<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meşgul Sinyali &#187; Dijital PR</title>
	<atom:link href="http://www.mesgulsinyali.com/category/dijital-pr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mesgulsinyali.com</link>
	<description>sosyal medya, dijital pazarlama, online itibar yönetimi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 07:32:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Müşteri İlgisi ve Markada Ticari Kaygı: Sadece Görüntü Değişti, Pratik Aynı</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/markada-ticari-kaygi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=markada-ticari-kaygi</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/markada-ticari-kaygi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 07:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevcan Çelik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Fan Page]]></category>
		<category><![CDATA[Fan Sayfası]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Stratejileri]]></category>
		<category><![CDATA[Social Commerce]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaretin Medya ile İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ticari Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[WOM]]></category>
		<category><![CDATA[Word of Mouth]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=953</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal entegrasyon ve online medya bu konuda çift taraflı fayda sağlamaya başladı. Eskiden markalar sadece sosyal mecraları kendilerini tanıtmak için kullanırken, artık sosyal mecra siteleri de e-ticareti kullanabilmeyi öğrendi. Bir marka kendini tanıtmak için hayran sayfası (fanpage) açıp, onun takibi ile ilgilenirken; diğer bir sayfada aynı markaya ait olan ve müşteri bazında alımgücünü yükseltebilecek bir kampanya içeren ürün de satılabiliyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fmarkada-ticari-kaygi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fmarkada-ticari-kaygi%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Fan+Page,Fan+Sayfas%C4%B1,Marka+Stratejileri,Social+Commerce,Sosyal+Medya+Kampanyalar%C4%B1,Sosyal+Ticaret,Ticaretin+Medya+ile+%C4%B0li%C5%9Fkisi,Ticari+Kayg%C4%B1,WOM,Word+of+Mouth&amp;b=2" height="61" width="50" title="Müşteri İlgisi ve Markada Ticari Kaygı: Sadece Görüntü Değişti, Pratik Aynı" alt=" Müşteri İlgisi ve Markada Ticari Kaygı: Sadece Görüntü Değişti, Pratik Aynı" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Yolda yürürken aklınıza gelenlerle değil, gözünüze güzel görünen şeylerle meşgul olursunuz. Sınırları zorlamak da, binaların reklam kabul eden kısımlarının betonarme oluşu değil, reklamın oraya nasıl yakıştığıdır. O reklamı en çok kaç kişinin göreceğini, binanın konumu ve trafik akışı belirler. Bir de görüntü kalitesi. Ayrıca mantık kurallarına aykırı olmamak da gerekir. Gidip de Maslak&#8217;da pirinç reklamı veremeyeceğiniz gibi, Moskova&#8217;da da taco dolu ilanlar (billboard) görmezsiniz.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-954" title="Pirinç ve Taco" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/01-fuzzys.jpg" alt="01 fuzzys Müşteri İlgisi ve Markada Ticari Kaygı: Sadece Görüntü Değişti, Pratik Aynı" width="490" height="135" /></p>
<p>İki çeşit kendini tanımlama vardır. Birinde büyük görsel-kısa metin, diğerinde kısıtlı görsel ve sayfalarca metin yer alır. Sonuçta iki anlamda da “<strong>kendinizi yeterli görmek</strong>”ten çok, “ <strong>başkalarına göre sizin yeterli olduğunuzu kabul edilmesi</strong>” gereklidir. Çünkü, ortada bir ticari kaygı varsa, kaygılanan marka veya kişi/firma, görsel şovu da bilecek, metnin boyutunu da yeri ve zamanına göre düzenleyebilecek yetide olmalıdır.</p>
<p>Zamanında bina ve satın alınacak ürüne ait yere kaç km/m kaldığını gösteren tabelaler revaçtaydı.</p>
<p>Bunlar sayesinde algıyı yönetebildiğimiz ortaya çıktı. Marka da, kendini satmak için, büyük görseller ile bir varış noktası yaratmıştı.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-955" title="Tesco" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/02-tesco.jpg" alt="02 tesco Müşteri İlgisi ve Markada Ticari Kaygı: Sadece Görüntü Değişti, Pratik Aynı" width="490" height="177" /></p>
<p>Peki, müşteriye bu şekilde ulaşan markalar internette ne kadar genişlemeye başladı? Ticaret dediğimiz şey, sosyalliğiyle kendini ne kadar kabul ettirdi?</p>
<h3>Ticaretin Medyaya Ulaştığı Dijital Nokta: Sosyal Ticaret (Social Commerce)</h3>
<p>Sosyal entegrasyon ve online medya bu konuda çift taraflı fayda sağlamaya başladı. Eskiden markalar sadece sosyal mecraları kendilerini tanıtmak için kullanırken, artık sosyal mecra siteleri de e-ticareti kullanabilmeyi öğrendi. Bir marka kendini tanıtmak için hayran sayfası (fanpage) açıp, onun takibi ile ilgilenirken; diğer bir sayfada aynı markaya ait olan ve müşteri bazında alımgücünü yükseltebilecek bir kampanya içeren ürün de satılabiliyor. En güzel örnek Starbucks diyebilirim.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-956" title="Starbucks" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/08/03-starbucks.jpg" alt="03 starbucks Müşteri İlgisi ve Markada Ticari Kaygı: Sadece Görüntü Değişti, Pratik Aynı" width="490" height="200" /></p>
<p>Satın aldığınız kartınızı facebook üzerinden oluşturulmuş bir uygulama ile kontrol edebiliyor, ne kadar ödül kazandığıızı görebiliyor, arkadaşlarınızın kartına yüklemeler yapabiliyorsunuz. Bu da WOM&#8217;un ticari halini size yaşatıyor.</p>
<p>Marka, değerinin farkında ve maddi ve manevi olarak kalitesinden ödün vermeyecek yeterlilikte ise, bu gibi uygulamaları yapacak firma/ajanslarla çalışarak kendini başarılı bir şekilde tanıtmaya devam ediyor. Ne mutlu ki, sosyal ticaretin sadece el sallamak ya da herkesin kendi başına yapabileceği bir olgu olmadığının birçok marka farkında ve bu işin kalitesi şu sıralar üst seviyelerde. Başarısız olanlar ise göz önünden hemen yok olabiliyorlar.</p>
<p>Çağımızın bu uygulamalara olan uyumu, umarım bu devinimde devam eder. Aksi halde, online alışverişimi tamamlayıp, ödeme yapmak üzereyken 3d güvenlik uygulamasının çalışmadığı bir son ekran görmektense, aracımla tabela takip etmeyi tercih ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/markada-ticari-kaygi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mobil Uygulamalar için Kilit Kelime: Antropoloji</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/mobil-uygulamalar-icin-kilit-kelime-antropoloji/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=mobil-uygulamalar-icin-kilit-kelime-antropoloji</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/mobil-uygulamalar-icin-kilit-kelime-antropoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 05:40:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[3G]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Telefon]]></category>
		<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[App Store]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Blackberry]]></category>
		<category><![CDATA[Conor Pierce]]></category>
		<category><![CDATA[iPhone]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Stratejiler]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[N97]]></category>
		<category><![CDATA[Nokia]]></category>
		<category><![CDATA[Nokia Geliştiriciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ovi]]></category>
		<category><![CDATA[Ovi Mağaza]]></category>
		<category><![CDATA[Ovi Store]]></category>
		<category><![CDATA[RIM]]></category>
		<category><![CDATA[Zil Sesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=729</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Nokia, Nokia Geliştiriciler Günü ismiyle bir konferans düzenledi. Bu konferansın amacı, Türkiye’deki uygulama geliştiricilere Ovi Mağaza vasıtasıyla uluslar arası pazarlara açılma fırsatı vermesiydi. Nokia Türkiye Genel Müdürü Conor Pierce’ın yaptığı vizyon sunumunda dikkatimi birkaç bir şey çekti. Onlardan da bahsedeceğim ama en önemlisi, “antropoloji” kelimesi oldu. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fmobil-uygulamalar-icin-kilit-kelime-antropoloji%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fmobil-uygulamalar-icin-kilit-kelime-antropoloji%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=3G,Ak%C4%B1ll%C4%B1+Telefon,Antropoloji,App+Store,Apple,Blackberry,Conor+Pierce,iPhone,Mobil+Stratejiler,Mobil+Uygulamalar,N97,Nokia,Nokia+Geli%C5%9Ftiriciler+G%C3%BCn%C3%BC,Ovi,Ovi+Ma%C4%9Faza,Ovi+Store,RIM,Zil+Sesi&amp;b=2" height="61" width="50" title="Mobil Uygulamalar için Kilit Kelime: Antropoloji" alt=" Mobil Uygulamalar için Kilit Kelime: Antropoloji" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Geçtiğimiz günlerde Nokia, Nokia Geliştiriciler Günü ismiyle bir konferans düzenledi. Bu konferansın amacı, Türkiye’deki uygulama geliştiricilere Ovi Mağaza vasıtasıyla uluslar arası pazarlara açılma fırsatı vermesiydi.</p>
<p>Konferansa ben de katıldım. En azından Nokia’nın mobil strateji vizyonunu dinleme fırsatı buldum, zaten uygulama geliştirmekten pek anlamam.</p>
<p>Nokia Türkiye Genel Müdürü Conor Pierce’ın yaptığı vizyon sunumunda dikkatimi birkaç bir şey çekti. Onlardan da bahsedeceğim ama en önemlisi, “<strong>antropoloji</strong>” kelimesi oldu. Her ne kadar bunun üzerinde sunumda pek durulmasa da, kelimenin oraya gelişigüzel konulmadığı aşikardı.</p>
<p>Nokia’nın Türkiye’ye şimdiye kadar cihaz anlamında ne kadar fazla yatırım yaptığını hepimiz görebiliyoruz sanırım. Her segmente yönelik cihazlarıyla, kimi zaman ülkemize özel kampanyalarla ülke içi penetrasyonu en büyük olan cep telefonu markası. Bunun bir kanıtı olarak, küçük bir örnek olsa da, N97’yi gösterebiliriz. Tüm dünyada işlemcisinin ve arayüzünün yavaş olmasından dolayı yerden yere vurulan N97, Türkiye’de neredeyse hiç yara almadı bile, üstelik yüksek fiyatına rağmen. Umarım <a href="http://www.meego.com" rel="nofollow" title="MeeGo"  target="_blank">MeeGo</a> ile bu durumu değiştirirler (<em>Nokia, Intel ile birlikte MeeGo isimli bir teknoloji geliştiriyor</em>).</p>
<p>Cihaz konusundan ayrı uygulama konusuna geldiğimizde, yine benzer bir sonuç var: Türkiye; Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Rusya, Suudi Arabistan, İngiltere ve Vietnam ile birlikte <a href="http://store.ovi.com" title="Ovi Store"  rel="nofollow" target="_blank">Ovi Mağaza</a>’dan en çok uygulama indiren 10 ülke arasında yer alıyor.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-732" title="Nokia Ovi Store" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/07/nokia-ovi-store.jpg" alt="nokia ovi store Mobil Uygulamalar için Kilit Kelime: Antropoloji" width="500" height="364" /></p>
<p>Her ülkenin insanının ayrı bir psikolojisinin ve her ülkenin de ayrı bir kültürünün olduğunu düşünürsek, yukarıdaki tablo da pek şaşırtıcı değil (<em>Almanya dışında, ki bahse girerim Almanya’nın bu listeye girmesindeki sebep de kesin Türklerdir</em>).</p>
<p>Sokağa inip baktığımızda herkesin elinde bir Nokia telefon görebiliriz (<em>her köşe başında bedava dağıtılıyormuş gibi duran iPhone’un kitlesi o sokağın kitlesi değil</em>), ya da pek Metrobüs hayranı olmasam da, metrobüse bindiğinizde en azından bir iki kişinin Nokia telefonu ile oyun oynadığını görebilirsiniz. Internet kafelerde “<strong>telefonlara oyun, müzik, zil sesi yüklenir</strong>” diye verilen hizmet bile vergilendirilmeye kalkılsa ülke ekonomisine katkı sağlayacağından eminim. Bu hizmetin çoğunluk müşterisi de Nokia kullanıcısı.</p>
<p>Bu söylediklerimin hepsinin altında aynı kelime var: antropoloji.</p>
<p>Birkaç istatistik verelim;</p>
<ul>
<li>Türkiye’de ilk defa internetin başında geçirilen vakit, televizyon izleme oranını geçti (<em>2010</em>)</li>
<li>Toplam 5 milyon işsiz var (<em>Temmuz 2010</em>)</li>
<li>Türkiye’de toplam 136 milyon cep telefonu var (<em>Haziran 2010</em>)</li>
<li>Türkiye’de Facebook kullanıcısı sayısı yaklaşık 22 milyona ulaştı (<em>Mayıs 2010</em>)</li>
</ul>
<p>Yazılarımda, arkadaş muhabbetlerimde hep söylüyorum, Facebook pazarlama amaçlı kullanıldığında çoğu zaman tatmin edici sonuçlar veremez diye. Sebebi ise, Türkiye’deki Facebook kitlesinin siteyi kullanma amacından ileri geliyor. Diğer sosyal ağlarla birlikte Facebook’un mobil penetrasyonu da (<em>mobil ulaşım oranı</em>) gün geçtikçe artıyor. Bu, demek oluyor ki sosyal ağları mobil kullanma oranımız her geçen gün daha da artıyor.</p>
<p>Nokia’nın artık birçok nispeten ucuz modelinde bile internet bağlantısı veya 3G var (<em>diğer birçok markanın da var</em>). Zaten 74 milyon nüfusu olan bir ülkede (<em>yaklaşık</em>) toplam 136 milyon cep telefonu var. İstatistikleri ya da örnekleri ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım, sonuç aynı yere çıkacak. Türkiye, cep telefonu ve mobil uygulamalar için bir cennet.</p>
<p>Kültürel anlamda cep telefonuna bu kadar bağımlıyken, Türkiye, sadece kullanıcı için değil, marka için de cennet.</p>
<p>Akıllı telefon pazarımız her geçen gün büyüyor, hayatımızın her yerine internet entegre oluyor. Avrupa’nın en genç nüfusu Türkiye’de ve aktif internet kullanıcılarının nüfusa oranı birçok Avrupa ülkesine göre yüksek.</p>
<p>Nokia’nın dünya çapında uygulamaya geçirdiği Ovi Store, belki Apple’ın <a href="http://www.apple.com/iphone/apps-for-iphone/" rel="nofollow" title="Apple App Store"  target="_blank">App Store</a>’u kadar standartlara bağlı olmayacak, dağınık olacak (<em>büyük ihtimalle</em>), ancak görünen o ki pazardan büyük bir pay alacak. Türkiye’de yaklaşık 50 milyon Nokia cihaza karşı 400.000 iPhone olduğu düşünülüyor. Ancak Nokia için uygulama geliştiren henüz yokken (<em>Nokia SDK yayınlamadı henüz, önümüzdeki aylarda gelecek</em>), iPhone uygulama geliştiricilerinin sayısı her geçen gün artıyor.</p>
<p>Bu yüzden de sanırım önümüzdeki günlerde Nokia cephesinden başka haberler de gelecek gibi. En azından benim konferansta dinlediklerim, her ne kadar Nokia’yı bir türlü sevememiş olsam da (<em>eğri oturup doğru konuşalım, ben 3 senedir BlackBerry kullanıyorum)</em> kulağıma güzel geldiler. Türkiye’deki uygulama geliştiriciler düşünsün gerisini.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/mobil-uygulamalar-icin-kilit-kelime-antropoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etkin Ağ Doğru İnsanı Yakalar</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pr/etkin-ag-dogru-insani-yakalar/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=etkin-ag-dogru-insani-yakalar</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pr/etkin-ag-dogru-insani-yakalar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 07:33:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Birge Elif Basık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Networking]]></category>
		<category><![CDATA[Business Networks]]></category>
		<category><![CDATA[İş Ağları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalama]]></category>
		<category><![CDATA[LinkedIn]]></category>
		<category><![CDATA[Online İtibar Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Profil]]></category>
		<category><![CDATA[Profile]]></category>
		<category><![CDATA[Referans]]></category>
		<category><![CDATA[Self Branding]]></category>
		<category><![CDATA[Spam]]></category>
		<category><![CDATA[XING Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[İlk 2 yazımda LinkedIn ve Xing gibi profesyonel network ağlarının önemine değinmiştim. Bu yazımda bu ağların nasıl etkin kullanılabileceğinden ve ağları kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalardan bahsedeceğim. Bütün profesyonel ağların çalışma mantıkları ve iç yapıları aşağı yukarı aynı olmakla birlikte, asıl değerleri sizin o ağları nasıl kullandığınızın altında yatıyor.

Öncelikle, şunu belirtmek istiyorum, sadece bir üye profili oluşturup onu öylece kendi haline bırakmakla hiç bir şekilde networking sitelerinden verim alamazsınız. Mutlaka ve mutlaka, belirli bir emek sarfetmeniz ve elinizin bir şekilde profilinizin üzerinde olması lazım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pr%2Fetkin-ag-dogru-insani-yakalar%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pr%2Fetkin-ag-dogru-insani-yakalar%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Business+Networks,%C4%B0%C5%9F+A%C4%9Flar%C4%B1,Ki%C5%9Fisel+Markalama,LinkedIn,Online+%C4%B0tibar+Y%C3%B6netimi,Profil,Profile,Referans,Self+Branding,Spam,XING+T%C3%BCrkiye&amp;b=2" height="61" width="50" title="Etkin Ağ Doğru İnsanı Yakalar" alt=" Etkin Ağ Doğru İnsanı Yakalar" /><br />
			</a>
		</div>
<p>İlk 2 yazımda <a href="http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pr/bana-linkedin-profilini-goster-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/" title="Bana LinkedIn Profilini Göster, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!"  target="_self">LinkedIn</a> ve <a href="http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/linkedin-vs-xing/" title="LinkedIn vs. XING"  target="_self">Xing</a> gibi profesyonel network ağlarının önemine değinmiştim. Bu yazımda bu ağların nasıl etkin kullanılabileceğinden ve ağları kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalardan bahsedeceğim.</p>
<p>Bütün profesyonel ağların çalışma mantıkları ve iç yapıları aşağı yukarı aynı olmakla birlikte, asıl değerleri sizin o ağları nasıl kullandığınızın altında yatıyor.</p>
<p>Öncelikle, şunu belirtmek istiyorum, sadece bir üye profili oluşturup onu öylece kendi haline bırakmakla hiç bir şekilde networking sitelerinden verim alamazsınız. Mutlaka ve mutlaka, belirli bir emek sarfetmeniz ve elinizin bir şekilde profilinizin üzerinde olması lazım. Tabii ki bu profili oluştururken de mutlaka yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler var.</p>
<p><a href="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/ag.jpg" ><img class="alignnone size-full wp-image-430" title="Network" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/ag.jpg" alt="ag Etkin Ağ Doğru İnsanı Yakalar" width="500" height="328" /></a></p>
<h3>Mutlaka;</h3>
<ul>
<li>Profilinizin içerisinde iş alanınız, ilgi alanınız ve sizinle doğrudan ilgili anahtar kelimeler olmasına dikkat edin.</li>
<li>Profil resmi koymayı ihmal etmeyin. Fakat bu resim &#8220;<strong>itibarınızı</strong>&#8221; zedeyelecek şekilde gayrı resmi olmasın.</li>
<li>İletişim bilgilerinizi doğru olarak bildirin ve en ufak değişiklikte güncelleyin. Size ulaşılabilecek bir eposta adresi veya telefon numarasını profilinize mutlaka iliştirin.</li>
<li>Ağınızdaki kişilerin gizlilik ayarlarına dikkat edin. Yeni bir kişiyi listenize eklerken size ait hangi bilgileri görebileceğini bilin ve buna göre onları ekleyin.</li>
<li>Sadece öz geçmişinizde değil, profilinizi oluştururken de dürüst olmalısınız. İşverenler ve insan kaynakları departmanları da artık sadece CV&#8217;nize değil, online profillerinizi de kontrol ediyor. Çelişen ifadeler veya doğru olmayan beyanlar ileride başınıza iş açabilir.</li>
<li>Kendinizi ifade ederken saygılı, ölçülü ve düzgün bir dil kullanmalısınız.</li>
</ul>
<h3>Asla ve asla;</h3>
<ul>
<li>Networkünüzü spam yapmak için,</li>
<li>Dedikodu yapmak ve yaymak için,</li>
<li>Başkalarını kötülemek için,</li>
<li>Kendinizi abartmak için kullanmayın!</li>
</ul>
<p>Amacınız sizinle aynı profesyonel ilgi alanlarına sahip kişilerle temasta olmak ve onlarla paylaşım içerisinde bulunmak olsun. Ağınıza alacağınız insanları çeşitli kriterlere göre seçin. Size faydası olmayacak, sadece vaktinizi alacak insanları ağınızdan uzak tutun. &#8220;<strong>Arkadaşımın arkadaşı, benim de arkadaşımdır.</strong>&#8221; mantığıyla çalışan profesyonel ağınıza alacağınız bir insanın size fazladan kaç insan getireceğini hesap edip öyle davranın. Kalabalık ve işe yaramayan bir listeden ziyade, az ve öz bir liste yapmaya gayret edin. Unutmayın ki çevreniz bir anlamda sizi de temsil eder. &#8220;<strong>Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.</strong>&#8221; Bana göre rakip firmalardan insanlarla &#8220;<strong>arkadaş</strong>&#8221; olmakta sıkıntı yok, fakat yine de şirket sırlarını ulu orta paylaşmamakta fayda var. Piyasanın nabzını tutmak için de karşı firmadan bir kaç kişiyle temasta olmak hiç fena fikir sayılmaz.</p>
<p>Profilinizi düzgün ve doğru bir şekilde oluşturup sizinle paylaşımda bulunacak kişileri belirledikten sonra onlarla iş ilişkilerinizi geliştirmek size kalmış. Fakat bunu nasıl yapacağınızı bilemiyorsanız, size bir kaç küçük önerim olabilir;</p>
<ul>
<li>İşinizle/sektörünüzle ilgili gruplara üye olun. Bu gruplarda paylaşım yaparak aktif görev almaya çalışın. Eğer bir grup daha kurulmadıysa siz kurun ve konu ile ilgili insanları grubun içerisine davet edin. Grubu canlı tutmak için zaman zaman içerik paylaşımı yapabilir veya çeşitli sorular sorarak insanları aktif olmaya teşvik edebilirsiniz.</li>
<li>Yakından tanıdığınız ve beraber çalışmış olduğunuz kişilerden &#8220;<strong>tavsiyeler</strong>&#8221; alın. Hem profesyonel anlamda size &#8220;<strong>referans</strong>&#8221; olsunlar hem de sizi tanıdıklarıyla tanıştırsınlar. Siz de aynı şekilde insanlara yardımcı olmaktan kaçınmayın.</li>
<li>E-postalarınızın altında imza olarak etkin olarak kullandığınız profillerinizin adreslerini de ekleyin. Böylece iş ilişkisi içerisinde bulunduğunuz insanlarla daha çabuk temasa geçebilirsiniz.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pr/etkin-ag-dogru-insani-yakalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Grup Satın Alma” Türkiye’de Neden “Fail” Olur?</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/grup-satin-alma-turkiyede-neden-fail-olur/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=grup-satin-alma-turkiyede-neden-fail-olur</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/grup-satin-alma-turkiyede-neden-fail-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 07:05:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-Marketing]]></category>
		<category><![CDATA[Fail]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Alışveriş Mantığı]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Satın Alma]]></category>
		<category><![CDATA[Grupanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kipru]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Statüler]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılkayalar]]></category>
		<category><![CDATA[Markapon]]></category>
		<category><![CDATA[Mars]]></category>
		<category><![CDATA[Masaj Hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[Otto Sofyalı]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Fırsatı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyo-Ekonomik Segment]]></category>
		<category><![CDATA[Trendy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=396</guid>
		<description><![CDATA[Bence Türkiye ortamı için “grup satın alma” sistemleri “fail”dir. Son 1 aydır bunu söyleyip duruyorum, üstelik sistem henüz tam anlamıyla duyulmamış ve pek de bilinmiyor olsa da. Neden böyle düşündüğümü açıklayayım.

Tüketim dünyasında, sahip olmak istediğiniz nesneyi satın alabilme olanağından yoksun bırakılabilirsiniz. Ancak her zaman, bir çeşit ya da muadil vardır. Zaten sanayi toplumlarında fikriniz sorulmadan size tanınmış bir hak varsa eğer, o da kolektif bir lütuf ve biçimsel bir özgürlük göstergesi şeklinde sunulan seçme hakkıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fgrup-satin-alma-turkiyede-neden-fail-olur%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fgrup-satin-alma-turkiyede-neden-fail-olur%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Anti-Marketing,Fail,Grup+Al%C4%B1%C5%9Fveri%C5%9F+Mant%C4%B1%C4%9F%C4%B1,Grup+Sat%C4%B1n+Alma,Grupanya,Kipru,Ki%C5%9Fisel+Stat%C3%BCler,K%C4%B1z%C4%B1lkayalar,Markapon,Mars,Masaj+Hizmeti,Otto+Sofyal%C4%B1,%C5%9Eehir+F%C4%B1rsat%C4%B1,Sosyal+Medya+Kampanyalar%C4%B1,Sosyo-Ekonomik+Segment,Trendy&amp;b=2" height="61" width="50" title="“Grup Satın Alma” Türkiye’de Neden “Fail” Olur?" alt=" “Grup Satın Alma” Türkiye’de Neden “Fail” Olur?" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Uzun süredir aranızda yoktum, ufacık da olsa sebebini açıklayıp, ne zamandır yazmak istediğim bu “<strong>trendy</strong>” mesele hakkındaki fikirlerim ile baş başa bırakacağım sizleri.</p>
<p>Ben çalışmaya başladım. Hem de “<strong>marka</strong>” tarafında. Ünlü global marka “<a href="http://www.mars.com" rel="nofollow" title="Mars"  target="_blank">Mars</a>”ın Avrupa kanadında Dijital Stratejist olarak görev yapıyorum artık ve <a href="http://www.w3-digital.com" rel="nofollow" title="W// Digital"  target="_blank">W// Digital</a> isimli dijital ajansta da Yaratıcı Yönetmenlik koltuğunu devraldım. Zaten bu konuyu yakın zamanda yazacağım burada. O yüzden de son zamanlarda Meşgul Sinyali’ne göstermek istediğim ilgiyi gösteremedim. Ancak ofisteki koordinasyonumu sağladığımı düşünüyorum geçtiğimiz iki hafta içinde, şimdi de Meşgul Sinyali’ne geri döndüm. Uzatmayalım lafı, yazımıza geçelim.</p>
<h3>Grup Alışveriş Neden Fail? (Bence)</h3>
<p>Bence Türkiye ortamı için “<strong>grup satın alma</strong>” sistemleri “<strong>fail</strong>”dir. Son 1 aydır bunu söyleyip duruyorum, üstelik sistem henüz tam anlamıyla duyulmamış ve pek de bilinmiyor olsa da. Neden böyle düşündüğümü açıklayayım.</p>
<p>Tüketim dünyasında, sahip olmak istediğiniz nesneyi satın alabilme olanağından yoksun bırakılabilirsiniz. Ancak her zaman, bir çeşit ya da muadil vardır. Zaten sanayi toplumlarında fikriniz sorulmadan size tanınmış bir hak varsa eğer, o da kolektif bir lütuf ve biçimsel bir özgürlük göstergesi şeklinde sunulan seçme hakkıdır.</p>
<p>Tüketici de buna istinaden kendisine çok sayıda seçenek sunulması durumunda yalnızca alması gerekeni almakla yetinmemekte ve satın alma eyleminin ötesine geçen <strong><em>kişisel</em></strong> (<em>kilit kelime</em>) bir tavır sergilemektedir ve günümüzde neredeyse hiçbir nesne artık yalnızca kullanım amacıyla satışa sunulmamaktadır (statü meselesi girer devreye). Seçme özgürlüğü, bizi ister istemez kültürel bir sistemin içinde yer almaya itmektedir.</p>
<p>Oysa yukarıdakilerin hepsi de ancak bir aldatmacadan ibarettir; başka bir deyişle seçim yapmayı bir özgürlük biçimi olarak algılamamızın nedeni dayatılmış bir süreç olarak hissetmememiz ve genelde toplumun kendini bu süreç aracılığıyla dayatmasıdır. Şu araba yerine bu arabayı seçmekle işin içine bir miktar kişisellik katmış olabilirsiniz, ancak asıl önemli olan nokta bizi ekonomik bir düzene boyun eğmeye mecbur eden seçme eylemidir.</p>
<p>Buraya kadar söylediklerimi “<strong>grup alışveriş</strong>” mantığıyla nasıl birleştireceğimi merak ediyorsunuz belki de, ancak tam burada bir tarz değişikliğine gidip, akademik dilden halk diline geçmekte fayda görüyorum. Vereceğim örnekleri amiyane bulabilirsiniz, beni de sınıf ayrımcısı olarak suçlayabilirsiniz, ancak söylediklerimi iyi düşünmenizi isterim.</p>
<p>Geçtiğimiz gecelerden birinde Otto Sofyalı’daydım. Her zamanki gibi kafa dağıtmaya yönelik bir eylem, sevdiğim insanlar etrafımda ve gecenin tadını çıkarıyordum. Bir ara iç mekânlarda yasaklı olan eylemi (<em>sigara içmek</em>) ifa etmek için dışarı çıktım. Tam o sırada da bir çift (<em>sevgili</em>) Otto’ya girmek istediler, ancak kapıdaki görevli onlara rezervasyonlarının olup olmadığını sordu, onlar da “<strong>hayır</strong>” cevabını verince, uygun bir dille geri çevrildiler. Oysa, bizim de rezervasyonumuz yoktu ve elimizi kolumuzu sallayarak içeri girmiştik. Ayrıca içerisi de öyle dolu değildi, nitekim gece saat 1 olmasına rağmen en fazla 20 kişi vardı sadece.</p>
<h3>Peki, neden görevli, o insanları içeri almadı?</h3>
<p>Çünkü görevli, tam o an bir analiz yaptı ve inisiyatif kullandı: yaptığı analiz, o kişilerin Otto’ya uymayacağı yönündeydi (<em>ekonomik, sosyo-ekonomik, hatta sosyo-politik</em>), kullandığı inisiyatif ise onları içeri almamak oldu.</p>
<p>Bu örnekten hareketle, gelelim “<strong>grup alışveriş</strong>” konusuna. Düşünün ki, Otto Sofyalı bir grup alışveriş sitesinde “<strong>kampanya</strong>” yaptı. Dedi ki: “<strong>25 liralık, içinde de bilmemneler olan o meşhur pizzamız, toplamda 50 kişi için 25 TL yerine 12 TL, bilmemkaç tarihinde</strong>”. Ve yine düşünün ki, geçen gece içeri alınmayan o çift de, internetten bu kampanyayı satın aldı ve Otto’ya gitti.</p>
<p>Burada, birçok handikap ile karşılaşacağımızdan ve benim de konuyu nereye getirmek istediğimi anladığınızdan eminim. Sosyo-ekonomik anlamda, normal koşullarda o mekana alınmayan insanlar, kampanya sayesinde oraya gidebilecekler. Peki, bu durumun sonucunda o mekanın işletmesi ne yapacak? Diyecek ki: “<strong>İyi, hoş da benim kitlem, zaten buraya gelip o pizzaya 25 TL veriyor, üstelik kitlemi kendim de seçebiliyorum</strong>”. Bir daha da bu kampanyaya bulaşmayacak.</p>
<p>Peki, o mekâna “<strong>kampanya</strong>” dâhilinde gidecek olan kitle ne diyecek? “<strong>Ben buraya ait miyim acaba?</strong>”.</p>
<p>Sebebi ise, tüketiciye verilmiş olan o seçim hakkının “<strong>yanlış ya da eksik</strong>” kullandırılmış ya da yönlendirilmiş olması.</p>
<p>Tüketici için pizza yeme eylemi, ancak “<strong>statü</strong>”lerle belirlenebilir. Tabi ekleyelim, bu durum sadece “<strong>modern toplumlar</strong>” (!) için geçerli. Kaliteli mekân, sadece ürünü satın almanızı değil, aynı zamanda o ürünün reklamını “<strong>çevrenize</strong>” yapmanızı gerektirir (<em>Yani yemeğinize bir tutam da &#8220;<strong>statü</strong>&#8221; ekler</em>). Gereklilik, burada önemli kelimedir. Çünkü aslında o mekânın kaliteli olmasını sağlayan da “<strong>kitle</strong>”dir. Gelir düzeyi yüksek olan kitlelerin bir “<strong>mekân</strong>”a gitmesi ise o mekânın “<strong>statü</strong>”sünü yukarıya çeker. Bu tarz konular, genelde herkesin bildiği ancak kimsenin kolayca dillendiremediği sıkıntılardır.</p>
<p>Düşünün ki “<strong>masaj hizmeti</strong>” satın alıyorsunuz. 300 lira yerine 100 liraya. Normalde o masaj salonunun kapısından içeri dahi giremeyecek olan bir kitleyi seçemeden iş yapabileceğini düşünür müsünüz? Nitekim Türk toplumunda “<strong>masör</strong>”ü “<strong>konsomatris</strong>” ile karıştıran insanların çokluğunu da yadsımamalısınız.</p>
<p>İşte bu sebeplerden de, grup alışveriş sitelerinde bir kere kampanya yapan “<strong>statü</strong>” sahibi mekânlar, ikinciyi yapmayacaklardır.</p>
<p>Her ne kadar “<strong>anti-marketing</strong>” insanı olmasam da (<em>argümanlarla desteklemedikçe</em>) aşağıya bir örnek daha vermek istiyorum.</p>
<p>Kızılkayalar.</p>
<p>Taksim’in sembolü sayılır belki de. Ben sevmem, Çılgın Dürüm’ü daha çok severim, ancak sevene de saygım sonsuz.</p>
<p>Bu grup alışveriş sitelerinden Kipru’nun açıldığı gün, ilk yaptığı kampanya: “<strong>Kızılkayalar’da dürüm, 8 TL değil 6 TL</strong>”. Toplamda kaç kişi satın aldığında kampanya geçerli oluyordu hatırlamıyorum şu an, ancak bildiğim bir şey varsa, o da Kızılkayalar’ın her halükarda herhangi bir Cuma gecesi 100’lerce döner sattığıdır. Kampanyayı direk çöpe atan mesel de budur zaten. Bir de o kampanyaya katılıp satın alan insanların yaşadığı deneyim önemlidir. Aynı şekilde Kipru’nun bu tarz bir “<strong>ilk kampanya</strong>” ile açılması da sistemin ne kadar “<strong>yavan</strong>” olduğunun göstergesidir.</p>
<p>Ben Kipru’nun fikir babalarını tanımıyorum, eminim iyi, güzel insanlardır. Eminim çok güzel iş yapabilecek başka fikirleri de vardır. Kendileriyle sorunum yok, aynı şekilde diğer “<strong>grup alışveriş</strong>” sitelerinin işletmecileri ile de. Sistemle sorunum var ama. Çünkü Türkiye için “<strong>henüz</strong>” uyarlanamaz olduğunu düşünüyorum. Devşirilmiş, eksik, yapay.</p>
<p>Bildiklerim: <a href="http://www.grupanya.com" rel="nofollow" title="Grupanya"  target="_blank">Grupanya</a>, <a href="http://www.markapon.com" rel="nofollow" title="Markapon"  target="_blank">Markapon</a>, <a href="http://www.sehirfirsati.com" rel="nofollow" title="Şehir Fırsatı"  target="_blank">Şehir Fırsatı</a> ve <a href="http://www.kipru.com" rel="nofollow" title="Kipru"  target="_blank">Kipru</a> zaten. Ancak muadillerinin 10’a kadar çıkabileceğini biliyorum, duydum da bir iki.</p>
<p>Sosyo-ekonomik ve sosyo-politik anlamda toplumu incelemeden yapılmış/getirilmiş/uyarlanmış bir sistemden bahsediyorum. Bu yazıya gelebilecek olası eleştirileri de “<strong>Saldırmıyorum!</strong>” argümanımla savuşturmayı planlıyorum. Keşke sistem başarılı olsa, ancak “<strong>henüz</strong>” değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/grup-satin-alma-turkiyede-neden-fail-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hediye Haftası: 2 Kişiye Digital Age Aboneliği</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/hediye-haftasi-2-kisiye-digital-age-aboneligi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hediye-haftasi-2-kisiye-digital-age-aboneligi</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/hediye-haftasi-2-kisiye-digital-age-aboneligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 20:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Dergi Aboneliği]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Buy-ology]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Age]]></category>
		<category><![CDATA[Kapital Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Kolektif Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=380</guid>
		<description><![CDATA[Hediye haftası demiştik ya, işte bugün de haftanın ikinci hediyesini veriyoruz. Kapital Medya’daki sevdiklerimiz, okurlarımıza Digital Age aboneliği verme inceliğinde bulundular. 5 Mayıs 2010 - 23:59'a kadar bu yazıya yorum yapan okuyucularımızın arasından seçeceğimiz iki kişiye 6'şar aylık Digital Age aboneliği veriyoruz biz de. Buy-ology kitabından sonra, düşündüm ki, orada fazla açıklama yapmamışım. Bu sefer biraz da açıklama yapmak istedim. Bu yapıyor olduğumuz model, Amerika’daki ve Avrupa’daki pek çok kolektif blogun uyguladığı ve başarılı olduğu bir model. Bu modeldeki amaç da, okuyucuya kazandırmak ve hediye veren tarafın reklamını yapmak. Üstelik hiç de kötü bir şey değil pekala.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fhediye-haftasi-2-kisiye-digital-age-aboneligi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fhediye-haftasi-2-kisiye-digital-age-aboneligi%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Bedava+Dergi+Aboneli%C4%9Fi,Bedava+Kitap,Buy-ology,Digital+Age,Kapital+Medya,Kolektif+Blog&amp;b=2" height="61" width="50" title="Hediye Haftası: 2 Kişiye Digital Age Aboneliği" alt=" Hediye Haftası: 2 Kişiye Digital Age Aboneliği" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Hediye haftası demiştik ya, işte bugün de haftanın ikinci hediyesini veriyoruz.</p>
<p><a href="http://www.kapital.com.tr/" rel="nofollow" title="Kapital Medya"  target="_blank">Kapital Medya</a>’daki sevdiklerimiz, okurlarımıza <a href="http://www.digitalage.com.tr" rel="nofollow" title="Digital Age"  target="_blank">Digital Age</a> aboneliği verme inceliğinde bulundular. 5 Mayıs 2010 &#8211; 23:59&#8242;a kadar bu yazıya yorum yapan okuyucularımızın arasından seçeceğimiz iki kişiye 6&#8242;şar aylık Digital Age aboneliği veriyoruz biz de.</p>
<p>Buy-ology kitabından sonra, düşündüm ki, orada fazla açıklama yapmamışım. Bu sefer biraz da açıklama yapmak istedim.</p>
<p>Bu yapıyor olduğumuz model, Amerika’daki ve Avrupa’daki pek çok kolektif blogun uyguladığı ve başarılı olduğu bir model. Bu modeldeki amaç da, okuyucuya kazandırmak ve hediye veren tarafın reklamını yapmak. Üstelik hiç de kötü bir şey değil pekala.</p>
<p>Bu modeli eğer doğru düzgün oturtabilir ve devamlılığı sağlayabilirsek, bu sayede Meşgul Sinyali yazarlarından Yiğit’in de belirttiği gibi, blogla pazarlama konusunda Türkiye’de bir sıçrama yapma şansımız olabilir gibi geliyor bana. Ancak benim idealist bir yapım da var, okurlarımız da onu biliyor nitekim.</p>
<p>Ancak olası ters yorumları absorbe etmek adına söyleyeyim, şahsen Meşgul Sinyali’nde bu tarz promosyonlar yapmayı hiç de sakıncalı bulmuyorum. Hem okuyucularımıza kazandırıyoruz, hem ürünü verenin haklı olarak reklamını yapıyoruz (<em>ve uygun bir şekilde olduğuna inanıyoruz</em>) hem de web sitemizin trafiğini artırıyoruz. Yani “<strong>win-win-win</strong>”.</p>
<p>Yazının altına yorum yapanlara bu hediyeyi vermek ise şöyle açıklanabilir, yazıya yorum yapanların mail adreslerini admin panelimizden görebildiğimiz için, o mail adreslerinin gerçekliğine de itimat edebiliyoruz. Yazının altına yorum yapmaktaki amaç da pekala bu.</p>
<h3>Gelelim sadede: amacımız “<strong>yarar sağlamak</strong>”.</h3>
<h3>Başka hiçbir amacımız yok.</h3>
<p>Meşgul Sinyali’nde bir “<strong>taban</strong>” oluşturmaya çalışıyoruz ve mümkün olduğu kadar Türkiye’deki “<strong>dijital pazar</strong>”ımızı geliştirmeye çalışıyoruz. İyi projeler ve kampanyalar yapıldıkça, bunlardan hem markalar, hem ajanslar, hem blog sahipleri ve yazarları, hem de okuyucular kazanacaktır. Bu tarz “<strong>win-win</strong>” durumları ise her zaman gereklidir.</p>
<p>Lafı da daha fazla uzatmadan, tekrar söyleyelim.</p>
<h3>Kapital Medya, Meşgul Sinyali’nde okurlara hediye edilmek üzere 2 adet 6’şar aylık Digital Age dergisi aboneliği hediye etti bizlere. Kazananlardan biri olmak için bu yazının altına yorum yapmanız yeterli olacaktır.</h3>
<p>Saygılar.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-381" title="Digital Age Logo" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/logo.jpg" alt="logo Hediye Haftası: 2 Kişiye Digital Age Aboneliği" width="211" height="73" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-382" title="Digital Age Kapak" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/1cf969cf3e98_0001_51984.jpg" alt="1cf969cf3e98 0001 51984 Hediye Haftası: 2 Kişiye Digital Age Aboneliği" width="344" height="460" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/hediye-haftasi-2-kisiye-digital-age-aboneligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>34</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etkileşimin İki Yüzü</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/etkilesimin-iki-yuzu/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=etkilesimin-iki-yuzu</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/etkilesimin-iki-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 07:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet T. Akalın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Analog Etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Günü Planlamak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Paylaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=374</guid>
		<description><![CDATA[İkiyüzlü etkileşim nasıl olur bilir misiniz? Günlük (analog, dijital ve diğer) sosyal ağ paylaşımlarınız hayatınıza 16 milyon renk katıyormuş algısında iken saate göz atıp günü* bitirdiğinizi fark ettiğiniz an diğer yüzüyle karşılaşma anıdır. Günlük etkileşimler sizi işinizden alıkoyar, hareketlerinizi yavaşlatır, motivasyonunuzu düşürür,  saniyeler** içinde temponuzun gün boyu köprü trafiği hızında seyrettiğini fark edersiniz. Özetle işler birikir, örtbas yeteneğinizi geliştirirsiniz ama olsun; gündemi paylaşmak için harcadığınız zaman, tükettiğiniz beyin enerjinizden daha önemlidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fetkilesimin-iki-yuzu%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fetkilesimin-iki-yuzu%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Analog+Etkile%C5%9Fim,Dijital+Etkile%C5%9Fim,Facebook,G%C3%BCn%C3%BC+Planlamak,Sosyal+Payla%C5%9F%C4%B1mlar,Twitter&amp;b=2" height="61" width="50" title="Etkileşimin İki Yüzü" alt=" Etkileşimin İki Yüzü" /><br />
			</a>
		</div>
<p>İkiyüzlü etkileşim nasıl olur bilir misiniz? Günlük (analog, dijital ve diğer) sosyal ağ paylaşımlarınız hayatınıza 16 milyon renk katıyormuş algısında iken saate göz atıp günü<a title="Gün" href="#not1">*</a> bitirdiğinizi fark ettiğiniz an diğer yüzüyle karşılaşma anıdır. Günlük etkileşimler sizi işinizden alıkoyar, hareketlerinizi yavaşlatır, motivasyonunuzu düşürür,  saniyeler<a title="Saniye" href="#not2">**</a> içinde temponuzun gün boyu köprü trafiği hızında seyrettiğini fark edersiniz. Özetle işler birikir, örtbas yeteneğinizi geliştirirsiniz ama olsun; gündemi paylaşmak için harcadığınız zaman, tükettiğiniz beyin enerjinizden daha önemlidir.</p>
<h4>OMG</h4>
<p>Panik yapmanın modası geçeli çok oldu, etrafınıza bakın kimsenin acelesi yok, elimizde kahveler “<strong>cool</strong>” görünmemiz yeterli <em>(ek= durum ve lokasyon twitlemeyi unutmamalı!</em>). Anı yaşıyoruz nasıl olsa.</p>
<h4>What’s happening?</h4>
<p>Çok düşünmenin gereği yok. Zaten gün içinde elimizde olmayan nedenlerden ötürü meşgul sinyali verdiğimiz oluyor. Sigara molaları, yoğun sıvı tüketimi yüzünden günde 5 kere lavabo seyahati, toplantılar falan derken biraz Facebook’a takılsam ne kaybederim. Hem nadide twit’lere başka nasıl kavuşabiliriz?</p>
<h4>Olaya bilimsel yaklaşma(yın)</h4>
<p>Bunların sebebi günlük hayatınızı idare ettirecek minimumları karşıladığınızı -<em>varsayarak</em>- anı yaşamanın (<em>=sosyal paylaşım?</em>) keyfini çıkartmaktan başka bir şey değildir. Nasıl bir yaşam geçireceğinize sizden başka kimse karar veremeyeceği için<a title="Karar Verme" href="#not3">***</a> haplarınızı dozu yavaş yavaş arttırarak paylaşmayı sakın ihmal etmeyin.</p>
<h4>Çözüm ne, dağa çıkınca çok mu mutlu oluruz?</h4>
<p>Haftasonu hangi dağa gideceğinizi twitlerseniz twitleyin teşhis koymadan panzehiri düşünmenin bir anlamı olmaz, zaten &#8220;<strong>sakın bir yere ayrılmayın reklamlardan sonra döneceğiz</strong>&#8221; lafını günde 10 kere işitip gerçekten bekliyorsanız, biraz-cık daha tüketimin size pek de zararı olmaz.</p>
<h4>Kelam:</h4>
<p>Hayatımızı etkileşimlere kapılmadan yaşamak akıllı bir karar değil, ikiyüzlülüğün farkında olmaktır.</p>
<h4>Özne-yüklem ilişkisi</h4>
<p>(C)2010 yazının öznesi belli olmasa bile, yüklemi buraya kadar okuyan&#8230;</p>
<h4>&#8230;SİZSİNİZ!</h4>
<p><a id="not1">*</a> <strong>gün</strong>; basit bir fonksiyondur, değersizdir; <strong>[mesai-uyku süresi +yaşanmamış hayat]/toplam hayat*0</strong> denklemi ile ifade edilebilir.</p>
<p><a id="not2">**</a> <strong>saniyeler</strong>; genellikle PC’nizi kapatmak için bel hareketine başlarken geçen süre,  gerçekçi olalım kapanma işlemi 2 dakikadan az sürmez.</p>
<p><a id="3">***</a> <strong>özgün</strong> <strong>karar</strong>; erkek cinsler için 40 yaş, kadın cinsler için 12 yaş üstünde geçerlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/etkilesimin-iki-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meşgul Sinyali&#8217;nden Hediye Kitap: Buy-ology</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/mesgul-sinyalinden-hediye-kitap-buy-o-logy/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=mesgul-sinyalinden-hediye-kitap-buy-o-logy</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/mesgul-sinyalinden-hediye-kitap-buy-o-logy/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 12:01:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Buy-ology]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Lindstrom]]></category>
		<category><![CDATA[Optimist Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Promosyon]]></category>
		<category><![CDATA[Time Magazine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=361</guid>
		<description><![CDATA[Okuduğumda çok beğendiğim bir kitabı, her zaman başkalarıyla paylaşmak istemişimdir. Kitap, gerçekten de benim için çok önemli. Zaten haftada en az bir kitap okuyorum ve keşke daha fazla zaman ayırabilsem diye de hep yakınıyorum. Ve geçenlerde, "neden olmasın?" sorusu aklıma geldiğinde, Okuyup da beğendiğim o kitaplardan birini nasıl paylaşabileceğimi düşündüm. Nitekim, Amerika'da ve Avrupa'da çokça yapılan bu tarz promosyonları, Türkiye'de neden bir blog yapmasındı ki? Ben de Optimist Kitap'a ulaştım ve fikrimi Mutlu Hanım'a açtım. Sağolsunlar, anlayışla karşıladılar ve kitapları gönderme inceliğinde bulundular.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fmesgul-sinyalinden-hediye-kitap-buy-o-logy%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fmesgul-sinyalinden-hediye-kitap-buy-o-logy%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Buy-ology,Hediye+Kitap,Marka+Yay%C4%B1nlar%C4%B1,Martin+Lindstrom,Optimist+Kitap,Promosyon,Time+Magazine&amp;b=2" height="61" width="50" title="Meşgul Sinyalinden Hediye Kitap: Buy ology" alt=" Meşgul Sinyalinden Hediye Kitap: Buy ology" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Okuduğumda çok beğendiğim bir kitabı, her zaman başkalarıyla paylaşmak istemişimdir. Kitap, gerçekten de benim için çok önemli. Zaten haftada en az bir kitap okuyorum ve keşke daha fazla zaman ayırabilsem diye de hep yakınıyorum.</p>
<p>Ve geçenlerde, &#8220;neden olmasın?&#8221; sorusu aklıma geldiğinde, Okuyup da beğendiğim o kitaplardan birini nasıl paylaşabileceğimi düşündüm. Nitekim, Amerika&#8217;da ve Avrupa&#8217;da çokça yapılan bu tarz promosyonları, Türkiye&#8217;de neden bir blog yapmasındı ki?</p>
<p>Ben de Optimist Kitap&#8217;a ulaştım ve fikrimi Mutlu Hanım&#8217;a açtım. Sağolsunlar, anlayışla karşıladılar ve kitapları gönderme inceliğinde bulundular.</p>
<p><a href="http://www.optimistkitap.com" rel="nofollow"  target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-367" title="Optimist Kitap" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/optimist_logo1.jpg" alt="optimist logo1 Meşgul Sinyalinden Hediye Kitap: Buy ology" width="145" height="145" /></a></p>
<h1>Bu yazının altına yorum yapan 5 kişiye, &#8220;Buy-Ology&#8221; kitabını hediye ediyoruz.</h1>
<p>Şimdi ben de o kitabı (keşke tüm okuyucularımızla da paylaşabilsem) paylaşmak istedim. 5 adet var bu kitaptan ve Meşgul Sinyali&#8217;nin bu kitapları dağıtmasını istiyorum.</p>
<p>Time dergisinin &#8220;<a href="http://www.martinlindstrom.com/index.php/cmsid__buyology_TIME100" rel="nofollow" title="Martin Lindstrom"  target="_blank">2009&#8242;un en etki sahibi insanları</a>&#8221; isimli araştırmasında yer verdiği Martin Lindstrom&#8217;un &#8220;Buy-Ology&#8221; isimli kitabı, Meşgul Sinyali ve <a href="http://www.optimistkitap.com" title="Optimist Kitap" rel="nofollow"  target="_blank">Optimist Kitap</a> işbirliği ile okuyucularımızla buluşuyor.</p>
<p>Teşekkür ederiz. Promosyonlarımız devam edecek. Özellikle bu hafta içinde pek çok kitap ve daha ne sürprizlerle karşınızda olacağız.<br />
<img class="alignnone size-medium wp-image-362" title="Martin Lindstrom" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/MartinLindstrom_TIME100-300x164.jpg" alt="MartinLindstrom TIME100 300x164 Meşgul Sinyalinden Hediye Kitap: Buy ology" width="300" height="164" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-363" title="Buy-ology" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/05/buyology_k.jpg" alt="buyology k Meşgul Sinyalinden Hediye Kitap: Buy ology" width="590" height="867" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/mesgul-sinyalinden-hediye-kitap-buy-o-logy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana LinkedIn Profilini Göster, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pr/bana-linkedin-profilini-goster-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bana-linkedin-profilini-goster-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pr/bana-linkedin-profilini-goster-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 07:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Birge Elif Basık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Fortune 500]]></category>
		<category><![CDATA[Hamili Kart Yakinimdir]]></category>
		<category><![CDATA[İş Ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Larry Page]]></category>
		<category><![CDATA[LinkedIn]]></category>
		<category><![CDATA[Networking]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=348</guid>
		<description><![CDATA[Az önce Arda Kutsal'dan duyduğum ve sanırım onun da başka birisinden duyduğu "Your network is your net work" lafını düşünüyordum. Daha yeni adımlarımı attığım ve hala emeklediğim iş hayatında ilk farkına vardığım şey "kim olduğunuz ve neler yaptığınız kadar, kimleri tanıdığınız ve kimlerle iş yaptığınızın" önemi oldu. Artık "Hamili kart yakinimdir" dönemi geçti fakat çevreniz ve tanıdıklarınız bazı işleri "kapabilmenizde" kesinlikle kilit bir rol oynuyor. Aslında biraz empati kurup düşününce de bunun böyle olması pek mantıksız sayılmaz. Sonuçta markalar ve kurumlar birer eldiven ve onları dolduranlar da bünyelerinde çalışan insanlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pr%2Fbana-linkedin-profilini-goster-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pr%2Fbana-linkedin-profilini-goster-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Facebook,Fortune+500,Hamili+Kart+Yakinimdir,%C4%B0%C5%9F+Ortakl%C4%B1%C4%9F%C4%B1,Larry+Page,LinkedIn,Networking,Twitter&amp;b=2" height="61" width="50" title="Bana LinkedIn Profilini Göster, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!" alt=" Bana LinkedIn Profilini Göster, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Öncelikle &#8220;<em>Bu ilk Meşgul Sinyali yazım, çok heyecanlıyım!</em>&#8221; diyerek başlamak istiyorum.</p>
<p>Sonrasında da jet hızıyla konuya giriyorum. Az önce <a href="http://www.webrazzi.com" rel="nofollow" title="Webrazzi - Arda Kutsal"  target="_blank">Arda Kutsal</a>&#8216;dan duyduğum ve sanırım onun da başka birisinden duyduğu &#8220;<em>Your network is your net worth</em>&#8221; lafını düşünüyordum. Daha yeni adımlarımı attığım ve hala emeklediğim iş hayatında ilk farkına vardığım şey &#8220;<em>kim olduğunuz ve neler yaptığınız kadar, kimleri tanıdığınız ve kimlerle iş yaptığınızın</em>&#8221; önemi oldu. Artık &#8220;<strong>Hamili kart yakinimdir</strong>&#8221; dönemi geçti fakat çevreniz ve tanıdıklarınız bazı işleri &#8220;<em>kapabilmenizde</em>&#8221; kesinlikle kilit bir rol oynuyor. Aslında biraz empati kurup düşününce de bunun böyle olması pek mantıksız sayılmaz. Sonuçta markalar ve kurumlar birer eldiven ve onları dolduranlar da bünyelerinde çalışan insanlar.</p>
<p>Şahsen, kendi firmam için herhangi bir konuda birilerine ihtiyacım olsa ben de tanıdığım, bildiğim ya da en azından çevremden hakkında olumlu şeyler duyduğum kişilerle/kurumlarla çalışmayı tercih ederim. İnsanın kendini tanıtabilmesi ve başkalarına konuşturabilmesi de onun &#8220;<strong>network</strong>&#8220;üyle doğru orantılı.</p>
<p>Şimdi gelelim işin LinkedIn kısmına. <a href="http://www.linkedin.com" rel="nofollow" title="LinkedIn"  target="_blank">LinkedIn</a>, son zamanlarda Türkiye&#8217;de de yavaş yavaş aktif olarak kullanılmaya başlanmış bir profesyonel networking sitesi. Asıl amaç belirli yerlerden birbirini tanıyan insanların, &#8220;<em>Arkadaşımın arkadaşı benim de arkadaşımdır.</em>&#8221; mantığı ile tanışması ve iş ortaklıkları kurması.LinkedIn hakkında sizler için bir kaç çarpıcı istatistik arandım. İşte bulduklarımdan bir kuple:</p>
<ul>
<li>Toplamda 200&#8242;den fazla ülkede, 65 milyondan fazla kişi tarafından kullanılıyor.</li>
<li>Fortune 500 listesine girmiş şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin hepsinin bir LinkedIn hesabı var. (<a href="http://www.linkedin.com/in/tlytle" title="Larry Page on LinkedIn" rel="nofollow"  target="_blank">Larry Page ile tanışmak için tıklayınız&#8230;</a>)</li>
<li>Aralık 2009&#8242;da yapılmış ölçüme göre yaş ortalaması 40&#8242;mış. Bence bu üyelerinin gerçekten bir yere gelebilmiş profesyoneller olduklarını gösteriyor. Fakat zamanla yaş ortalaması 30&#8242;lara doğru inecektir diye tahmin ediyorum.</li>
<li>Pazarlama değerliliği bakımından Facebook ve Twitter&#8217;dan daha değerli(<em>ymiş. Ben <a href="http://www.emarketer.com/Article.aspx?R=1007284" title="Unisfair" rel="nofollow"  target="_blank">Unisfair</a>&#8216;ın yalancısıyım</em>).</li>
<li>2009 yılında Amerika&#8217;daki firmaların %80&#8242;i LinkedIn&#8217;i kalifiye işçi bulmak ve iş ortaklıkları kurmak için kullanmış.</li>
<li>Yıllık geliri 200 bin dolardan fazla olan insanların ortalama 150&#8242;den fazla bağlantısı varmış. (<em>Benim 50 civarı var, düz hesapla bu durumda ayda 5500$ kazanmam gerekiyor. Sanırım zam istemem gerekecek&#8230;</em>)</li>
</ul>
<p>Bu gerçeklerden sonra bir kısım naçizane yorumumla yazımı bitireyim. LinkedIn eğer gerçekten Türkiye&#8217;de etkin kullanılmaya başlarsa kesinlikle bir takım iş ve işçi bulma sitelerinin papucunu dama atar. Çünkü işverenler işe almak istedikleri kişinin hem kendisini hem de az çok çevresindekilerden yola çıkarak kişinin günlük hayatını inceleme fırsatı bulur. Ayrıca düz mantıkla gidecek olursak, düzgün insanların yanında düzgün kişiler olur değil mi? (<em>Gerçi bu konuda istisna çok, bu yüzden çılgınca ahkam kesemeyeceğim</em>) Kısaca, doğru pozisyona doğru insan kendi doğal ortamından daha rahat seçilebilir.</p>
<p>LinkedIn&#8217;in genel sosyal ağ mantığı ile çok erişilmez gözüken insanlara daha rahat erişim olanağı sağlarsınız, üstelik networkünüz ne kadar genişse bunu o kadar çabuk başarırsınız. İnanıyorum ki azmetsem, yaklaşık 6 ay sonra Rahmi Koç beni evlat edinebilir.</p>
<p>İşin şakası bir yana, bir insan hakkında bir fikir edinmek veya bir yere ulaşmaya çalışıyorsanız, LinkedIn profillerinizi güncelleyin derim. Bir de çok muhteşem LinkedIn grupları var, mutlaka onları bulup takip etmeye çalışın. Hem sektörünüzle ilgili gelişmelerden haberdar olursunuz hem de potansiyel iş fırsatları yakalayabilirsiniz!</p>
<p><em>Ps: Aşağıdaki videoda LinkedIn&#8217;in orjinal tanıtımı var, izleyebilirsiniz:</em></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="590" height="355" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/ZVlUwwgOfKw&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="590" height="355" src="http://www.youtube.com/v/ZVlUwwgOfKw&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pr/bana-linkedin-profilini-goster-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya ve Marka Yönetimi</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/sosyal-medya-ve-marka-yonetimi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sosyal-medya-ve-marka-yonetimi</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/sosyal-medya-ve-marka-yonetimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 07:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan Şık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Brand Manager]]></category>
		<category><![CDATA[Brand New Manager]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Uluslu Şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Foursquare]]></category>
		<category><![CDATA[Friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Küreselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Yöneticisi]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Marka Yönetimi; içinde araştırma &#038; geliştirme, üretim, lojistik ve tedarik zinciri yönetimi, iş geliştirme, pazarlama ve finans gibi çok önemli ana başlıkları bir araya getiren bir kavramdır. Bakıldığında bu başlıkların her biri için üniversitelerde farklı bölümler ve hatta onların da alt bölümleri var. Bir marka yöneticisinin, bu alanların neredeyse hepsinde uzman olmak durumunda olduğunu düşünürsek; kazandıkları paranın pek de "kolay yoldan" olduğunu söyleyemeyeceğim doğrusu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fsosyal-medya-ve-marka-yonetimi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fsosyal-medya-ve-marka-yonetimi%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Brand+Manager,Brand+New+Manager,%C3%87ok+Uluslu+%C5%9Eirketler,Facebook,Foursquare,Friendfeed,%C4%B0%C5%9F+Geli%C5%9Ftirme,K%C3%B6%C5%9Fe+Yazarlar%C4%B1,K%C3%BCreselle%C5%9Fme,Marka+Y%C3%B6neticisi,Marka+Y%C3%B6netimi&amp;b=2" height="61" width="50" title="Sosyal Medya ve Marka Yönetimi" alt=" Sosyal Medya ve Marka Yönetimi" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Çok uluslu şirketler sadece ürünleriyle değil, oluşturdukları yeni kavramlarla da beni daima şaşırtmayı başarmışlardır.</p>
<p>Küreselleşme kavramıyla neredeyse paralel olarak ortaya çıkan bu şirketlerin en büyük ortak özelliği; bulundukları zamanın değerlerine ve trendlerine uygun etkili pazarlama stratejileri üretebilmeleridir.</p>
<p>Kimseye pazarlama dersi vermek niyetinde değilim, zira haddim de değil. Ancak ufak bir örnek vermem gerekirse; hâlihazırda yüzyıllardır saçlarını sabunla yıkayan insanlar, neden şampuanın icadıyla süregelen zaman zarfında saçlarına sabun sürmez oldu? İlk piyasaya sürülen şampuan, insanların saçlarını zamanın sabunlarından daha iyi temizlediği için mi? Yoksa güzel kokusu ve hoş bir görünüme sahip bol köpüğü yüzünden mi? Aslında cevap basit. Tek sebep, doğru pazarlama stratejilerinin uygulanmış olması. Beni şaşırtan nokta tam da bu; 150 yıl önce bu mantıkla hareket edebilen insanlar ve günümüze kadar gelen şirketleri.</p>
<p>Bu şirketlerin, literatüre soktukları en önemli kavramlardan biri belki de &#8220;<strong>Marka Yönetimi</strong>&#8221; kavramıdır. Bu, günümüzde büyük itibar gören &#8220;<strong>Marka Yöneticisi</strong>&#8221; ünvanını da beraberinde getirmiştir. Çıtır çerez mezunlar, bu şirketlerden birine kapağı atıp da bu ünvana sahip olabilmek için çok çalışırlar. Aslında pek de haksız sayılmazlar. İtibar, para, çevre üçlüsü; bu ünvanla kolayca elde edilebilir.</p>
<p>İyi de nedir bu marka yönetimi, marka yöneticisi? Bir tane marka var, &#8220;<strong>gel bunu yönet</strong>&#8221; diyorlar, sen de gidip yönetiyorsun. Bu mudur? Çoğu insanın düşündüğü kadarıyla durum bu. &#8220;<strong>kolay yoldan para kazanıyorlar, oh</strong>&#8221; diyen insanlar tanıyorum.</p>
<p>Marka Yönetimi; içinde araştırma &amp; geliştirme, üretim, lojistik ve tedarik zinciri yönetimi, iş geliştirme, pazarlama ve finans gibi çok önemli ana başlıkları bir araya getiren bir kavramdır. Bakıldığında bu başlıkların her biri için üniversitelerde farklı bölümler ve hatta onların da alt bölümleri var. Bir marka yöneticisinin, bu alanların neredeyse hepsinde uzman olmak durumunda olduğunu düşünürsek; kazandıkları paranın pek de &#8220;<strong>kolay yoldan</strong>&#8221; olduğunu söyleyemeyeceğim doğrusu.</p>
<p>Yüz yıl öncesiyle günümüzü kıyasladığımızda hem teknolojik, hem kültürel, hem de sosyal açıdan çok büyük farklar olduğunu görüyoruz. Yüz yıl sonrasıyla şu günlerin arasında çok daha büyük bir fark olacağını bilmek için sanırım uzman olmaya gerek yok. Bu farkın tohumlarını atan en büyük icatlardan biri hiç kuşkusuz &#8220;<strong>internet</strong>&#8221; ve günümüzdeki evrimleşmiş haliyle web 2.0&#8242;dır.</p>
<p>İnternetin sadece mirc&#8217;deki sohbet odalarından ibaret olduğunu sandığımız günlerden; arkadaşlarımızın yaşamlarına entegre olabildiğimiz facebook,  o anda ne yaptığımızı veya düşündüğümüzü yazabildiğimiz twitter, arkadaşlarımızla anlık etkileşime geçebildiğimiz friendfeed ve anlık lokasyon bilgimizi  paylaşabildiğimiz foursquare gibi web 2.0&#8242;ın nimetleri olan sosyal ağlardan faydalandığımız günlere gelmemiz çok da uzun sürmedi.</p>
<p>Sosyal ağların kullanımın bu denli yaygınlaşmasıyla birlikte; radyo, televizyon ve gazete gibi &#8220;<strong>normal</strong>&#8221; olarak adlandırabileceğimiz medyanın etkisi gün geçtikçe azalıyor. Kişiselliğin en önemli unsur olduğu sosyal ağlar, yeni nesil &#8220;<strong>köşe yazarları</strong>&#8220;nı bizlere sunarken; normal medya da, yerini yavaş yavaş &#8220;<strong>Sosyal Medya</strong>&#8220;ya bırakmaya ve insanlar, friendfeed&#8217;deki herhangi birinin bir ürünle ilgili yaptığı yoruma televizyon reklamlarından daha fazla önem vermeye başlıyor.</p>
<p>Dünya değişiyor ve web 2.0 ile küreselleşme ivmesi gün geçtikçe artıyor. &#8220;<strong>Marka Yönetimi</strong>&#8221; yani uluslararası kabul görmüş adıyla &#8220;<strong>Brand Management</strong>&#8221; kavramı da kendi alt kollarını yaratıyor. Markalar, artık kendilerini sosyal medyada yönetebilecek uzmanlara ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla çoğu büyük şirket, sosyal medyada bir köşe kapabilmek adına adeta yarışıyorlar. Bazı şirketler ise şimdilik bu değişimi uzaktan izleyerek risk almamayı tercih etseler de asıl riski bu şekilde aldıklarını gözden kaçırıyorlar. Heraklietos&#8217;un ünlü sözünü görmezden geldiklerinin henüz farkında değiller: &#8220;<strong>Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.</strong>&#8221;</p>
<p>Yeni düzen ile beraber alışılageldik &#8220;<strong>Brand Manager</strong>&#8220;ların devri kapanıyor. Yaşasın sosyal medyanın &#8220;<strong>Brand New Manager</strong>&#8220;ları!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/sosyal-medya-ve-marka-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Proaktif Müdahale ne demektir? Örnek: Laguna Coupe Benim Olacak</title>
		<link>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/proaktif-mudahale-ne-demektir-ornek-laguna-coupe-benim-olacak/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=proaktif-mudahale-ne-demektir-ornek-laguna-coupe-benim-olacak</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/proaktif-mudahale-ne-demektir-ornek-laguna-coupe-benim-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 13:36:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Online İtibar Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Batu]]></category>
		<category><![CDATA[Fake Account]]></category>
		<category><![CDATA[Friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[Laguna Coupe Benim Olacak]]></category>
		<category><![CDATA[Proactive Interference]]></category>
		<category><![CDATA[Proaktif Müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Taban Yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell]]></category>
		<category><![CDATA[Yapıcı Eleştiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Ne zamandır da bir yandan sevdiğim bir insan olan, diğer yandan ise bir profesyonel olan sayın Cem Batu’nun, kariyerini de - bir anlamda – ortaya koyduğu “Laguna Coupe Benim Olacak” kampanyasıyla ilgili bir yazı yazmak istiyordum. Bir yandan kampanyanın gelişimine dair benim fikirlerimi bulabileceğiniz, diğer yandan ise “Proaktif Müdahale” konusunu işleyebileceğim bir yazı yazayım dedim. (Proaktif müdahaleyi linklediğim wikipedia sayfasını okumanızı tavsiye ederim, her yönüyle işlemiştir bu konuyu o makale)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fproaktif-mudahale-ne-demektir-ornek-laguna-coupe-benim-olacak%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fproaktif-mudahale-ne-demektir-ornek-laguna-coupe-benim-olacak%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Cem+Batu,Fake+Account,Friendfeed,Laguna+Coupe+Benim+Olacak,Proactive+Interference,Proaktif+M%C3%BCdahale,Taban+Yaratmak,Turkcell,Yap%C4%B1c%C4%B1+Ele%C5%9Ftiri&amp;b=2" height="61" width="50" title="Proaktif Müdahale ne demektir? Örnek: Laguna Coupe Benim Olacak" alt=" Proaktif Müdahale ne demektir? Örnek: Laguna Coupe Benim Olacak" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Meşgul Sinyali’ni boşladığımı düşünmeyin lütfen, yeni tasarım ve yapılanma ile ilgili çalışmaktaydım geçtiğimiz hafta boyunca ve Meşgul Sinyali’nin oluşturmaya çalıştığı bir “taban” ile ilgili de “networking” yapıyordum.</p>
<p>Ne zamandır da bir yandan sevdiğim bir insan olan, diğer yandan ise bir profesyonel olan sayın Cem Batu’nun, kariyerini de &#8211; bir anlamda – ortaya koyduğu “<a href="http://www.lagunacoupebenimolacak.com" rel="nofollow" title="Laguna Coupe Benim Olacak"  target="_blank">Laguna Coupe Benim Olacak</a>” kampanyasıyla ilgili bir yazı yazmak istiyordum. Bir yandan kampanyanın gelişimine dair benim fikirlerimi bulabileceğiniz, diğer yandan ise “<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Proactive_interference" rel="nofollow" title="Proactive Interference"  target="_blank">Proaktif Müdahale</a>” konusunu işleyebileceğim bir yazı yazayım dedim. (Proaktif müdahaleyi linklediğim wikipedia sayfasını okumanızı tavsiye ederim, her yönüyle işlemiştir bu konuyu o makale)</p>
<p>LCBO kampanyası’nı beğendiğimi daha önce forumlarda yazmıştım (forumdan kastım <a href="http://www.friendfeed.com" rel="nofollow" title="Friendfeed"  target="_blank">Friendfeed</a> olsun). Projeyi beğenmemin sebebi ise, projenin amacının bir taban yaratmak olması idi ve bu taban da kişi-marka bileşimi üzerinden hareket etmeliydi. Neydi bu taban? Destekçi-köstekçi ilişkisi.</p>
<p>Kullanıcının fikrini almaya çalışmasından dolayı, bu destekçi-köstekçi meselesi çok güzel bir yapı. Çünkü kullanıcıya hiçbir dayatma yapmıyorken, seçim şansı vermesinden ileri geliyor. Ancak burada, bilinçli kullanıcılar olarak, bu “<strong>köstekçi</strong>” yapısını manipüle etmememiz gerekiyor bir yandan da.</p>
<p>Sosyal medya kampanyalarının ülkemizde hitap ettiği kullanıcı tabanı, maalesef  “<strong>duygusal kullanıcı</strong>” olarak tanımlayabileceğimiz bir etki. İncelenesi de bir durum. Burada, markanın, pozitif-negatif ilişkisini ne kadar analiz ettiğini sorgulamamız gerek.</p>
<p>Düşünün ki, bugün, herhangi bir kullanıcı “<a href="http://www.turkcell.com.tr" rel="nofollow" title="Turkcell"  target="_blank">Turkcell</a>” markası ile ilgili “<strong>pozitif</strong>” olarak nitelendirilebilecek bir haber yapıyor, içerik üretiyor, paylaşıyor ya da yorumluyor.</p>
<p>Markanın, bu içeriği “<strong>pozitif</strong>” olarak algılaması her bağlamda doğru değil, sebebi ise, kullanıcının o içeriği üretirken yaşadığı aura yüzünden  “<strong>kendini markaya daha yakın hissetmesi</strong>”nden ileri geliyor. Ancak, sosyal teorilerle ilgili bildiğimiz bir şey varsa, o da: “<em>Sevgi çoğalabiliyorsa, azalabiliyordur da</em>”. Sevgililik gibi düşünün. Bazen sevgilinize olan sevginiz azalır ve dikkat edin, sevgilinizle en çok problemi yaşadığınız zamanlar da o zamanlardır. Ancak sevginiz çoğaldığında, yaşadığınız mutluluğun pek bir değeri yoktur. Gerçek mesele, “<strong>X</strong>” ile olan ilişkilerinizde (<em>x bir markadır</em>) sıkıntılı zamanları “<strong>ayrılmadan</strong>” atlatabilmektir. İşte proaktif müdahale de budur.</p>
<p>Bu konuya az sonra döneceğiz, ancak önce LCBO ile ilgili bir şeyler söyleyelim.</p>
<p>Projeyi sevdiğimi söyledim, ancak benim görüşümce, eksikleri de yok değil. Otorite değilim, benim analitiğimin çalıştığı yönde yorumluyorum sadece.</p>
<p>LCBO kampanyasında, belki, şöyle bir yapı kurulabilirdi. Diyelim ki, kampanya 5 aşamadan oluşuyor. Kampanya ilk ortaya çıktığında, bir köstekçi yaratılırdı. Bu köstekçi, yapıcı eleştirilerle projeyi beğenmezdi ya da eksik bulurdu. Ancak “<strong>yapıcı</strong>” duruşunu da korurdu bir yandan. Aynı şekilde o köstekçinin de bir tabanı oluşmuş olurdu, zaten projenin de amacı da buydu. Kampanya 4. aşamasına geldiğinde, bu aşamada attığı bir adımla Cem Batu, o köstekçiyi devşirirdi ve destekçi haline getirirdi. Bu sayede, köstekçi tabanını da yıkmış olurdu. Sadece destekçi kalırdı, hala köstek olmak isteyen olursa da susmak zorunda kalırdı, çünkü ortada taban kalmazdı.</p>
<p>Yukarıdaki de benim fikrimdir. Çünkü bildiğim bir şey varsa – ki bu aralar görüştüğüm, konuştuğum herkese söylüyorum – proaktif müdahale, bizim piyasamızda anlaşıldığı tanıma sahip değil aslında.</p>
<p>Bizim piyasamızda, proaktif müdahale “<strong>fake account</strong>” ile yapılır (<em>hatta duyuyorum, bazı ajanslar iş planlarına bu kalemi de ekleyip markaya sunuyorlarmış</em>). Bu “<strong>fake account</strong>”lar da, sözde pozitif etki yaratmaya çalışır. İş bilmeyen ajans yapar bu işi. İş bilen ajans, proaktif müdahaleyi açar, okur.</p>
<p>Gelelim Cem Batu’ya. Ne yalan söyleyeyim, ben Cem’i gerçekten çok sevdim ve proje ile içimde güzel bir enerji de oluştu kendisine karşı, zaten daha öncesinden bir tanışıklığımız da vardı. Projeyi gayet iyi ilerlettiğini düşünüyorum (<em>ara sıra “<strong>naif</strong>” davrandığını düşünmüş olsam da</em>) ve zaten destekçi tabanını yarattı (<em>ben de onlardan biriydim, resmen beni kazandı ve sadece ilk videosuyla</em>). İşin köstekçi tabanında ise, zaten piyasada kendilerine “<strong>itibar</strong>” edilmeyen birkaç kişi “<strong>ağır</strong>” eleştiriler yaptı, yapıcı eleştiriler değillerdi. Yapıcı eleştirileri yapanlara da Batu tarafından güzel ve yerinde cevaplar verildi. Kampanya da ilerlemiş oldu bu sayede.</p>
<p>Umarım, Cem Batu, kendisi için oluşturduğu bu yol haritasındaki tüm “<strong>check-list</strong>”i “<strong>tick</strong>”lerle doldurur ve başarılı bir kampanya olur. Zaten Renault’un geçen sene yaptığı “<strong>blogger organizasyonu</strong>”nu da çok yerinde ve yaratıcı bulmuştum.</p>
<p>Son söz olarak diyeceğim o ki: sosyal medya kampanyalarını yere vurmak çok kolay, ben de size benim fikirlerimi, proaktif müdahalenin nasıl olabileceğini ve Türkiye’deki durumunu ufacık anlattım.</p>
<p>p.s.: <em>Yazdığım yazıyı tekrar okuduğumda, belki okuyucu tarafından, LCBO kampanyasında &#8220;fake account&#8221; kullanıldığı gibi bir sonuç çıkarılabileceğini gördüm, hemen düzelteyim o yazdığımı: &#8220;ben bilmiyorum&#8221;. Sadece ülkedeki bazı ajansların &#8220;proaktif müdahale&#8221; tanımını örneklemek istedim.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/proaktif-mudahale-ne-demektir-ornek-laguna-coupe-benim-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

