha ileriye ulaştırmayacaktır. Sizin tuzunuz kuru olabilir ama benim henüz değil. Kazandığım onca parayı (inanın çok para), çocukluğumdan dolayı çabuk harcadım, parayı bir şey sandım, ayırt edici bir özelliği olduğunu düşündüm. Ancak yokmuş. Benim bir dikili ağacım bile yok, ancak adımın Fatih olduğunu bildiğim gibi iyi bildiğim bir şey varsa, o da kendimi prezente edebildiğimdir ki, bu paradan daha değerlidir benim için. Bugün benim yaşıtlarımı “para”ya sürükleyen kuşak da sizin kuşağınızdır, bu konuyu da sabaha kadar tartışırım.</p>
<p>İşte elimizde bu gibi veriler olduktan sonra, sizin markalama konusuna getirdiğiniz siyasi yaklaşım, bence (hadi “benim kuşağımda” diyeyim de bir genelleme yapayım) olmamış. Yeni nesil bu konuya daha farklı bakıyor. Yakın tarihi öyleli-böyleli (görüş-karşıt görüş şeklinde) okumamış olanlar da, sizin savurduğunuz kılıcın arkasına geçmiş, onları da koruyup bu şekilde cahilleştirdiğinizi düşünüyorum. Fraksiyon, her anlamda “bölmek” demektir. Kitabınızda bu konuya neyse ki markalama anlamında değinmişsiniz, ancak peşinden bir de siyasi anlamını katmışsınız ki, aslında bölücü olan da yorumlarınızdan ve yaşıtlarımın ve benim görüşlerinden dolayı sizlersiniz.</p>
<p>Bu yüzden “self-presentation” anlamında kendinizi neden bu şekilde konumladığınızı anlamıyorum. Aniden yapılmış olduğu için de, içimdeki sorgucu kişilik ortaya çıkıyor ve soruyor: Neden?</p>
<p>AK Parti ve Akepe meselesine ise hiç girmek istemiyorum, bana göre değil. Ancak Cehepe, Tekape, Mehepe ve birçok örnek varken ve modern zamanda “AK Parti” “giydirme”si her zaman doğru yapılmış olduğunu düşündüğüm bir “markalama” olmasına rağmen, Akepe demekten de kendimi hiç alıkoyamamış olmam, içimdeki ironik ve sarkastik yapıdan kaynaklanıyor olabilir. Ama dediğim gibi, bu konuya girmeyeceğim.</p>
<p>Dijital dünya, her zaman dünyanın dönüş yönünde dönmüyor. İhtimal, zamanla tersine de dönüyor, döndürüyor. Bu bahsettikleriniz, işte bu yüzden dijitalleşen dünyaya ayak uyduramıyor, meseleyi küçültünce de Hocam (Türkiye’ye indirgeyince), yetersiz kalıyor.</p>
<p>Bir ara, sahada gördüklerinizden bahsetmişsiniz, gerçekten merakımdan, hangi sahayı gördünüz Hocam? “Beyaz Türkler” diye bahsettiğiniz kesimin sahaları mı? Beyaz değilse ne renk bu Türkler, pardon? Anlamadığım, bu siyasi bölücülüğü markalama ile nasıl bağdaştırdığınızdır. Şimdi, bir de şu soru geliyor ki peşinden, peki siz hangi kesime mensupsunuz? İşte cevapsız bıraktığınız bu siyasi sorular da, markalama anlamında size duyduğum güveni sallıyor, temelden.</p>
<p>Sizin de bahsettiğiniz şekliyle “poster kampanyası”ndan daha öteye gidemeyen “Kriz Varsa, Çare de Var” kampanyası, eski kafalılığınızdan dolayı bu hale gelmiştir, ki aslında çok doğru ve yerinde bir kampanya olduğunu düşünüyorum. Ancak, “poster kampanyasından daha ileri gidemedi” demişsiniz, sebebini ise belirtmemişsiniz. “Ben eski kafalıyım” demek çok mu zordu? Ne var yani, birçoğumuz birçok şeyi bilmiyoruz, bu bizleri daha az profesyonel yapmıyor ki, daha az bilgili yapıyor. Çözümü de kolay: okumak ve yorumlamak.</p>
<p>Hocam, birçok görüşünüze katılıyorum kitaptaki, çok doğru buluyorum söylediklerinizi, “Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi” ya da İstanbul hakkındaki görüşleriniz gibi. Çok doğru ve yerinde örneklemelerle çok güzel konulara parmak basmışsınız.</p>
<p>Bahsettiğiniz birçok konuda yazmak istediklerimi siz yazmışsınız. Ne bileyim, ben kendi tarzımla, sizin bu yazdıklarınızı iletişim ve toplum psikolojisi ya da sosyoloji ile birleştirmeye çalışırdım yazarken. Gün gelecek, ben de yazacağım bu konulardaki görüşlerimi. Şöyle ki: ben de kendi “personal branding”ini her daim yapmaya çalışan biriyim, vizyonumu gösteriyorum şimdi, ancak sıra misyona da gelecek. Ülkem için çalışıyorum çünkü, yaptığım her şeyi de ülkem için yapıyorum.</p>
<p>Yanlış giden pek çok konuya benim de diğer “düşünen” yaşıtlarım gibi çözümlerim var ve bunun için ilerlemem gereken bir yol var. Ancak bu yolda ilerlerken “compromised” olmayı göze almıyorum (compromised = gölge düşürme anlamına gelse de, güven sarsılması olarak kullanılabilir). Çünkü belli konulardaki görüşlerim, başka konularda belirttiğim fikirlerimi ve görüşlerimi yiyecektir de ondan. İşte bu yüzden de sizin “compromised” olduğunuzu düşünmeden edemedim kitabın son sayfalarında. Öyle ki, bazı bazı başlangıç ve orta sayfalarda da işaretleri almıştım.</p>
<p>Ya da belki de mesleki deformasyondur, bilemiyorum.</p>
<p>Geçenlerde, bir arkadaş ortamında, sizin yanınızda çalışan biriyle tanışmıştım. Sanırım yaşı benden gençti ya da belki benden 1 yaş büyüktü. Ancak onunla ilgili hatırladıklarım “Social Skill”lerinin yetersiz olduğu ve “Strateji” konusunda da donanımsız olduğuydu. Hangi markaydı tam hatırlamıyorum, “Şölen” olabilir, ancak ikili bir tartışmaya girdi benle o marka konusunda, ezdim kendisini. Eksik “tasarım” bilgisi, şişirilmiş ilkel benliği ve ukalalığı ile gönlümde yer etmiş olacak ki, kendisini örneklemeyi seçtim şimdi. İsmini vermeyeceğim, ancak onun bu yazıyı okuyacağından eminim, umarım yorum da yapmaz, onunla bir ikili tartışmaya daha girmeyi, aman, hiç istemiyorum.</p>
<p>Benim kuşağımdan o çocuk Hocam. O çocuk benimle aynı kuşaktan ve eğitimli bir de. Reklamcılık eğitiminin, reklamcı olmak yolunda “one and only” yol olduğunu düşünüyor kendisi, onu da öğrendim. Şimdi Hocam, o çocuğu siz yetiştirdiniz, sizden duyduğu kulaktan dolma, ancak altyapısı olmayan siyasi, politik ve kuralcı bilgilerle orada burada atıp tutuyor demek ki.</p>
<p>Bence teorisyenlik yerine, bildiklerinizi öğretme vaktiniz gelmiştir. Bize size açız. Bunu bilin. Tüm samimiyetimle söylüyorum, ben size açım. Bilgiye ve zekâya her zaman hayranlık besleyen bir genç olarak, sizi kullanmak ve sizi sömürmek isterim. Ancak biliyorsunuz ki, sadece kendimce yorumlayabildiklerimi ve bana mantıklı geleni sizden alacağım. Bu yüzden de öğretici bir rolünüz olmalı.</p>
<p>Bu konuya da nereden vardığımı hemen söyleyeyim: kitabınızda yazdığınız kişisel düşünceleriniz, kendini-tatminden daha ileriye gidemiyor. Yani, sizin seneler önce yaşadıklarınıza geri dönmeniz, benim de görüşlerimi yazmaya başladığım yere geri dönmemi sağlıyor. Bana adım attırmıyor, ilerleyemiyorum.</p>
<p>Mesela bu konu ile ilgili bir de teorim var, örneklememi ise iPhone ile yapacağım. iPhone isimli ürünün bu denli popüler olmasının nedeni, bence “Slide”dır. Hareketi hayal edin, sol elinizde iPhone, sağ elinizin işaret parmağıyla iPhone’unuzun tuş kilidini açarken soldan sağa, ancak “ileri”yi gösterecek bir hareket yapıyorsunuz. İşte bu “ileriyi gösterme” durumu iPhone’u popüler bir cihaz yapar ve sosyal fenomen haline getirir. Çünkü modern insan “motion sickness”a yakalanmıştır. Hareket etme hastalığı. Modern insan duramaz, ilerler. Teknoloji ilerler, sosyal yapı ilerler, para ilerler. Her şey ilerler. iPhone, bu konuda incelenecek en önemli “gizmo” yani “zımbırtı”dır. Bu konulardaki vizyonlarımın hepsini, diğer yazılarımı okuyarak öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Fikir beyan etmekteki güzellik, başka hiçbir yerde bulunamaz. Sizi dinleyen bir kitleniz varsa (aynen kitapta bahsettiğiniz gibi) oh, ne güzel. Ancak, gelin dinleyici kitlenize eğitici bilgiler verin. Nasıl ki “Bu topraklardan dünya markası çıkar mı?” kitabınızda bizi bilgilendirdiniz, keşke bu kitabınızda da bizi bilgilendirme yoluna gitseydiniz.</p>
<p>Yarattığınız skandal, kendini bitiriyor, aynen post-modernist düşüncenin söylediği gibi, için için kaynıyor, patlıyor.</p>
<p>“<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sokal_affair" rel="nofollow" title="Sokal Affair"  target="_blank">Sokal Hoax</a>”dan bahsetmek isterim size.</p>
<p>Kendisi bir pozitivist olan Fizik Profesörü Alan Sokal, 1996 yılında o zamanların en etkili ve saygı gören post-modern kültür çalışmaların yayınlandığı Social Text isimli dergiye bir yazı gönderir. Yazısının başlığını da “Transgressing the Boundaries: Towards a Transformative Hermeneutics of Quantum Gravity” olarak yazar. Yazının içeriği ise “kuantum yerçekiminin sosyal ve dilsel etkileri olduğu”na dairdir.</p>
<p>Sokal, bu yazıyı bir auto-editor’e yazdırmıştır. Yani Sokal bir bilgisayar programına anahtar kelimeleri vermiştir ve bu bilgisayar programı da bir “academic nonsense” (akademik anlamsızlık) oluşturmuştur. Social Text dergisi, bu yazıyı yayınlamıştır, üstelik de konunun profesörlerine yazıyı okutmadan, savunduğu meseli anlamadan. Yazının yayınlanması, post-modern çevrelerde hem içerik anlamında saygınlık hem de şaşkınlık yaratmıştır. Çünkü Sokal, post-modernist düşünceden nefret etmesi ile bilinir. Kuralcıdır o, anlam arar.</p>
<p>Bunun üzerine Sokal da Lingua Franca isimli dergide, yaptığının bir kandırmaca olduğunu söylemiştir. Social Text dergisinin bir sayısı daha olmamıştır. Dergi kapanmıştır. Her ne kadar Sokal post-modern düşünce sistemini yıktığını düşünüyor olsa da (belki) aslında kendini tatmin etmiştir.</p>
<p>Şimdi yukarıda anlattığım bu hikâye, bize birçok açıdan anlam ifade edebilir.</p>
<p>Öncelikle, Güven Hoca’nın yazdıkları bir “academic nonsense” midir? Hayır efendim, değildir. Peki, süregelen anti-görüşleri yıkmış mıdır? Hayır. Peki Güven Hoca hangi görüşe yakın durmuştur? Hepsine. Peki, uygulanabilirlik konusu? Sorunlu. Rambo? Evet.</p>
<p>Şimdi ben kitabı beğendim diyorum. Kafamı açtı kitap efendim. Her şeyden önce beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Ancak kendi görüşlerimin bir uygulanabilirliği var mı? Yok, tabii ki.</p>
<p>Baudrillard’ın kendi ürettiği “Simülasyon Kuramı”nın uygulanabilirliği ile ilgili görüşlerine gidiyor aklım, tekrar. Baudrillard, uygulanabilirlik anlamında hiçbir fikri olmamasını, fikir üretmesine bağlıyor. Tipik bir post-modern.</p>
<p>Şimdi, Güven Hocam’ın markalama yaptığını ve ajans sahibi olduğunu biliyorum. Öyleyse, bu işlerin ikisini de yapıyor. Hem teori, hem pratik. Ama olmaz ki.</p>
<p>Yazımı bitirdim, sanırım sert giriştim, affola. Ben Hocam’a eski kafalı derken bir hakaretin peşinde değildim. Hiçbir kelimemde, cümlemde hakaretin peşinde değildim. Belki doğru kelimeler olmayabilir kullandıklarım, ama aklıma ilk gelenleri. Dediğim gibi, kitabı ve içindeki birçok görüşü sevdim, ancak “compromised” bir durum oluştu içimde, paylaşmak istedim. Ve bence herkes de okumalı, kitabın alt metinlerinde geçen her şey de başka bilgi kaynaklarından bulunmalı ve okunmalılar.</p>
<p>Yine de ben bu kitabı beğendim! Kafamı açtı! Ben Güven Hocam&#8217;ı da severim, ondan öğrenecek pek çok şeyim var. Onda da eminim ne hikayeler var! Kimseninde bu yazının altına kişisel yorum yapmasına izin vermem, kitabı okuyan, konuya uygun yorum yapsın, rica ederim.</p>
<p>Ayrıca, neden bilmiyorum, kitabı okurken ve okuduktan sonra, içimde şöyle bir his oluştu: “Benim bu yazdıklarımın hiçbir önemi yok aslında Güven Hocam için, okuyacak belki ve gençler takılsınlar” diyecek. Neden bilmem, kitabın alt metninde böyle bir his oluştu içimde, umarım utanırım.</p>
<p>Ancak hepimiz iletişimciyiz. Aksaray’daki o uyuşturucu satıcısı bile. Neyi sattığını ve nasıl satması gerektiğini bilmese, onca uyuşturucuyu nasıl satardı ki?</p>
<p>p.s.: Selim Hocam bana çok kızacak!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/guven-borcanin-ileri-donusum-kutusu-kitabi-hakkindaki-goruslerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aradan geçen 60 gün ve Meşgul Sinyali’nin geleceği</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/genel/aradan-gecen-60-gun-ve-mesgul-sinyalinin-gelecegi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=aradan-gecen-60-gun-ve-mesgul-sinyalinin-gelecegi</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/aradan-gecen-60-gun-ve-mesgul-sinyalinin-gelecegi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 11:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Alexa]]></category>
		<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Stratejiler]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[Influencer]]></category>
		<category><![CDATA[Kolektif Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Publishing Policy]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Meşgul Sinyali’nin vizyonu, Türk internetinin gelişimi için kullanıcıları, ajansları ve markaları bir araya getirmekti. Ancak bunu yaparken hiçbir şekilde markalara, ajanslara ya da kişilere saldırı halinde olmadık. Aksine, objektif bir şekilde işlemeye çalıştık ele aldığımız konuları.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Faradan-gecen-60-gun-ve-mesgul-sinyalinin-gelecegi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Faradan-gecen-60-gun-ve-mesgul-sinyalinin-gelecegi%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Alexa,Antropoloji,Dijital+Pazarlama,Dijital+Stratejiler,Facebook,Friendfeed,%C4%B0leti%C5%9Fim+Teorileri,Influencer,Kolektif+Blog,Psikoloji,Publishing+Policy,Sosyal+Medya,Sosyoloji,Twitter&amp;b=2" height="61" width="50" title="Aradan geçen 60 gün ve Meşgul Sinyali’nin geleceği" alt=" Aradan geçen 60 gün ve Meşgul Sinyali’nin geleceği" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bugün bir dijital pazarlama yazısı yazmayacağım.</p>
<p>Bugün size Meşgul Sinyali’nin geçen 60 gününden ve önümüzdeki dönemde nasıl bir yapılanmaya gideceğimizden bahsedeceğim.</p>
<p>Meşgul Sinyali’nin vizyonu, Türk internetinin gelişimi için kullanıcıları, ajansları ve markaları bir araya getirmekti. Ancak bunu yaparken hiçbir şekilde markalara, ajanslara ya da kişilere saldırı halinde olmadık. Aksine, objektif bir şekilde işlemeye çalıştık ele aldığımız konuları.</p>
<p>Aynı zamanda Meşgul Sinyali’nde vermeye çalıştığımız başka mesajlarımız da vardı. Bunlardan bazıları, dijital pazarlamada başarılı olmanın “antropoloji”, “sosyoloji” ve “psikoloji” gibi bilimlerden yararlanmakla olabileceğini anlatmaya çalıştık. Süregelen iletişim ve sosyal teorileri, dijital pazarlama ile birleştirmeye çalıştık ve bunu da bir strateji dâhilinde yapmanın ne kadar önemli olduğunu gördük.</p>
<p>Neyse ki, stratejimiz gayet yerindeydi. Stratejimizin yerinde olduğunu, izlenme ve okunma oranlarımıza baktığımızda, sektöre ve konumuzla ilgili diğer bloglara nasıl bir ivme kazandırdığımızı incelediğimizde, aldığımız yorumları okuduğumuzda ve diğer mecralarda ne kadar fazla paylaşıldığımızı gördüğümüzde daha iyi anladık.</p>
<p>Uzun vadeli bir planımız vardı, uzun vadeli planların ne kadar önemli olduğunu da blogumuzda anlatmaya çalıştık. Ancak o uzun vadeli planımızın fazlasıyla gerisinde kaldığımızı da söylemeliyim. Çünkü böylesi bir kitleyi henüz beklemiyorduk.</p>
<p>Şimdi Meşgul Sinyali’nde bir değişim göreceksiniz. Hem okuyucu isteklerimize, hem de sektörün talebine baktığımızda, bu erken değişimin sebeplerini anlayabilirsiniz.</p>
<p>Meşgul Sinyali, bir kolektif blog yapısına dönüşüyor. Yazarlık yapmak isteyen herkese, şu anda yazıyor olduğumuz bir “publishing policy” ile kapılarımızı açıyoruz. Türk sosyal medyasının tanınmış simalarını, sektörün profesyonellerini, akademik çalışma yapanları, muhabirleri, bilim adamlarını, antropologları ve sosyologları, Meşgul Sinyali’nde dijital pazarlama, pazarlama iletişimi, sosyal medya, trendler, antropolojik süreçler ve dijitalin geleceği gibi konularda yazılar yazarken görebileceksiniz. Tabi güncelleme sıklığımızın da değişeceğini söylemeliyiz.</p>
<p>Meşgul Sinyali’ni en başından beri destekleyen ve bundan sonra da moderasyon, kaliteli içerik ve itibar anlamında Meşgul Sinyali’nin arkasında duracak olan takımı da açıklamalıyım: bendeniz <a href="http://www.twitter.com/fatihguner" rel="nofollow" title="http://www.twitter.com/fatihguner"  target="_blank">Fatih Güner</a>, <a href="http://www.twitter.com/chaylock" title="http://www.twitter.com/chaylock" rel="nofollow"  target="_blank">Tolga Arıcan</a> ve <a href="http://www.twitter.com/yicit" title="http://www.twitter.com/yicit" rel="nofollow"  target="_blank">Yiğit Kalafatoğlu</a>. Ancak kolektif blog yapımızla, aramızda birçok yazarı göreceğimizi de söyleyip ufak da olsa “spoiler” vermeyi daha uygun buluyorum: Friendfeed mecrasının en tanınmış simalarından “<a href="http://friendfeed.com/5posta" title="http://friendfeed.com/5posta" rel="nofollow"  target="_blank">5 Posta</a>”, Madde Bağımlısı isimli blogun fikir annesi “<a href="http://www.maddebagimlisi.com" rel="nofollow" title="http://www.maddebagimlisi.com"  target="_blank">Deniz Tan</a>” gibi. Katkıda bulunacak herkesi de bekliyoruz ve bekleyeceğiz.</p>
<p>Sanırım biraz da istatistiklerden bahsetmeli.</p>
<p>Meşgul Sinyali’nde bugüne kadar sadece 33 yazı yayınlandı (bir de hoş geldiniz yazımız var). Bu yazılar blogumuzda toplam 126 yorum aldılar. Sosyal medya kanallarında (Facebook, Twitter, Friendfeed gibi) toplamda yaklaşık olarak 900 kere paylaşıldılar ve aynı şekilde Friendfeed’de yorumlar aldılar. Bugüne kadar sitemiz unique ziyaretçi sayısı anlamında 10.968 ziyaretçi aldı ve bu ziyaretçiler toplamda 40.000’den fazla yazılarımızı okudu. Sitemizden sıçrayanların oranı %37, bu da demek oluyor ki, bize ulaşan okuyucularımızın sadece %37’sine ulaşamamışız. Bugün itibariyle Alexa verilerine göre Türkiye’nin en çok okunan 3795. internet sitesiyiz.</p>
<p>Aynı şekilde Meşgul Sinyali sektöre de ivme verdi. Biz de bir oyuncu olduktan sonra pazarlama bloglarının güncelleme sıklığında artışlar oldu. Yeni açılan sosyal medya ve pazarlama bloglarının sayısı da yadsınamaz.</p>
<p>Yani Meşgul Sinyali bir yandan da sektöre “influence” sağlayan bloglardan biri oldu.</p>
<p>Bugünden sonra Meşgul Sinyali’nin devam edeceği yol, sektörde etkileyici oyuncu olmayı sürdürmek, kaliteli içerik üretmeye devam etmek ve bunu yaparken de objektif olmaya devam etmek olacaktır. Meşgul Sinyali, Türk internet sektöründeki her kurum ya da kişinin elele vermesi gerektiğini düşünür. Ancak bu sayede markaları dijital pazarlamadan korkmamalarını sağlayabiliriz ve ancak bu sayede bir “takdir” mekanizmasını ülkemize kazandırabiliriz. Çünkü Türkiye’deki sektörün bugün görünen hali o ki: yapılan işler “takdir” edilmeden önce sert eleştirilere maruz kalıyor.</p>
<p>Ayrıca bu yeni yapılanmanın en güzel yanlarından biri de, hep eleştiri aldığımız ancak birçok okuyucumuz tarafından da beğenilen &#8220;içeriğe odaklı&#8221; tasarımımızı da yenileyecek olmamız. İçeriğe odaklılığı sürdüreceğiz, ancak yeni ve daha okunabilir, aynı zamanda okuyucu deneyimi yaşatabileceğimiz bir tasarıma hazır olun.</p>
<p>İşte Meşgul Sinyali’nin geçtiğimiz 60 günde yaptıkları ve gelecek dönemde yapacaklarını özetledim sizler için. Bizleri izlemeye devam edin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/aradan-gecen-60-gun-ve-mesgul-sinyalinin-gelecegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

