Meşgul Sinyali, abone olan okuyucularına gönderdiği ilk e-bülten’e bir de sürpriz olarak hazırladığı e-kitabı ekledi. Yeni Medya’nın Felsefesi, Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya’ya dair makaleleri birleştirdiğim bu kitap, 3 kitaplık serinin başlangıcı olacak.
Son zamanlarda yeterince içerik giremedik, biliyorum. ancak e-bülten’e hazırlanıyorduk o dönemde. E-bültenimize hala abone olmadıysanız burayı tıklayın. Gönderdiğimiz ilk e-bülteni görmek için de burayı tıklayın.
Geçtiğimiz günlerde Nokia, Nokia Geliştiriciler Günü ismiyle bir konferans düzenledi. Bu konferansın amacı, Türkiye’deki uygulama geliştiricilere Ovi Mağaza vasıtasıyla uluslar arası pazarlara açılma fırsatı vermesiydi. Nokia Türkiye Genel Müdürü Conor Pierce’ın yaptığı vizyon sunumunda dikkatimi birkaç bir şey çekti. Onlardan da bahsedeceğim ama en önemlisi, “antropoloji” kelimesi oldu.
Geçtiğimiz günlerde dünyanın en çok ziyaret edilen 2. web sitesi olma ünvanını elinde tutan Facebook ile ilgili çarpıcı bir veri gündeme bomba gibi düştü. Inside Facebook’da yer alan verilere göre ABD’de Facebook’a kayıt olma oranı 2 ay içinde %95′e yakın bir oranda düştü. Mayıs ayındaki yeni kayıt sayısı 7,8 milyon civarlarında iken, ne oldu da haziranda bu sayı 320 binlere düştü? Yoksa Facebook’tan sıkıldık mı?
Modern çağın yanında getirdiği tek bir hastalık var, o da “motion sickness” yani hareket hastalığı.
Bizler duramayız!
İnsanoğlu duramaz, sadece duramaz. Fiziksel anlamda bile olduğumuz yerde durabilmemiz için dakikada 30 km hızla dünyanın dönüş yönünün tersine koşmalıyız. Ancak psikolojik, sosyolojik ya da sosyo-psikolojik (adını sizin de koyabileceğiniz herhangi bir insan/kültür bilimi) anlamdan bahsediyorum. Bizler duramayız!
Daha önce Martin Lindstrom’un “Buy-ology” kitabını ve Digital Age dergisi aboneliği hediye ettiğimizi hatırlarsanız. Okuyucularımıza içerik çeşitliliği sunmak adına Meşgul Sinyali’nde birçok farklı etkinlik yapıyoruz ve dahası da gelecek. Bu hafta da alanında Dünya’da tek olan bir derginin ilk 12 sayısını özel klasörüyle birlikte 3 okuyucumuza hediye ediyoruz okuyucularımıza: The Brand Age. Bu yazıya yorum yapan okuyucularımız arasında “rastgele” yapılacak olan bir çekilişle The Brand Age’in ilk 12 sayısını hediye ediyoruz.
Bilmeyenler için söyleyelim, The Brand Age dergisi, “marka” konusunda “niche” bir dergi ve Dünya’da eşi yok.
Bence Türkiye ortamı için “grup satın alma” sistemleri “fail”dir. Son 1 aydır bunu söyleyip duruyorum, üstelik sistem henüz tam anlamıyla duyulmamış ve pek de bilinmiyor olsa da. Neden böyle düşündüğümü açıklayayım.
Tüketim dünyasında, sahip olmak istediğiniz nesneyi satın alabilme olanağından yoksun bırakılabilirsiniz. Ancak her zaman, bir çeşit ya da muadil vardır. Zaten sanayi toplumlarında fikriniz sorulmadan size tanınmış bir hak varsa eğer, o da kolektif bir lütuf ve biçimsel bir özgürlük göstergesi şeklinde sunulan seçme hakkıdır.